Bugün, 30 Ağustos zaferinin yıl dönümü.
Bir milletin kararlılığının, fedakârlığının,
vatanperverliğinin, bağımsızlık sevdasının zaferle sonuçlandığı gündür .
Dünya'daki mazlum ve tutsak uluslara ilham vermiş ulusal bir mücadelenin 9 Eylül'de İzmir'in de kurtuluşuyla şanlandığı gündür.
30 Ağustos dünya emperyallerine karşı verilen tüm mücadelelerin, yoklukların, zorlukların, bile isteye ve seve seve ölüme gitmelerin, işgal altındaki bir toprak parçasının tekrar vatana dönüşümünün sembolize edildiği, ulusal kader birliğinin en üst seviyede gerçekleştiği uzun ve trajik bir hikayenin sonuç kısmıdır.
Bu Kurtuluş'un lideri Mustafa Kemal Atatürk'tür. Ruhu şad olsun.
Canlarını avuçlarına alıp, tereddütsüz ölüme giden rütbesi, makamı, ünvânı, cinsiyeti ne olursa olsun kendini feda eden yüz binlerce şehidimize minnettarız. Ruhları şad olsun.
Dünya'daki pek çok ulusa örnek ve ilham olan, mücadele azmi veren kurtuluş savaşımızın cephedeki son ayağı olan Zafer Bayramı, 1924 den bu yana kutlanır.
Son yıllarda diğer milli bayramlar gibi 30 Ağustos Zafer Bayramı da geçiştirilen, iptal edilen, dar alanda bir kaç beyanat ve resepsiyon ile gereği yapılamayan milli bayramlarımızdan biridir.
Pakistan Devlet Başkanı Cinnah'ın,30 Ağustos zaferinden sadece 10 gün sonra dünyaya verdiği mesajı şudur;
“ ... Ne biz ne de her kıtada yaşamakta olan tutsak ve mazlum ulusları bundan sonra tutamayacaksınız. Mustafa Kemal ve Türkler ki, kendileri için hazırlanan tabutu yayılmacıların başına geçirmişlerdir. "
Evet,bizim için hazırlanan tabutu, emperyallerin başına geçirenlerin yattığı toprakların üzerinde yürüyoruz.
"Üst akıl" denilen
emperyaller bugün hem ülkemizi, hem de
dünyayı,kaos, savaş, terör, finans, din-inanç-mezhep, ırkçılık gibi hususiyetler üzerinden yeniden ve tekrar dizayn eden operasyonları organize etmektedirler.
Cephelerde kazanılan savaşlar ile kurtulduğumuz tabut, bugün "deli gömleği" şekline dönüştürülen kronik bir aymazlıklar silsilesine dönüştürülmüştür.
95 yıl evvel verilen büyük mücadeleyi layıkıyla okuyamamak, bir takım abuk sabuk şerhlerle üzerini çizmeye kalkmak, Gazi Mustafa Kemal'den öteye gidememek, bugün dört el, dört ayak "15 Temmuzlara" sarılmayı, kutsamayı
getirir.
"Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat,medeniyet tarikatıdır..." Diyen Atatürk, aslında sebep-sonuç ilişkisini bir kaç cümlede özetlemiştir.
Mayıs ayında verdiği bir beyanatta sayın Cumhurbaşkanı da aynı gerçeği şu şekilde ifade etmiştir;
"Bir siyasi partinin çalışmalarında, İslamcı olmak ya da olmamak şeklinde bir ayrım yapmak zaten yanlış. Tekkeye mürit aramıyoruz ki."
Partisi için yaptıkları bu itirazı, keşke Türkiye Cumhuriyeti Devleti için de yapabilselerdi...
Söz ile fiil arasındaki fark, 15 Temmuz'dan hemen sonra Millet Camiinde yapılan toplu zikir ile ortaya çıkmış, akabinde devlet kadrolarına bin çeşit tarikattan liyakati şüpheli kadroların yerleştirilmesiyle devam etmiştir... Devam etmektedir.
Tarımdan ekonomiye,eğitimden askeriyeye, fındıktan buğdaya kadar kuşatılmış bir memlekette, toplumun %50'sini "hain "ve "terörist" ilan ederek, emperyallerle mücadele edilemez .Onlara hizmet edilir.
Üst perde, diplomasi dışı, içi boş efelenmelerle de gerçekleri örtemezsiniz.
26 Eylül 2016'da Rotschildgiller ile kapalı kapılar ardında yapılan görüşmenin hemen ardından "Lozan hezimettir" lafını gündeme sokmak, kimilerini çeker,
kimilerini ise güldürür.
Ama Yunanistan'a bırakılan adaların toprak kaybı olduğu gerçeğini örtmez.
Bu adaların Lozan'da verildiği yalanını millete yutturmak da yutturulan çoklardan sadece biridir.
Mesela, 12 Eylül'de 1980'de Eşek adasına sürülen Necmettin Erbakan Yunan topraklarına mı sürülmüş?
12 Eylül'de 1980 de bizim olan Eşek Adası'nın Lozan'da verildiğini söylemek,2004 yılında Yunanlara yapılan devir teslimi ört bas etmektir.
Cumhuriyetin Kuruluş balosuna, Yunanistan Devlet Başkanı'nı davet edip,
"Ne siz ne de sizi kullananlar başaramadınız"
mesajını verme taktiği ile hamasi efelenmeler arasındaki farkı anlamak gerekir.
Yazılacak, söylenecek çoktur.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun demeyeceğim.
Türk Milleti ulusal bayramlarına sahip çık.
Tüm engellemelere,küçümsemelere,
yasaklara diren diyeceğim...
Bayraklarımızla süslenelim, süsleyelim vatanımızı.
"Ulus devletini" tepelemekle övünenlerin tüm icraatları intikam üzerine kuruludur.
Selam ve umut ile...
(Kurban Bayramı'nızı şimdiden kutluyorum.)