Evet, evet! Tıpkı diğer CHP’li belediye başkanlarına ve Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’a taktığı gibi, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer’in de rozetini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan takacak.

Üstelik öyle Vahap Akay gibi aylarca süren bir bekleyiş de olmayacak.

Ankara kulislerinde konuşulanlara bakılırsa Candan Yüceer, çarşamba günü AK Parti saflarına katılacak.

İddialı konuştuğumun farkındayım.

Henüz resmî bir açıklama yok. Ancak siyasi kulislerden gelen bilgiler, Tekirdağ siyasetinde son yılların en büyük değişimlerinden birinin kapıda olduğuna işaret ediyor.

Önce Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay’ın AK Parti’ye geçişi, ardından Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer’in partisinden istifası…

Şimdi de Ankara yolu!

Bana göre bu gelişme gerçekleşirse mesele yalnızca bir büyükşehir belediye başkanının parti değiştirmesiyle sınırlı kalmayacak.

Tekirdağ’ın 11 ilçesini, yerel yönetimlerle merkezi idare arasındaki ilişkileri, yıllardır süren siyasi rekabeti ve gelecekteki yatırımları etkileyecek yeni bir dönem başlayacak.

Candan Yüceer, siyasi hayatının önemli bölümünü Cumhuriyet Halk Partisi’nde geçirdi. Milletvekilliğinden Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlığına uzanan yolculuğunda CHP kimliğiyle öne çıktı. Sonraki siyasi ayrışmaların ardından Yeni Parti çatısı altında yoluna devam etti.

Cumartesi akşamı sosyal medya hesabından yaptığı istifa açıklaması ise yeni bir siyasi yol ayrımına geldiğini gösterdi.

Açıklamasındaki şu sözler özellikle dikkatimi çekti:

“Benim beklediğim vefa, benim aradığım yol arkadaşlığı bu değil.”

Yüceer, kurultay delegeliği konusunda yaşadıklarını, kendisine gösterilmediğini düşündüğü siyasi nezaketi ve kişisel ikbal peşinde koşanlara yönelik eleştirilerini sıraladı.

İlk bakışta parti yönetimiyle arasındaki güven ilişkisinin ciddi biçimde zedelendiği düşünülebilir.

Ama kazın ayağının öyle olmadığını Tekirdağ siyasetinin sultanları gayet iyi biliyor!

Şimdi soruyorum:

Candan Yüceer gerçekten kurultay delegeliği tartışmaları nedeniyle mi istifa etti, yoksa bu tartışmalar önceden alınmış siyasi bir kararın son gerekçesi miydi?

Bence asıl cevaplanması gereken soru bu.

İstifa açıklamasında dikkatimi çeken bir başka ayrıntı da Tekirdağ’a hizmet konusundaki ısrarıydı.

Altyapıdan içme suyuna, ulaşımdan sosyal desteklere kadar 11 ilçenin çözüm bekleyen sorunlarını sıraladı. Siyasi hesaplaşmalarla kaybedecek zamanı olmadığını vurguladı.

Elbette bir belediye başkanının önceliği hizmet olmalı.

Ancak bu sözleri AK Parti’ye geçiş iddialarından bağımsız değerlendirmek de mümkün değil.

Acaba Yüceer, Tekirdağ’ın kronikleşen sorunlarını çözmek için merkezi yönetimin desteğini daha etkin kullanabileceği yeni bir siyasi yol mu arıyor?

Eğer öyleyse bu tercihin gerekçelerini kamuoyuna anlatması gerekir.

Çünkü Tekirdağ seçmeni sandıkta yalnızca bir belediye başkanı seçmedi, aynı zamanda siyasi tercihini de ortaya koydu.

Görev süresi devam ederken yapılacak bir parti değişikliği, seçmene karşı açıklama sorumluluğunu da beraberinde getirir.

Benim açımdan ise hangi siyasi partinin kazandığından önce Tekirdağ’ın ne kazanacağı önemli.

ŞENTOP, DİKTAŞ VE GÜMÜŞ’ÜN ROLÜ

Bu siyasi gelişmelerin Ankara ve Tekirdağ ayağında üç isim özellikle dikkat çekiyor.

Eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, AK Parti Tekirdağ Milletvekili Gökhan Diktaş ve AK Parti Tekirdağ İl Başkanı Ali Gümüş.

Siyasi kulislerde Mustafa Şentop’un Candan Yüceer’in AK Parti’ye katılım sürecinde etkili olduğu ileri sürülüyor.

Gökhan Diktaş’ın ise Vahap Akay ile yakınlaşan siyasi ilişkilerini ve Akay’ın AK Parti’ye geçişindeki rolünü hep birlikte gördük.

Burada AK Parti İl Başkanı Ali Gümüş’ün hakkını da teslim etmek gerekiyor.

Her iki siyasi süreçte de rol aldığı konuşulan Gümüş, ön plana çıkmadan, “Ben yaptım.” demeden, üstlendiği görevi yerine getiren bir il başkanı olarak dikkat çekti.

Siyasette herkesin kendisini göstermeye, başarıyı sahiplenmeye çalıştığı dönemlerde bu tutumu ayrıca değerlendirmek gerekiyor.

Birbirinden bağımsız gibi görünen gelişmelerin aynı dönemde yaşanması, daha geniş bir siyasi stratejiyi akla getiriyor.

Eğer kulislerde anlatılanlar doğruysa AK Parti, Tekirdağ’da yalnızca yeni belediye başkanları kazanmakla kalmıyor, yerel yönetimlerdeki siyasi dengeleri de yeniden şekillendiriyor.

Bu nedenle yaşananları sıradan bir siyasi transfer olarak görmüyorum.

Tekirdağ’da atılan adımların Ankara’da çok daha kapsamlı bir siyasi planlamanın parçası olabileceğine inanıyorum.

AKAY İLE YÜCEER’İN SOĞUK SAVAŞI BİTER Mİ?

Gelelim benim asıl merak ettiğim meseleye…

Vahap Akay ile Candan Yüceer arasındaki bitmek bilmeyen soğuk savaş!

Yıllardır süren siyasi rekabet, karşılıklı görüş ayrılıkları ve zaman zaman çekilen kılıçlar…

Şimdi iki ismin de AK Parti çatısı altında buluşması ihtimali konuşuluyor.

Peki, CHP döneminde bitmeyen bu siyasi soğuk savaş, AK Parti’de sona erer mi?

Bence erer.

Hatta ermek zorunda!

Çünkü burası ne CHP ne de Yeni Parti.

Burası AK Parti!

Merkezi siyasi karar mekanizmalarının güçlü olduğu bir yapıda, iki belediye başkanının geçmişten gelen rekabetlerini aynı şekilde sürdürmeleri kolay olmayacaktır.

Ancak siyasi disiplinle sağlanan görüntü başka, gerçek anlamda iş birliği yapmak başka.

Ben fotoğraf karelerinde yan yana duran iki belediye başkanı görmek istemiyorum.

Çerkezköy’ün ve Tekirdağ’ın sorunlarını birlikte çözen iki yönetici görmek istiyorum.

Bir tarafta Tekirdağ’ın 11 ilçesinden sorumlu büyükşehir belediye başkanı, diğer tarafta Türkiye’nin önemli sanayi merkezlerinden Çerkezköy’ün belediye başkanı var.

Çerkezköy’ün altyapı sorunları, içme suyu ihtiyacı, ulaşım yükü ve hızla artan nüfusunun ortaya çıkardığı ihtiyaçlar ortada.

Büyükşehir ile ilçe belediyesi arasındaki siyasi rekabetin bedelini vatandaş ödememeli.

Bu nedenle iki belediye arasındaki uyum artık siyasi bir tercih değil, hizmet açısından zorunluluk.

Şunu da kabul etmek gerekiyor:

CHP’de belediye başkanlığı yapmakla AK Parti’de belediye başkanlığı yapmak arasında merkezi yönetimle ilişkiler, siyasi karar mekanizmaları ve yatırım süreçleri açısından önemli farklılıklar bulunabilir.

İktidar partisiyle aynı siyasi çizgide olmak, yerel yönetimlere yeni iletişim kanalları ve iş birliği imkânları sağlayabilir.

Merkezi idare Tekirdağ’a zaten yatırım yapıyor.

Ancak bu yeni siyasi süreçte yatırım çeşitliliğinin artacağına, bürokratik engellerin daha hızlı aşılacağına ve bunun hizmetlere gözle görülür biçimde yansıyacağına inanıyorum.

Elbette bütün sorunların bir rozet değişikliğiyle kendiliğinden çözüleceğini düşünmek yanlış olur.

Benim merak ettiğim şu:

Altyapı yatırımları hızlanacak mı?

Çerkezköy’ün ulaşım yükü hafifleyecek mi?

İçme suyu sorununa kalıcı çözümler bulunacak mı?

Tekirdağ’ın 11 ilçesinde vatandaşın günlük yaşamına dokunan hizmetlerde gözle görülür bir değişim yaşanacak mı?

İşte asıl cevap bekleyen sorular bunlar.

Çünkü siyasi transferlerin başarısı, düzenlenen törenlerle değil, sonrasında ortaya konulan hizmetlerle ölçülür.

Candan Yüceer AK Parti’ye geçerse bu tercihin siyasi başarısını belirleyecek olan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın taktığı rozetten çok, Tekirdağ’a kazandırılan yatırımlar olacaktır.

OPERASYON SÖYLENTİLERİ, İSTİFA VE ANKARA YOLU

Bir başka dikkat çekici ayrıntıyı da göz ardı etmek istemiyorum.

Son günlerde Candan Yüceer’e yönelik bir operasyon yapılabileceğine ilişkin çeşitli söylentiler dolaşıyordu.

Ancak şimdi ortaya çıkan siyasi tabloya bakınca insan ister istemez başka bir ihtimali düşünüyor.

Acaba kulislerde konuşulan o hareketliliğin arkasında adli bir operasyon değil, Candan Yüceer’in AK Parti’ye geçişine yönelik siyasi ve istihbari çalışmalar mı vardı?

Nasıl operasyon ama!

Daha düne kadar hakkında farklı senaryolar konuşulan büyükşehir belediye başkanının, bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından AK Parti’ye kabul edileceği iddia ediliyor.

Üstelik bu iddialara ilişkin şu ana kadar AK Parti cephesinden kamuoyuna yansıyan bir yalanlama da bulunmuyor.

Elbette bir iddianın yalanlanmamış olması, doğrulandığı anlamına gelmez.

Ancak siyasetin ne kadar hızlı değişebildiğini göstermesi açısından yaşananlar oldukça dikkat çekici.

Candan Yüceer’in AK Parti’ye katılımı gerçekleşirse siyasi kariyerinde keskin bir yön değişikliği yaşanacak.

Vahap Akay ile yıllara dayanan rekabetinin nasıl şekilleneceğini, AK Parti’nin iki isim arasında nasıl bir denge kuracağını ve merkezi yönetimle ilişkilerin belediye hizmetlerine nasıl yansıyacağını hep birlikte göreceğiz.

Ben bu tabloya yalnızca parti değiştiren siyasetçiler açısından bakmıyorum.

Çünkü siyasi partiler gelir geçer, yöneticiler değişir, rozetler değişir.

Ama Tekirdağ’ın sorunları yerinde duruyorsa bütün bu siyasi hareketliliğin vatandaş açısından fazla bir anlamı kalmaz.

Bir dönem AK Parti’nin kullandığı o meşhur sloganı hatırlayın:

“Hayaldi, gerçek oldu.”

Şimdi aynı söz Tekirdağ için de söylenebilecek mi?

Yıllardır bekleyen yatırımlar hayata geçecek mi?

Siyasi rekabetin yerini hizmet yarışı alacak mı?

Benim beklentim çok açık.

Kim hangi partiye geçerse geçsin, kim kimin rozetini takarsa taksın, bu siyasi değişimin kazananı Tekirdağ ve Tekirdağlılar olsun.

Ve son sözüm de şu:

Rozeti Cumhurbaşkanı Erdoğan takabilir. Ama o rozetin hakkının verilip verilmediğine karar verecek olan yine Tekirdağ halkıdır.

BİR DE ÇERKEZKÖY MESELESİ VAR!

Ha, belki konumuzla doğrudan alakası yok ama yazımı bitirmeden bir konuya daha değinmek istiyorum.

Ben hâlâ Çerkezköy’ün il olacağına inanıyorum.

Hem de yürekten!

Tekirdağ siyasetinde yaşanan gelişmeleri, Ankara’nın attığı stratejik adımları ve yerel yönetimlerde değişen dengeleri birlikte değerlendirdiğimde bu inancım daha da güçleniyor.

Çünkü Ankara’nın Tekirdağ ile ilgili böylesine önemli siyasi hamleler yaparken Çerkezköy’ü göz ardı ettiğini düşünmüyorum.

Hatta Çerkezköy’e ilişkin planlamanın günlük siyasi hesapların ve parti değişikliklerinin çok ötesinde, devlet aklıyla yürütüldüğüne inanıyorum.

Elbette bunun ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini bugün kesin olarak söylemek mümkün değil.

Ama benim Çerkezköy’ün il olacağına yönelik inancım dün neyse bugün de aynı.

Bütün bu gelişmelerin ardından belki de daha güçlü.

Hayırlısıyla bekleyip göreceğiz…

Şaban Kardeş