Kuzey Azerbaycan Devlet Başkanı Sayın İlham Aliyev’in Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) Kurultayı’nda Türkiye’ye yönelik sert ve kibirli açıklamalarda bulunması, sanıyorum en fazla İsrail’in hoşuna gitmiştir. Aliyev’in Türkiye’ye ayar verircesine üstenci bir tavırla konuşması, diplomatik ve siyasi çevrelerde ciddi eleştirilere neden oldu.

Aliyev’in sebep olduğu bu gerilime her iki ülkenin basını, televizyonları ve sosyal medyası da dahil olunca ortalığı bir anda toz duman bürüdü. Karşılıklı söz düelloları ve polemikler alabildiğine körüklendi; hiç de şık olmayan sözler sarf edildi. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sürtüşmeye yıldırım hızıyla dalan sosyal medya fenomenleri, yüz yıllık yanlışların kapağını açıp ortalığa saçtılar! Kardeşler, maalesef bu kez birbirlerine kavgada bile söylenmeyecek galiz sözleri sansürsüzce kullanmaya başladılar.

Bir süredir karşılıklı atışmalarla herkes kendi tarafının haklılığını pekiştirmeye, gereksiz ve absürt cümlelerle gönül kırmaya çalışırken bu olumsuz tartışmaların önüne geçmek için Azerbaycanlı hiçbir yetkili çıkıp açıklama yapma cesaretini gösteremedi. Yalnızca Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, üstü örtülü ve diplomatik bir dille karşı tarafa göndermelerde bulunarak olayları tırmandırmanın kimseye fayda sağlamayacağını belirtti. Ondan önce de Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, bir açıklama yaparak kız çocuklarının eğitim haklarının ellerinden alınmaması gerektiği üzerinde durmuştu.

İlham Aliyev’in Yeni Azerbaycan Partisi Kurultayı’nda Türkiye ile ilgili yaptığı açıklamaları ilk günlerde kimse üzerine alınmadı. Pek çok kalem, bu açıklamaları örtbas etmeye, hatta inkar etmeye çalıştı. Sığındıkları gerekçe, Aliyev’in açıklamalarının doğrudan Türkiye’yi hedef almadığı iddiasıydı. Oysa her şey ayan beyan ortadaydı. Aliyev, burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, dolayısıyla Türkiye’ye resmen çatıyor ve ayar veriyordu.

Sayın İlham Aliyev’in bu sorumsuz ve pervasız açıklamalarını kabul etmemiz ve onaylamamız mümkün değildir. Kendi ayağına sıktığı kurşunun açtığı derin yaraları bakalım kısa sürede tedavi edebilecek mi? Sırf İsrail sevinsin diye Türkiye’ye çatmak, aklın ve mantığın kabul edebileceği bir tutum değildir. Bu nasıl bir dış politika aymazlığıdır, anlamadım gitti!

Sizin hükümranlığınıza ve bağımsızlığınıza karışan mı vardı? Yoksa iç işlerinize müdahale eden mi vardı? Bu nasıl bir densizliktir? Dış politikada hiç mi hatır gönül gözetilmez? Kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmeleri çıkıp meydanlarda açıklamanın ne faydası vardır?

Türkiye’de ve diğer ülkelerde yaşayan Azerbaycan Türklerinin Azerbaycan’ı ve onun yöneticilerini eleştirme hakkı yok mudur? Yani sizin yanlışlarınızı alkışlamak zorunda mıyız? Peki, burada hiç mi kardeş hatırı yoktur? Türkiye sizden bir şey isteyemez mi? Kılık kıyafet ve başörtüsü konusundaki uygulamaları biraz gevşetmenizi ya da görmezden gelmenizi isteyemez mi? Bunun neresi iç işlerine karışmaktır?

Sayın Aliyev, siz bu üstenci tavrınızla bu mesajı verirken hiç mi düşünmediniz? Neyin peşindesiniz? Siz isteseniz de Türkiye Azerbaycan’dan vazgeçmez! İki ülkenin halkı kan bağıyla, can bağıyla birbirine bağlıdır. Küçük ülke kompleksine kapılmanıza ne gerek vardı? Hiç mi İngiltere ve Amerika’dan örnek almadınız?

Bu iki ülke, yaklaşık iki yüz yıldır birbirlerini pek çok konuda destekliyor. Aralarında en ufak bir sorun çıktığında bile bunu her zaman kamuoyu önünde büyütmüyorlar. Ortak noktaları yalnızca dilleri değildir; tarihi, siyasi ve stratejik bağları da vardır. Amerika’da yüzlerce etnik kökenden insan yaşamasına rağmen İngiltere ile Amerika, kardeşçe ilişkiler kurarak dünya siyasetinde birlikte hareket edebiliyorlar.

Tamam, sizi anlamıyor değiliz. Bugüne kadar Arap ülkelerinin uluslararası arenada Azerbaycan’a karşı tutumları hiç de dostane olmadı. Filistin meselesinde de Azerbaycan’ın beklediği desteği bulamadığını düşünüyor olabilirsiniz. Ancak ortada bir zulüm, katliam ve soykırım iddiasının ötesinde, dünyanın gözü önünde yaşanan ağır bir insanlık dram vardır! Bu konuda Türkiye’nin yanında yer almasanız bile en azından sessiz kalabilirdiniz. Bırakın bunu yapmayı, neredeyse İsrail’i dünyanın bir numaralı dostu ilan edeceksiniz! Bu politikanız, Azeri Türklerinin ve topyekûn Türk milletinin hassasiyetleriyle taban tabana zıt düşmektedir.

Başörtüsü konusundaki endişelerinizi de anlıyoruz. Güneyden gelebilecek bir “devrim ihracı” ihtimalinden çekinmiş olabilirsiniz. Ancak bu kadar sıkı ve baskıcı yasaklar uygularken can dostunuz Türkiye ile birlikte hareket ederek bir çözüm yolu bulabilirdiniz! Unutmayın ki Türkiye, geçmişte yaşadığı 28 Şubat sürecinin ağır mağduriyetlerine rağmen, tüm kurum ve kuruluşlarıyla laik bir ülke olarak dimdik ayaktadır ve sizin yanınızdadır. Türkiye, bu meselede tüm tecrübelerini sizinle paylaşmaktan ve size destek vermekten çekinmezdi.

Kafkaslarda, Türkiye gibi dev bir ülkenin desteği olmadan rahatça yaşamanız kolay değildir. Kuzeyden ve güneyden gelebilecek ciddi tahrik ve baskıları Türkiye’nin desteği olmadan bertaraf etme imkanınızın sınırlı olduğu bir gerçektir. Bu nedenle ayağınızı yere sağlam basacak, arkanızı güvence altına alacak güvenilir müttefiklerden vazgeçmemelisiniz.

Unutmayın: Azerbaycan’ın Türkiye’den başka, onunla aynı tarihî ve kültürel bağları taşıyan, aynı ölçüde güvenilir bir müttefik bulması mümkün değildir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, günlük siyasi tartışmalara ve geçici anlaşmazlıklara kurban edilemeyecek kadar değerlidir.

FAHRETTİN MASUM BUDAK