Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlamaya hazırlandığımız günlerde, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin dile getirdiği “100 il, 1000 ilçe” hedefi, Türkiye’nin birçok ilçesinde büyük bir heyecan oluşturmuştu.

Yalan yok…

Ben de heyecanlandım.

“Neden Çerkezköy olmasın?” diye düşündüm.

Ancak 6 Şubat 2023’te yaşanan ve 11 ilimizi derinden etkileyen büyük deprem, ülkemizin bütün önceliklerini değiştirdi. Devletimiz ve milletimiz önce canlarımızı kurtarmak, ardından yaraları sarmak ve yıkılan şehirleri yeniden ayağa kaldırmak için büyük bir mücadele verdi. Böyle bir dönemde yeni il çalışmasının geri planda kalması son derece doğaldı.

Bugün ise görünen tablo şudur:

Deprem yaralarının büyük ölçüde sarılmasıyla birlikte Türkiye’nin idari yapılanmasına ilişkin tartışmaların yeniden gündeme gelmesi kaçınılmazdır.

Ben de bugünden tarihe not düşüyorum:

Türkiye’nin il sayısı 100’e çıkarılacaksa, Çerkezköy bu 100 ilin arasında yer alacaktır.

Buna yürekten inanıyorum.

Ancak asıl mesele Çerkezköy’ün il olmayı hak edip etmediği değildir.

Bence bu sorunun cevabı yıllar önce verilmiştir.

Asıl soru şudur: Çerkezköy, il olmak için gereken ortak iradeyi ortaya koyabildi mi?

Ne yazık ki cevabım “hayır”dır.

Yıllardır bu konuyu gündemde tutmaya, kamuoyu oluşturmaya ve Çerkezköy’ün il olması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.

Ama bazen insanın aklına şu söz geliyor:

“Kafa sağır, kalp sağır, vicdan sağır… Bağır Allah’ım, bağır!”

Ben bağırdım.

Sesimin ne kadar duyulduğunu bilmiyorum.

Ama biliyorum ki konuşması gerekenler sustuğu zaman tek başına verilen mücadelenin etkisi de sınırlı kalıyor.

Yine de hakkı teslim etmek gerekir.

Eski belediye başkanlarımız Dr. Remzi Garip, Mehmet Uz ve Ali Ertem, imkânları ölçüsünde Çerkezköy’ün il olması gerektiğini her platformda dile getirdiler. Bu konuda verdikleri desteği görmezden gelmek haksızlık olur.

Peki bugün bu şehrin yönetiminde söz sahibi olanlar ne yaptı?

Belediye üzerine düşeni yaptı mı?

Çerkezköy Belediye Başkanı Sayın Vahap Akay’a sormak istiyorum.

Çerkezköy’ün il olması için bugüne kadar kapsamlı bir kamuoyu kampanyası yürütüldü mü?

Bu hedef için tanıtım çalışmaları yapıldı mı?

Akademik raporlar hazırlandı mı?

Sivil toplum kuruluşlarını, sanayicileri ve siyasi partileri bir araya getiren ortak bir toplantı düzenlendi mi?

Benim gördüğüm kadarıyla Çerkezköy’ün il olması, belediyenin öncelikli gündemlerinden biri hâline getirilemedi.

Oysa bir konser organizasyonuna ayrılan bütçenin küçük bir bölümü bile bu hedef için hazırlıklı bir tanıtım kampanyasına ayrılmış olsaydı, bugün Çerkezköy çok daha güçlü bir kamuoyu oluşturabilirdi.

Ticaret ve Sanayi Odası ne yaptı?

Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Ahmet Çetin’e de aynı soruları yöneltmek istiyorum.

Bulgaristan’da ofis açılması elbette önemlidir. Bölgenin ihracatına katkı sağlayacak her çalışma değerlidir.

Ancak bir atasözümüz vardır: “Caminin içi dururken dışına sadaka verilmez.”

Çerkezköy’ün il olması için de aynı kararlılık gösterilemez miydi?

Bölgenin ekonomik gücünü anlatan kapsamlı bir dosya hazırlandı mı?

Ankara nezdinde düzenli lobi çalışmaları yürütüldü mü?

Çerkezköy’ün il olması konusunda kamuoyunu bilgilendiren bir toplantı gerçekleştirildi mi?

Bu soruların cevaplarını kamuoyu da bilmek istemektedir.

Organize sanayi bölgeleri neden sessiz?

Çerkezköy, Türkiye’nin en önemli üretim merkezlerinden biridir.

Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi, Veliköy OSB, Yalıboyu OSB, Karaağaç OSB ve Kapaklı OSB yalnızca bölgenin değil, Türkiye ekonomisinin de önemli üretim üsleridir.

Yüzlerce fabrikanın faaliyet gösterdiği, on binlerce insanın çalıştığı bu sanayi havzası, Çerkezköy’ün il olma iddiasının en güçlü dayanaklarından biridir.

Bu nedenle Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Eyüp Sözdinler’e de şu soruyu yöneltmek istiyorum:

Çerkezköy’ün il olması konusunda kamuoyuna açık, kapsamlı bir çalışma ya da kampanya yürütüldü mü?

Tiyatroya, kültüre ve sanata verilen destek elbette kıymetlidir.

Ancak aynı hassasiyet, Çerkezköy’ün geleceği için de gösterilemez miydi?

Eksik olan kaynak değil…

Eksik olan ortak iradedir.

Siyasi partiler ne yaptı?

AK Parti İlçe Başkanı Sayın Salih Azbay’a…

MHP İlçe Başkanı Sayın Fatih Berber’e…

CHP’nin eski ve yeni ilçe yönetimlerine…

Ve diğer siyasi partilerin temsilcilerine soruyorum:

Çerkezköy’ün il olması için ortak bir masa kuruldu mu?

İmza kampanyası düzenlendi mi?

Ankara’ya ortak bir dosya sunuldu mu?

Milletvekilleriyle birlikte yürütülen ortak bir çalışma gerçekleştirildi mi?

Bu şehirde siyaset yapan herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekir:

Oturduğumuz koltuklar kadar Çerkezköy’ün geleceğinin de değeri yok mu?

Çerkezköy neden il olmalı?

Çünkü Çerkezköy artık sıradan bir ilçe değildir.

Türkiye’nin dört bir yanından insanların ekmek, iş ve gelecek umuduyla geldiği büyük bir üretim merkezidir.

Sanayi yapısı değişmektedir.

Tekstilin yerini ilaç, kozmetik, savunma sanayisi ve yüksek teknoloji üretimi almaktadır.

Yeni yatırımlar bölgenin ekonomik ağırlığını her geçen gün artırmaktadır.

Kapaklı, Saray, Ergene ve Vize ile birlikte oluşan ekonomik havza yüz binlerce insanın yaşadığı dev bir üretim merkezine dönüşmüştür.

İstanbul Havalimanı’na yakınlığı…

Atatürk Havalimanı’na yakınlığı…

Marmaray ve Karadeniz bağlantısı…

Limanlara ulaşım kolaylığı…

Sanayi altyapısı…

Lojistik avantajları…

Bütün bunlar Çerkezköy’ü yalnızca ekonomik değil, idari açıdan da güçlü bir merkez hâline getirmektedir.

Bunun en önemli göstergelerinden biri de hızlı tren istasyonunun tarihî Çerkezköy Garı’nda hizmete alınmış olmasıdır.

Bu tercih tesadüf değildir.

Devlet, yaptığı bu yatırımla Çerkezköy’ün bölgesel merkez niteliğini zaten ortaya koymuştur.

Hızlı tren istasyonu yalnızca bir ulaşım yatırımı değildir.

Aynı zamanda Çerkezköy’ün stratejik öneminin, ekonomik gücünün ve bölgesel etkisinin somut bir göstergesidir.

Asıl soru şudur:

Devlet bu yatırımı yaparak Çerkezköy’ün önemini ortaya koyarken, biz bu avantajı il olma hedefi için ne kadar değerlendirebildik?

Şehir büyüyor, vizyon da büyümeli

Çerkezköy son kırk yılda olağanüstü bir değişim yaşadı.

Bugün Türkiye’nin 81 ilinden, yüzlerce ilçesinden insanların yaşadığı büyük bir sanayi kentidir.

Ancak aynı hızla büyüyen nüfus, beraberinde şehircilik sorunlarını da getirdi.

Plansız yapılaşma…

Trafik…

Altyapı…

Çevre sorunları…

Yeşil alan eksikliği…

Bütün bunlar artık daha görünür hâle geldi.

İl olmak tek başına bütün sorunları çözmez.

Ama kamu yatırımlarını artırır.

Karar alma süreçlerini hızlandırır.

Yerel yönetim kapasitesini güçlendirir.

En önemlisi de Çerkezköy’ün kendi geleceğini daha güçlü planlamasına imkân sağlar.

Önümüzdeki en büyük engel Ankara değil

Ben Çerkezköy’ün il olmasının önündeki en büyük engelin Ankara olduğunu düşünmüyorum.

En büyük engel, Çerkezköy’de ortak bir hedef etrafında birleşemememizdir.

Artık konuşma zamanı değil.

Çalışma zamanıdır.

Artık slogan değil, dosya hazırlanmalıdır.

Haritalar hazırlanmalıdır, bilimsel raporlar hazırlanmalıdır.

Meslek odaları…

Organize sanayi bölgeleri…

Siyasi partiler…

Sivil toplum kuruluşları…

Yerel yönetimler…

Aynı masa etrafında toplanmalıdır.

Çerkezköy’ün geleceği, günlük siyasi tartışmaların üzerinde tutulmalıdır.

Tarih herkesi yazacaktır

Bir gün Çerkezköy il olduğunda tarih yalnızca verilen kararı yazmayacaktır.

Bu mücadeleye omuz verenleri de yazacaktır.

Sessiz kalanları da…

Destek verenleri de…

Görmezden gelenleri de…

Ben kırk yıldır bu şehrin değişimine tanıklık eden bir gazeteci olarak şunu görüyorum:

Çerkezköy büyüyor.

Üretiyor.

Gelişiyor.

Türkiye ekonomisine güç katıyor.

Artık bu gelişimin idari yapıya da yansımasının zamanı gelmiştir.

Dr. Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu “100 il, 1000 ilçe” hedefinin ne zaman ve nasıl hayata geçirileceğine elbette devletimizin ilgili kurumları karar verecektir.

Ancak ben kendi kanaatimi açıkça ifade ediyorum:

Türkiye’nin il sayısı 100’e çıkacaksa, Çerkezköy bu 100 ilin arasında yer almayı fazlasıyla hak etmektedir.

Ve ben bugünden bir kez daha tarihe not düşüyorum:

Çerkezköy il olacaktır.

Yeter ki bu hedef, yalnızca birkaç kişinin değil, bütün Çerkezköy’ün ortak davası hâline gelsin.

Çünkü mesele kişiler değildir.

Mesele koltuklar değildir.

Mesele, Çerkezköy’ün geleceğidir.