Hurafe ve batıl inanç; akla, mantığa, bilime ve dinin aslına uymayan, hiçbir delili olmadığı halde kulaktan kulağa yayılarak doğruymuş gibi kabul edilen gerçek dışı inanış ve uygulamalardır. Gerçek böyle olmasına rağmen insanların çoğu araştırmadan hurafe ve batıl inançlara inanırlar.
Hurafe ve batıl inanç kavramları birbirine çok yakın anlamlar taşır ve genellikle toplumlarda koruma, uğur getirme veya uğursuzluktan kaçınma dürtüsüyle hayatta kalmaya devam eder.
Hurafe, sözlük anlamı olarak, "akla ve gerçeğe aykırı düşen aldatıcı, uydurma söz" demektir. Dinî bir temeli olmadığı halde, sanki dinin bir parçasıymış gibi kabul edilip uygulanan her türlü uydurma hikâye, gelenek ve inanç bu kapsama girer. Genellikle sonradan üretilir, dini bir motifle süslenir veya eski kültürlerden taşınarak dinî bir ibadet ya da kuralmış gibi algılatılır.
Batıl inanç ise, “doğaüstü, paranormal ya da mantık dışı sebeplere dayanan, belirli nesne veya olayların insan hayatına doğrudan iyilik ya da kötülük getireceğine inanılması” durumudur. Batı dillerindeki karşılığı olan, eski halk inançlarının yeni dinlerin içinde yaşamaya devam etmesi anlamına da gelir.
Batıl inançlar içlerinde bol miktarda kültürel ögeler barındırır. İnsanların deneme-yanılma yoluyla ya da psikolojik bir rahatlama arayışıyla olaylar arasında mantıksız bağlar kurmasıyla oluşur.
Toplumda ve günlük yaşamda hurafelere ve batıl inançlara çok sık rastlayabiliriz.
Akıl ve Mantık Dışı Hurafeler
İnsan beyni, bilinmezlik karşısında kendini güvende hissetmek ve geleceği kontrol altında tutmak ister. Çaresizlik, korku ya da aşırı şans beklentisi anlarında, mantık devre dışı kalarak bu tür rasyonel olmayan inançlara sığınma eğilimi artar. İslam dini başta olmak üzere modern bilim, mantıki bir temeli olmayan ve insanı yanıltan bu tarz batıl inanışları reddeder.
Hurafe ve batıl inançlar, dışarıdan bakıldığında tamamen mantıksız görünse de insan psikolojisinde ve sosyal yapıda çok önemli boşlukları doldurdukları için binlerce yıldır varlıklarını sürdürürler. Bu inanışların arka planında yatan temel psikolojik ve sosyolojik nedenler bilimsel olarak açıklanmaktadır.
Bireysel boyutta batıl inançlar, insanın zor durumlarla başa çıkmak için geliştirdiği psikolojik birer savunma mekanizmasıdır. İnsan zihni belirsizlikten ve çaresizlikten nefret eder. Sınav, hastalık, ekonomik kriz veya doğal afet gibi kontrol edemediğimiz durumlarda, uğurlu saydığı bir nesneye dokunmak veya tahtaya vurmak insana olayları kontrol edebildiği hissini (kontrol illüzyonunu) verir. Bu da yoğun stresi azaltır.
Geleceğin bilinmezliği insanda kronik bir kaygı oluşturur. Fal baktırmak, astrolojiyi takip etmek ya da rüyalara aşırı anlam yüklemek, zihnin geleceği öngörerek bu kaygıyı yatıştırma çabasıdır. Bu anlamda insan beyni olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurmaya programlıdır. Başına kötü bir olay gelen kişi, bunun rastlantı olma ihtimalini kabul etmek yerine, "Biri bana nazar etti" ya da "Salı günü işe başladım, ondan oldu" diyerek duruma mantık dışı da olsa net bir sebep atamak ister.
Mesela birisi, tamamen tesadüfi bir şekilde mavi kalemle girdiği bir sınavdan yüksek not aldığında, beyin bu iki durum arasında hatalı bir bağ kurar. Sonraki sınavlarda da o kalemi kullanmak adet haline gelir ve bu davranış takıntı boyutuna varmadıkça geçici bir rahatlama sağlar. Buna psikolojide öğrenilmiş çaresizlik denir.
Sosyal hayatta ise hurafeler, bireyleri bir arada tutan ve kuşaktan kuşağa aktarılan sosyo-kültürel kodlardır. İnsanlar içine doğdukları toplumun doğrularını sorgulamadan öğrenirler. Çocukluğundan beri annesinin nazar boncuğu taktığını, büyüklerinin merdiven altından geçmediğini gören birisi, bunu kültürel bir refleks olarak devam ettirir. Ortak batıl inançlar ve yapılan hareketler, bireyler arasındaki görünmez bağları kuvvetlendirir. Örneğin, yeni yolculuğa giden birinin arkasından su dökmek veya nazar boncuğu hediye etmek, topluluğun bir parçası olma ve ortak bir duyguyu paylaşma arzusunu tatmin eder.
Dini bilgi yetersizliği ve geleneklerin din haline getirilmesinin de tesiri vardır. Resmi din eğitiminin veya nitelikli kaynakların zayıf olduğu dönemlerde, eski Şaman ya da Pagan gelenekler dinin bir parçasıymış gibi bidat olarak topluma yerleşir. Türbelere bez bağlamak veya mum yakmak, aslında eski inançların İslami bir kılıfa bürünerek sosyolojik varlığını korumasıdır.
Meseleyi özetlemek gerekirse, insanların psikolojisi belirsizlikle baş etmek için batıl inançları üretirken, sosyoloji anlayışı ise bu inançları paketleyip nesiller boyu yaşatacak kültürel alanı sağlar.

Diyanet’in Hurafe Araştırması
Diyanet İşleri Başkanlığı, geçmiş yıllarda Türkiye genelinde halk arasında yaygın olan batıl inanç ve uygulamaları tespit etmek amacıyla kapsamlı araştırmalar yürütmüş ve neticelerini “21. Yüzyıl Türkiye'sinde Hurafeler” ile son yıllarda güncellenen “Geçmişten Günümüze Hurafeler” adlı çalışmalar altında kitaplaştırmıştı. Bütün Türkiye’deki il müftülükleri aracılığıyla yapılan bu saha çalışmalarında, dinin aslına uygun olmayan, İslam'ın özüyle bağdaşmayan ve sosyal hayata yerleşmiş 1.380 çeşit hurafe kategorize edilerek tespit edilmişti.
Okuyucularımız Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi web sitesindeki “Diyanet Haber Güncel Hurafeler Sayfası” ile Yayın Satış Portalındaki E-Kitap bölümlerini inceleyerek bu batıl inançların dini kaynaklardaki analizlerine ve rehber kitapçıklara doğrudan erişebilirler.
Diyanet'in yayınladığı rapor ve rehberlerde, öne çıkan hurafe alanları ile toplumda en sık rastlanan batıl inanç örnekleri bazı başlıklar altında gruplandırılmıştır:
Türbe ve Adak Hurafeleri
Türbelerden şifa ve medet ummak. Bir dileğin gerçekleşmesi için yatırların mezar taşına mum yakmak, bez-çaput bağlamak.
Allah ile araya aracı koymak. Doğrudan Allah'tan istemek yerine türbe ve tekke gibi yerlerdeki ölüleri aracı kılarak adak adamak veya kurban kesmek.
Türbe eşyalarından beklenti ummak. Mezardaki toprağı eve getirmek, oradaki çimlere veya taşlara şeker/para bırakmak.

Uğur ve Uğursuzluk Hurafeleri
Gazete, dergi ve dijital mecralardaki astrolojik yorumlara inanmak, burçların insan karakterini ve geleceğini tamamen şekillendirdiğini savunmak.
Sihir, Büyü ve Fal gibi batıl şeylere inanmak. Kahve falı, medyum veya şifacılardan medet ummak; gelecekten haber verme veya kısmet açma vaatlerine inanmak.
Eşya ve günleri uğursuz saymak. Salı günü işe başlamamak, iki bayram arası nikâh kıymamak, gece tırnak kesmenin ömrü kısaltacağına veya uğursuzluk getireceğine inanmak.
Hayvan ve doğa olaylarına inanmak. Kara kedinin önünden geçmesini, baykuş ötmesini uğursuzluk saymak; ay ve güneş tutulmasında silah atmak ya da teneke çalmak.
Kişinin üzerine kuş pisliğinin düşmesi, mekân içerisinde şemsiye açmanın uğursuzluk getireceğine inanmak, gibi olaylara ve nesnelere uğur veya uğursuzluk yüklemek.

Cenaze ve Ölüm ile İlgili Hurafeler
Ölünün arkasından günleri kutsamak. Dinde kesin bir kanıtı olmamasına rağmen cenazenin 3, 7, 40 ve 52. gecelerinde ölüm mevlidi adı altında zorunlu ibadet ve ritüeller icra etmek.
Ruhun evi ziyaretine inanmak. Ölen kişinin ruhunun belli günlerde evini ziyaret ettiğine inanarak o odaya ışık yakmak veya su koymak.
Ölünün ayakkabısını kapıya koymak ve çevirmek. Cenaze çıkan evde ölen kişinin ayakkabılarını kapı önüne ters çevirerek koymanın ölümün evden uzaklaşmasını sağlayacağını düşünmek.
Cenazenin defin işlemi esnasında küreğin yere konulmadan alındığında alanın öleceğine inanmak.
Cenaze evindeki dolu olan su kapları boşaltılarak, cenaze kaldırıldıktan sonra onları tekrar doldurmak.
Ölen kişinin ruhu gelir diye cenaze evini sürekli aydınlatmak. Ölünün kefeni arasına dua, ayet, vasiyetname gibi şeyleri kâğıda yazıp koymak.
Ölen kimsenin mezarda içeceğini düşünerek mezarın üzerine su testisi koymak.
Aile, Çocuk ve Sosyal Hayat
Yolcunun arkasından su dökmek. Askere gidenin ya da uzun yola çıkanın arkasından "su gibi çabuk dönüp gelsin" mantığıyla su dökmek.
Yeni doğan bebeğin ve annenin 40 gün boyunca dışarı çıkarılmaması, yıkanırken suya altın veya taş atılması gibi inanışlar.
Sünnet olan çocuğun acısının azalacağı inancıyla, sünnet anında annesinin veya yakınlarının makas sallaması, ip germesi ya da kilit açması.

Nazar, Muska ve Metafizik Korkular
Nazardan korunmak için mavi boncuk takmak veya kurşun döktürmek (İslam'a göre şifanın ve korunmanın sadece dua ile aranması gerekir).
Geceleri ateşe su döküldüğünde veya yiyeceklerin ağzı açık bırakıldığında cinlerin çarpacağına ya da musallat olacağına inanmak.
Astroloji ile meşgul olmak, görsel ve basılı medyadaki astrolojik burçlar ile ilgili bilgiler doğrultusunda günlük astrolojik fala inanmak ve yaşamına o doğrultuda yön vermek.
Çay, kahve ve benzeri fallara baktırmak ve bakmak. Oradan elde edilen ve anlatılan bilgiler doğrultusunda hayatına yön vermek.

Diğer Bazı Meşhur Hurafeler
Türbelerden veya Mekke ve Medine’den getirilen topraktan hastalara yedirmek ve böylece şifa bulacağına inanmak.
İki bayram arasında nikâh yapılamayacağına inanmak.
Kapı eşiğinde oturan kimsenin borcunun artacağı ve fakir olacağına inanmak.
Sağ elinin içi kaşındığında para geleceği, sol elinin içi kaşındığında da para çıkacağına inanmak.
Ezan okunurken köpeklerin ulumasının kötülük getireceğine inanmak.
Sayılara anlam ve uğur yüklemek, mesela yedi sayısının uğurlu olduğunu düşünmek.
Yeni doğan bebeğin göbek bağının kesilerek cami avlusuna bırakmak.
Kısmet açılması için müezzine minareden para attırmak veya mendil sallamasını istemek.
Kara kedinin insanın önünden geçmesinin uğursuzluk getireceğine inanmak.
Horozun vakitsiz ötmesi, insanın önünden tavşanın geçmesi ve karganın bir mekânda ötmesinden uğursuzluk çıkarmak.
Akşam sakız çiğnemek, Gece aynaya bakmak ve Merdiven altından geçmek gibi eylemlerin uğursuzluğuna inanmak.