Bazı çevreler, Filistin'i bu denli yüksek düzeyde savunan Türkiye'yi nedense bir türlü anlamak istemiyor. Türkiye, keyfinden veya canı istediğinden dolayı Filistin'in yanında yer almış bir devlet değildir. Tarihî geçmişimiz ve bölgedeki şartlar, Türkiye'yi Filistin'i desteklemeye mecbur ve zorunlu kılmaktadır. Çünkü o bölge, Müslüman dünyası açısından sembolik bir öneme sahiptir. Bu sembolün korunması hayati önem taşımaktadır. Orası, Hristiyan ve Yahudi dünyasının bölgedeki emellerine karşı çekilmiş kalın bir duvar gibidir. O duvar yıkılırsa İslam ülkeleri bu duvarın altında kalıp ezilebilir.
Türkiye, Filistin'i ve Filistin halkını desteklemek zorundadır. Mescid-i Aksa oradadır. Kudüs oradadır. İnsanlığın baş belası İsrail'i durduran, onunla mücadele ettiği için zulme uğrayan Gazze halkı sahipsiz bırakılamaz. Hristiyan Batı, her zaman katil İsrail'in yanında yer almıştır. Hatırlıyor musunuz? Savaş başladığında birçok Batı ülkesi İsrail'e koşarak bağlılıklarını bildirmiş ve her türlü yardıma hazır olduklarını açıklamıştı. Bunu yapmalarının tek sebebi İsrail'e destek vermek değildi. Aynı zamanda Filistin'e yardım etmek isteyen İslam ülkelerinin cesaretini kırmak ve destek verecek olanların önünü kesmekti.
Gazze'de savaşan tarafların yalnızca Hamas ve İsrail olduğunu sanıyorsanız aldanıyorsunuz! Bu savaşın içinde bizzat Batı da vardır. Batı'nın taraf olduğu bir savaşa Türkiye kayıtsız kalamaz. İsrail, Batı'nın kurduğu taşeron bir devlettir. Batı'nın desteği olmadan, 300 milyonluk Arap dünyasının ve 600 milyonluk Müslüman âleminin ortasında bu kadar katliam, soykırım ve zulüm gerçekleştiren haydut bir devlet ayakta kalabilir mi?
İsrail, bu bölgede hem Batı adına hem de kendi çıkarları adına savaşmaktadır. Yahudiler ile Hristiyanlar birbirlerine muhtaçtır. Hilal'in önünü ancak İsrail'i ve evangelizmi kullanarak kesebileceklerine inanıyorlar. İsrail de vatan bildiği bu bölgede tutunabilmek için Batı'nın desteğine umulmadık ölçüde ihtiyaç duymaktadır. Batı, Müslüman âlemine karşı emellerine ulaşmak için tarih boyunca küçük devletleri kullanmaktan geri durmamıştır. Batı'nın kullanmaktan ve desteklemekten asla vazgeçmeyeceği şu devletlere özellikle dikkat edelim: İsrail, Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan.
Filistin, 1900'lü yıllardan beri Türkiye'nin aleyhine faaliyetler yürütüyor. Söz dinlemiyor ve bunun zararını da her zaman kendisi çekiyor. Filistin, Filistin olalı uluslararası arenada Türkiye'nin haklı davasına bir kez olsun "evet" demedi. Özellikle 1960'lı yıllardan itibaren Türkiye'nin düşmanlarını üreten ve besleyen kampların başında geldi. Ne kadar zararlı "izm" varsa Filistin kamplarında eğitim görerek Türkiye'ye gönderildi. Komünistler, etnikçiler ve bölücüler Filistin'de eğitildi, orada yetiştirildi.
Bütün bu ihanet hareketlerine ilişkin bilgilerin devletin resmî arşivlerinde mevcut olduğunu biliyoruz. En son Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın Kıbrıs Rum Kesimi'ne yaptığı resmî ziyareti gördünüz. Üstelik bu ziyaret, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'na denk getirildi. Bu ziyaret de gösteriyor ki Mahmud Abbas, Filistin'in başında oturan bir kukladan ibarettir. Hiçbir siyasi ağırlığı olmayan bu adamın orada bir saniye bile durmaması gerekir. Mahmud Abbas'ı oraya gönderen gücün Siyonizm olduğunu bilmeyenimiz yoktur.
Bu açıdan bakıldığında son haftalarda Azerbaycan ile Türkiye'nin arasında meydana gelen birtakım pürüzlerin nereden kaynaklandığını iyice araştırmak gerekiyor. Siyonizmin hedefinde Türkiye vardır. Filistin'i, Kıbrıs'ı, Yunanistan'ı ve bazı Arap devletlerini kafakola alan İsrail’in, kancayı Azerbaycan'a atması normal karşılanmalıdır. Çünkü burada bir taşla iki kuş vurup İran ile Türkiye'yi çıkmaza sürüklemek istiyor. Bu devletin oyununa gelip Azerbaycan'dan uzaklaşmamalıyız!
FAHRETTİN MASUM BUDAK