Türkiye sıradan bir ülke değil, büyük bir ülkedir. Dertleri de problemleri de bir o kadar büyüktür. Böyle olunca bir problem çözülürken başka bir problem ortaya çıkıyor.
Son yirmi, yirmi beş yılda ülkemizde hayal dahi edilemeyecek pek çok şey yapıldı. Türkiye kalkındı, gelişti, büyüdü ve zenginleşti. Hangi sektöre bakarsak bakalım, ülkemiz en az altı, yedi kat büyüdü.
Ne var ki bu göz kamaştırıcı büyümeden pay alamayan kesimler, yaşanan gelişmeleri yeterince hissedemedi. Zaten hoşnutsuzluk ve memnuniyetsizlik de buradan kaynaklandı. Gelir dağılımındaki adaletsizlik ve eşitsizlik, herkesin canına tak etti. Orta direk yavaş yavaş ortadan kayboldu. Zenginle fakir arasındaki uçurum, ölçülmesi imkânsız bir mesafeye ulaştı. Artık zenginlerimizi halkın arasında göremez olduk. Onlar, ayrı dünyaların insanları olarak özel yatlarda, özel adalarda ve özel jetlerde yaşayıp gidiyorlar. Eskiden de zenginlerle fakirler arasında fark vardı ama arada bu kadar büyük bir uçurum yoktu.
Gelir dağılımındaki bozukluğa bazı siyasilerin ve bürokratların talancılığı, yağmacılığı ve fonculuğu da eklenince millet tamamen sahipsiz ve umutsuz kaldı. Bazı belediyeler ve devlet kurumları, hırsızların, arsızların ve namussuzların eline geçti. Sanki mübarekler sülük gibi halkın canına ve kanına dadanmışlar! Kurumlar, şeref ve haysiyetten yoksun bu bürokratların himayesinde talana açıldı. Malum muhalefetin bazı belediye başkanları belediyeleri soyarken iktidarın kimi bürokratları da devlete dadandı!
Günahlarını almayalım. Allah'tan, milletin malına karşı son derece hassas ve tavizsiz bir Cumhurbaşkanı var. Soygunculuğa, talancılığa ve fonculuğa bulaşanların canına okuyor. Kendisi göreve getirse de gerektiğinde görevden almasını biliyor. Bu konuda kimsenin gözünün yaşına bakmak istemiyor!
Keşke aynı duyarlılığı muhalefet liderlerinde de görebilseydik. Keşke belediyelerde yapılan hırsızlıkları ortaya çıkaran devletin çalışmalarına destek veren bir muhalefet lideri görebilseydik! Ve keşke muhalefet liderleri, "Benim hırsızım, benim namussuzum, benim yağmacım ve benim soyguncum iyidir!" anlamına gelecek sözler sarf etmeselerdi!
Kim devletin malına, beytülmale el uzatıyorsa onun burnundan fitil fitil gelsin! Rabbim onları iki cihanda da rezil rüsva eylesin!
Bu ülkenin yarısı fakir fukaradan meydana geliyor. Çöp bidonlarından kâğıt toplayarak geçimini sağlamaya çalışan yüz binlerce insanımız var. Aybaşını zor getiren milyonlarca memurumuz, asgari ücretlimiz ve emeklimiz var. Birkaç milyonu aşkın işsiz insanımız evine ekmek götürmekte zorlanıyor. On binlerce insanımız hastane köşelerinde sağlık ve şifa bekliyor.
Böyle bir ülkede vicdanlarını boşaltanlar, cüzdanlarını dolduruyor!
Bu insanların hakkı yenir mi? Acaba diyorum, bu makam sahibi, kravatlı hırsızlar ne zaman doyacak?
Ne diyelim?
Allah bildiğiniz gibi yapsın!
FAHRETTİN MASUM BUDAK