15 Temmuz 2016 yılında Türkiye'de yapılan darbe girişiminde diğer darbelerde olduğu gibi yine Batı'nın parmağı vardı.
15 Temmuz günü öğleden sonra 16 ile gece 24'e kadar olup bitenler hala sır gibi saklanmaktadır. Bu saatlerde devlet birimleri arasında sağlanan koordinasyon tam bir muamma olarak karşımızda durmaktadır.
O meşum günde yolculuk yapmaktaydım. Akşam 21 sularında bir arkadaşım aradı. "Darbe oldu" dedi. İnanmadım. "Bu saatlerde darbe olmaz, olsa da başarıya ulaşamaz" dedim.
Gece sabaha kadar uyumadım. Otobüste darbeyi saniye saniye izledim. Ortada Sayın Devlet Bahçeli dışında sorumlu ve yetkili devlet adamı yok gibiydi. Ana muhalefet olmak üzere tüm muhalefet partileri adeta sinmiş ve gizlenmişti.
Milliyetçi Hareketin Önderi Sayın Devlet Bahçeli, partiden evine geçerken yolda darbe girişimini öğrenir öğrenmez geri dönüp partiye geçer ve karargahın ışıklarını yaktırır.
Bahçeli, sağa sola telefon yağdırır. Başbakan Binali Yıldırım'a ve Cumhurbaşkanı'na ulaşmaya çalışır.
Ortalıkta ülkenin birinci ve ikinci adamı yoklara karışmıştı. Sanki yer yarılmış, yerin dibine geçmişlerdi.
Açıktı ki darbeye direnmek olmayacaktı. Devletin birinci ve ikinci adamları can derdine düşmüştü! Biri Marmaris'te can güvenliği ararken, diğeri de gittiği Karadeniz'de bir tünelde gelişmeleri izliyordu.
Devlet Bahçeli kararlıydı. Artık bu darbeler canımıza tak etmişti. Batı'nın oyuncağı olmaktan kurtulacaktık. Her canı isteyen Batı ülkesi Türkiye'de darbe yaptıramayacaktı. Bu vesileyle Devlet Bey, bir devlet adamı gibi harekete geçti. Demokrasiden yana ve darbenin karşısında olduğunun beyanatını vererek devletin suskunluğunu bozdu! Halka ve yetkililere cesaret verdi!
Çok geçmeden Başbakan'a ulaştı. Koordinasyon sağlanarak devletin gerçek ordusunu ve emniyet güçlerini devreye soktu.
Cumhurbaşkanı'nın güvenliği sağlandıktan sonra meydana çıkması uygun görüldü. Bu konuda İstanbul 1.Ordu Komutanlığı emniyet süpobu olarak kullanıldı. Güven ve emniyet bu karargahtan sadrolundu.
Bütün bu mücadeleler yapılırken, adeta zamanla yarışıldı.
Tabii bu arada devletin önemli kurumları darbecilerin eline geçmişti. Çeşitli noktalar bombalanmış ve korku ve panik had safhaya ulaşmıştı.
Cumhurbaşkanı saat 24'ten sonra ortaya çıkarak milleti, milli iradeye ve demokrasiye sahip çıkmaya davet etti. Başbakan, yüreklendirici konuşmalar yaptı. Buraya kadar bekle gör ve karar ver düşüncesinde olan emniyetin üst düzey görevliler ile karargahların ordu komutanları milli iradenin tesisi noktasında gayret göstermeye ve hemen devreye girmeye çalıştılar!
15 Temmuz Fetö Darbe Teşebbüsü'nün püskürtülmesi kararının verilmesi merkezi MHP Genel Merkezi ve bu merkezin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli olmuştur. Bu konuda kim ne derse desin ve kim hangi propagandayı yaparsa yapsın değişmeyen ve değiştirilmeyecek olan tek gerçek budur! Bunun ardı sıra 1. Ordu, Özel Hareket, Mit'in devreye girmesi ile menfur hadise tersine çevrilmiştir.
Darbede Batı'nın kuklası ve maşası olan Fetullah Gülen Terör Örgütü yerle yeksan edilmiş ve Batı Türkiye'de desteklediği darbe teşebbüsüyle ilk defa yenilgiyi tadarak üç günlük yasla suspus olup bir kenarda beklemek zorunda kalmıştır.
15 Temmuz kanlı darbe girişiminin sivil kahramanları şehitlerimiz ve gazilerimizdir!
Ama devlet katında bu kahramanlığı ve eşsiz devlet adamlığıyla bu övüncü ve gururu hakkeden tek şahsiyet, Sayın Devlet Bahçeli'dir!
Kimse kimseye pay çıkarmasın, herkes herkesi biliyor!
İşbirlikçiler kaybetmiş, millî güçler kazanmıştır!
FAHRETTİN MASUM BUDAK