Yunus Meral'in oğlu Alperen'in düğününde Erdem Karakoç ile sözleşmiştik. 1 Temmuz Çarşamba günü Silivri- Selimpaşa'da Majestic'de Mustafa Seyhan'ın konuğu olacaktık.

Çarşamba sabahı erkenden Erdem Karakoç aradığında, "Bakıyım, dedim, kalkmış mısınız acaba?" sözüne "Ülkücüler uyumaz, hazırlık yapıp hemen yola çıkıyoruz" diye cevap verdim. Bu telefonun ardından arayan ikinci kişi gazeteci arkadaşım Şaban Kardeş oldu. "Hocam ben hazırım, seni nerden alayım?" diye sorunca "Her zamanki yerden" deyip telefonu kapattık. Birkaç dakika içinde hazırlığımı yapıp hızla kararlaştığımız yere doğru yöneldim. Hava açık ve berraktı. Henüz sabahın serinliği gidip öğlenin sıcaklığı çökmemişti. Tam saatinde gelen Şaban Kardeş'in arabasına atladığımız gibi Silivri'ye doğru yola koyulduk.

Şaban Kardeş Bey'in huyudur. Yolda tam gaz giderken gazete çalışanlarına durmadan, bıkmadan lisanı üslupla talimatlar yağdırır. "Şunu şöyle yapın, bunu böyle yapın" diye. Yine aynı talimatlarla otobanda hız sınırı falan dinlemedi. Bir yandan çalışanlarını farklı yerlerden farklı haberler almaya yönlendirirken, bir yandan da gittiği ve bulunduğu toplantılardan önemli haberler çıkarmanın peşindeydi. Bazen içimden "Gazetecilik bu adamın ruhuna işlemiş" demekten kendimi alamıyorum. Aklı, fikri çıkardığı gazetelerini bir üst lige çıkarabilmektedir. Öyle durumlar oluyor ki yemek yemeğe, uyku uyumaya zaman bulamıyor. Günde dört beş saat uyusa papağını göye atacak... Gece gündüz bıkıp usanmadan koşturup duruyor. Onun bu halini her gördüğümde endişe duymuyorum desem yalan olur. Bütün bu koşturmacanın ortasında bir de üniversite hayatına başlamasın mı? Mesleğini geliştirmek ve daha ileri noktaya taşıyabilmek için İletişim Fakültesi'nde okumaya karar verdiğinde çok takdir etmiştim. Üçüncü yıla geçtiği üniversitede her sabah İstanbul- Çerkezköy arası mekik dokuyor. Sabah gidip akşam geliyor. Bazı günler İstanbul'a ikiden fazla gidip geldiğini düşünebilirsiniz. Sanki o gazeteciliği, gazetecilik de onu esir almış... Gözü bu meslekten başka hiçbir şey görmüyor. Halka hizmeti, hakka hizmet olarak beynine nakşetmiş. Trakya'yı karış karış geziyor. İstiyor ki, bütün güzellikler ve mutluluklar genelde Trakya'nın ve özelde Çerkezköy'ün olsun!

Aslında Selimpaşa'da birlikte kahvaltı yapacağımız arkadaşlarımızı anlatacaktım. Ama kalemim bir anda Şaban Kardeş Bey'in günlük performansına kaydı. Doğrusu ben bu adam kadar mesleğine düşkün ve mesleğine meftun bir adam görmedim. Neyse...Bunu burada noktalayıp asıl konuya geçelim.

Selimpaşa, Silivri ilçesinin şirin ve temiz bir mahallesi olarak yazlıkçılara hizmet veren önemli bir yerleşim birimi. Sahilleri yazın çok şenlikli ve kalabalık oluyor. Yeşili, kumsalı, güneşi, denizi ve sosyal donatılarıyla yazın kavurucu sıcaklarında İstanbullunun en fazla tercih ettiği sahillerden biri olarak her zaman göz dolduruyor. Burası meşhur Çeşme sahillerinin çok bilinen serinlik dolu esintilerine çok benziyor.

Bu güzel sahilde "Majestic" adlı mekanın sahibi Mustafa Seyhan ve çalışanları, müşteri ve misafirlerine her türlü konforu sunmaktan geri kalmıyor. Mekanı tercih eden insanların gördüğü muamele gönüllerde iz, ağızlarda uzun süre tat bırakıyor diyebilirim. Burada dinlenmek de yüzmek de çay içip sohbet etmek de insanın ruh dünyasına farklı bir dinginlik ve farklı bir iklim sunuyor.

İstanbul'un ve Trakya'nın değişik noktalarından gelen Taşmedreseli arkadaşlarımıza gönüllerini ve sofralarını açan başta Erdem Karakoç, Orhan Çakıroğlu ve Mustafa Seyhan olmak üzere etkinliğe katkı sunan ve katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum.

FAHRETTİN MASUM BUDAK