3 Mayıs 1944 Türk Milliyetçiliği Bayramı geniş bir katılımla Sarıyer Seyrantepe- Koçoba'da anıldı ve kutlandı.
Doç. Dr. Gökmen Kantar'ın konuşmacı olarak katıldığı toplantıda İstanbul'un önde gelen Türk milliyetçileri hazır bulundu.
Anlamlı ve önemli bir iştirakle yapılan bu toplantının açılış konuşmasını Erdem Karakoç yaparak, sözü İstanbul eski Ocak Başkanı Doç. Dr. Gökmen Kantar'a bıraktı.
Gökmen Kantar, akademik üslupla dönemin siyasi durumunu, Nihal Atsız ve arkadaşlarının olağanüstü çabalarını anlatarak zamanın iktidarının yanlışlarını sıraladı. İsmet İnönü'nün oportinist ve pragmatist devlet anlayışıyla Türk milliyetçilerine büyük bir baskı uyguladığını belirtti.
2. Dünya Savaşının gidişatına ve gelişimine göre milliyetçilere karşı tavır belirlendiğini ifade etti.
Gökmen Kantar'ın ardından söz alan Milliyetçi Hareket Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Ülkü Ocakları İstanbul Ocak Başkanı Mustafa Verkaya 1944 Olaylarıyla ilgili genel bir çerçeve çizerek devrin iktidarını gaflet içinde olmakla itham etti.
Esasen devlet; İsmet İnönü ve Başbakan Şükrü Saraçoğlu vasıtasıyla Türk milliyetçilerini kurban vermek istedi. Almanya ve İttifak devletleri galip gelirse Türk Milliyetçilerine müsamaha gösterileceği, yenilirse Türk milliyetçilerinin cezalandırılacağının hesapları yapıldı.
Nitekim, Almanya bloğunda yer alan Mihver Devletler zafer elde edebilir anlayışıyla Türk milliyetçilerinin mücadelesine müsamaha gösterildiği yorumları yapıldı. Ancak sona doğru Sovyetler Birliği ve İtilaf devletlerinin kesin zaferiyle neticeleneceği görülünce ne kadar Türk milliyetçisi aydın varsa kolundan tutulduğu gibi içeri atıldığı belirtildi.
1944'te Türk milliyetçilerinin fikirseler kalkışması başta Atsız Hoca ve Başbuğ Alparslan Türkeş olmak üzere 23 aydın ve mütefekkirimizin sayesinde milliyetçilik önemli bir ivme kazanmış ve kısa bir zamanda tabana yayılarak aksiyoner bir harekete dönüşmüştür.
Burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. O da şudur: 44 Olayında Türk milliyetçilerine karşı akıl almaz eziyetler yapılmıştır. Buna rağmen her yıl o günün anısına yas değil, bayram yapılıyor! Niçin? Çünkü öze dönüş, millete dönüş ve Türkçülük ve Türk milliyetçiliğine dönüş gününün başlangıcı olduğu için...
Bugün eğer ülkücü gençlik varsa ve Türk milletinin ruhuna işlemişse bunu o günkü aydınlarımızın şanlı mücadelesine, feraset ve basiretine borçluyuz.
Tabutluklara, işkencelere, hapis ve baskılara direnerek bizlere muazzam bir nitelikte milliyetçi gençlik bilinci aşılayan büyüklerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.