Türkiye'de artık siyasete de siyasetçiye de güven kalmadı. Siyaset de siyasetçi de tam dibe vurdu. Maalesef siyaseti bu noktaya taşıyan da yine siyasetçiler oldu. Toplum nezdinde siyasetçinin itibarının bu denli düşmesi siyasetçinin öz yüzündendir. Baltanın sapı ağaçtan olunca elbette ki ağaç, kendisini korumakta zorlanacaktır! Siyasetçi bindiği öz dalını keserken, düşeceğini nedense hiç aklına getirmiyor.

Birçok belediye başkanı veya milletvekili parti değiştirirken öyle bir davranış sergiliyor ki, insan duyunca gerçekten utanası geliyor. Ne ayıp biliyorlar ne günah!.. İnsan makam için üç günlük dünyada bu kadar küçülür mü? Bunlar "Fırıldak Kubi"yi de geçtiler. Bir milletvekili 'A' partisine geçiyorsa 'A' partililer onu omuzlarda taşıyor, yerden göğe sığdıramıyor ve öve öve bitiremiyor. Karşı taraftaki 'B' partililer ise aynı milletvekilini yerden yere vurarak her türlü çirkin sözü söylemekten çekinmiyor. Adamın yedi sülalesini ırgalıyorlar! İftira atıyorlar. En galiz cümleleri bir mermi gibi sıkıyorlar. Hakaret ediyorlar, aşağılıyorlar.

Aynı kişi, bir müddet sonra tam tersini yapıp bu sefer geldiği yere, partisine dönünce, daha önce kınanan, aşağılanan, satılık denilen adam övülüyor ve tepe üstünde tutuluyor. Bununla da kalınmıyor, omuzlara alınıp alkışlanıyor.

Kim olursa olsun, partisine geçen milletvekili veya belediye başkanı her türlü övgüye layık görülüyor. Eğer aynı milletvekili veya belediye başkanı geldiği partiyi terk edip gidiyorsa bu sefer önceden temiz dil kullanılan adam için en kirli dil harekete geçiyor. Bu anlayış politikanın en ahlaksız anlayışı olarak devam edip gidiyor. "Adam bizimle beraberse ahlaklıdır, adaletlidir ve faziletlidir. Adam bizimle beraber değilse, zalimdir ahlaksızdır ve hırsızdır" görüşü tam yerleşmiş vaziyette.

Hele "Vekillikten de, belediye başkanlığından da istifa etmelidir" cümlesi yok mu? Bu cümleyi her iki taraf da işine geldiği gibi o kadar çok kullanıyor ki, insan dinleyince hayret ediyor. Örneğin, Müsavat Dervişoğlu, CHP'den istifa ettiği için Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özaslan'ı "siyasi ahlaksızlıkla" suçluyor. Eğer dediği doğruysa kendisi de aynı duruma düşüyor. Çünkü o da MHP'den istifa etmişti. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu CHP'de iken, tüm partililer ona "Topuklu Efe" diyor ve öve öve bitiremiyorlardı. Bu bayan Belediye Başkanı istifa edip AKP'ye geçince aynı partililer tarafından her türlü iftiraya maruz kaldı. "Korkusundan kaçıp iktidara sığındı. Eğer kalsaydı AKP yargısı onu hapse attıracaktı, bir sürü yolsuzluğu vardı" demeye başladılar. Aynısını maalesef diğer partiler de yapıyor.

Eskiden köle pazarı vardı. İsteyen gidip bu köle pazarından kadın, erkek fark etmeksizin istediğini alabiliyordu. Çağımızda da bu pazardan biraz farklı bir pazar kurulmuştur. Bunun da adı "siyaset pazarı"dır. İsteyen partili gidip bu pazardan canı istediği başkanı veya milletvekilini "siyasi pazarlık usulü" alıp partisine katabiliyor! Yalnız "köle pazarı"yla "siyaset pazarı"nın arasında ufak bir fark vardır. "Köle pazarı," resmi çalışıyordu. "Siyaset pazarı" ise gayri resmi çalışıyor!

Toplum bozuldu, partiler bozuldu ve siyasetçiler yoz oldu!

FAHRETTİN MASUM BUDAK