Cumhuriyet Halk Partisi'nde taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor. Kemal Kılıçdaroğlu'nu çeşitli ayak oyunlarıyla 38. Kurultay'da saf dışı bırakanlar zafer sarhoşluğuyla "şıkıdım şıkıdım" oynarken bugünleri nedense hiç akıllarına getirmediler.
Bu ülkede adalet de var demeyi bir türlü düşünüp akıllarını başlarına almadılar. Kaptıkaçtıyla kurultay alanlar hayal etmedikleri adaletin ve hukukun ayağına takıldılar. İlk defa yargı, partileri mercek altına alıp delege garabetinin peşine düştü. Kongrede çevrilen dolaplarla aldıkları karnenin sıfırlarla dolu olduğunu görmeden sınıf geçtiklerini sandılar. Demokrasi tarihinde bir genel kongrenin resmen satın alındığını millete yutturacakları bir sırada, adalet denilen terazinin bir gözüne takıldılar.
Karne baştan sona sıfır notlarıyla doluydu. Buna rağmen zorlama ve usulsüzlükle sınıf geçip bir üst sınıfa atlamak istediler. Bu kongreden sonra bir yaş daha büyüdük. Devletlerde yönetim değişikliğinin darbeyle, ihtilalle olduğunu biliyorduk ama partilerde çalmayla, çırpmayla, satın almayla olduğunu maalesef bilmiyorduk. Zavallı Kemal Bey, durduk yerde "bürütüsler" tarafından nerdeyse güme gidecekti! Bereket versin Türk adaleti ve Türk hukuk sistemi suçluların canını okumak için elinde adalet kılıcıyla bir kenarda hazır bekliyordu. Yoksa CHP'nin bu kurultayı, tarihe satın alınan kurultay olarak geçecekti.
Adaletin kestiği parmak incinmez şiarıyla tekrar başa geçen Kemal Kılıçdaroğlu, sırtına hançer vuranları birer birer tespit edip parti tüzüğünün vicdanına teslim etmeye başladı. Bu amaçla " temizlik" ve "arınma"dan nasiplenen iller arasına Tekirdağ ilini de ekledi. Belli ki kirlenen ve lekelenen iller arasında Tekirdağ CHP İl Başkanlığı da vardır. Geçmişten ders alan Kemal Bey, bu konuda tereddüde mahal bırakmadan operasyon düğmesine basa basa sağlıklı ve dengeli bir şekilde ilerliyor. Kılıçdaroğlu, hırsızları temizlemede kararlı ve haklı olduğunu bir kez daha gösterdi. O azar azar ilerliyor ama aynı zamanda yara yara ilerliyor!
Lekeli ve kirlilerin her operasyon karşısında basının karşısına geçerek pişkinlik yapması ve sokakları göstermesi çözülmenin ve tükenmenin dayanılmaz hafifliği olarak değerlendiriliyor. Nice zaman oldu ki, sokaklara çağırdığınız insanlardan ne ses ne de seda geldi! Çelmelerinizle devirdiğiniz ve yerlere serdiğiniz gerçek ve meşru kadrolar sığındıkları adalet terazisinin kefesinden bir anda fırlayarak asıl sahibi oldukları makamlarına oturmanın haklı gururunu yaşadılar.
Adalet "butlan"ın kim olduğunu gösterdi. Bu yönüyle "seçilmiş" sınıfında değil, "kızarmış" ve "büzülmüş" sınıfında yer aldığınızı gösterdi. Korsanlık ve haramilik yaparak konduğunuz koltuklar Türk adaletinin keskin kılıcı tarafından altınızdan çekilip alınınca "seçilmişler" edasıyla özünüz çalıp özünüz oynadınız. Kimse de sizlerin bu "cengi" ve "köçekler" gibi gerdan kıvırmanızı ciddiye alıp dönüp bakmadı bile!
Şunu bilin ki, Türk milleti, partileri "devleti soyma makamı" olarak gören insanları asla affetmez!
FAHRETTİN MASUM BUDAK