GDO kısaltmasını çoğumuz duymuşuzdur.

Açılımı, genetiği değiştirilmiş organizma demektir.

Genetiği değiştirilmiş organizma (GDO), herhangi bir canlının gen dizilimine yapılan dış müdahale ile bu yapının ve işlevinin değiştirilmesidir. Genler, canlıların hayati fonksiyonlarını yöneten ve o canlı ile ilgili tüm şifrelerin var olduğu merkezlerdir.

GDO'lar hayatımıza nasıl girdiler?

Temel iddia; dünyadaki tarım alanlarının azalması, dünya nüfusuna yetmeyen tarım üretimi, aç insanların da doyurulabileceği bir dünya vaadi, daha az tarım ilacı kullanarak üretim yapılabileceği, böylece hem insan sağlığının hem de çevre sağlığının korunacağı hikayesi,verimsiz topraklarda bile verimli tarım yapılabileceği aldatmacası

Kimin iddiasıydı bunlar?

Çok uluslu şirketlerin

Esasında tüm hedefleri dünyanın her tarafındaki çiftçileri genleriyle oynadıkları tohumlarla kendilerine bağlamaktı.

GDO'lu tohum satar, sonra tarım ilacı satar, insanlar kanser olur, türlü çeşit doğum anomalileri hızla artar, sonra, tanı için cihaz satar, ilaç satar…

Norveç'te bir bilim adamı yıllar önce, GDO'lu patatesler ile beslediği fareler ile ilgili bir deney yapıyor.

Ve farelerin tümünün kan değerlerinin bozulduğu, sindirim sistemi ile ilgi ciddi sıkıntılar olduğu sonucuna ulaşıyor.

Bu bilgiyi kamuoyu ile paylaşma konusunda çalıştığı kurumun müdürüyle mutabık kalıyor. 

Sonuçlar büyük yankı uyandırıyor.

Ertesi gün de, mutabık kaldığı müdürü tarafından işinden kovuluyor.

Müdür itiraf ediyor;"Gelen baskılara dayanamadım"

Tabii bizde böyle kapsamlı araştırmalar yapılıyor mu bilemiyorum.

Cüppeli hocaya sorsak daha iyi gibi..

Memleketin hali bu maalesef!

Sermaye böyledir.

Kendini korumak için her şeyi harcar.

İnsanın, sağlıklı olması da işine gelmez.

O zaman ilaç sektörünün, çok uluslu şirketleri zarar eder.

Feraro firması,(bu firma ülkemizde fındık tekeli olmuştur)nutellada kullandığı kanserojen palm yağı skandalını nasıl örtbas etti.

Ülker, bebek mamalarında tespit edilen GDO skandalını nasıl örtbas etti?

112 üründe tespit edilen GDO ile ilgili olarak tarım bakanı  ne ürün adı, ne de firma adı açıklayamadı.

Resmi Gazete’de 2 Ağustos 2017’da yayınlanarak yürürlüğe giren Biyogüvenlik Kurulu’nun kararı ile genetiği değiştirilmiş 3 soya ve 1 mısır geninin ithalatına izin verdi.

"Hans ne der, georgo ne der bakmayız, halkımız ne der ona bakarız" lafları çok hoş.

Fileler havalanıyor.

Ama gerçekler taş gibi ağırdır.

Halka şunu açıklayınız; raftan aldığımız bir ürünün üzerinde "GDO yoktur" yazısını kim engelliyor, niye engelliyor?

"Domuz yağı içermez" uyarısı varsa, "GDO yoktur" uyarısı  niye yok?

Bulaşık işler bunlar, çok bulaşık.

Devam edeceğiz, Allahın izniyle…

Selam ve umut ile...