Bir gazetede köşeniz varsa,
her şeyi yazabilirsiniz.
Şiir yazıp,hikaye anlatabilirsiniz.
Okuduğunuz kitap ,seyrettiğiniz film,tuttuğunuz takım ile ilgili görüş, eleştiri bildirebilirsiniz.
Fındık konusunu Ferero üzerinden anlatabilirsiniz.
Fasulyenin, buğdayın, arpanın neden ithal edildiğini sorgulayabilir,Cargill, Montana -Bayer gibi çok uluslu firmalara verilen ayrıcalıkları gündeme taşıyabilirsiniz.
Ülker ve Yıldız Holding ilgi alanınıza girebilir.
Ekonomi yazarıyım başka bir şey yazmam diyebilirsiniz.
Sokakları coca cola ile yıkayan bir siyasi zihniyet ile, coca cola fabrikasını açan aynı zihniyetin ne menem bir şey olduğunu da sorgulayabilirsiniz.
'Memleket sorunlarını herkes yazıyor, ben laylaylom takılayım, milletin dalağını şişirmeyeyim'
edasıyla, okurlarınıza 'Alice Harikalar diyarına gitmiş,
hadi biz de gidelim' de diyebilirsiniz.
Mesele bir tavrınızınız, tarzınızın, bağımsızlığınızın olması, memleketin derdiyle dertlenmenizdir.
Koskoca bir ülkenin ulusal basını bir haftanın yarısını "racon kesme" işine, diğer yarısını "atlet" temalı derin analizlere ayırıyorsa, asıl sorgulanması gereken konu budur.
Fakat memleketin cumhurbaşkanının böyle bir konuyu, bilmem kaçıncı muhtarlar toplasında gündeme taşıması hakikaten akla ziyan bir durumdur.
Hayatın her alanında rakiplerimiz olabilir. Ama rekabette her türlü malzemeye tenezzül etmek, etik bir seviyeyi gösterir.
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhtarlara hitaben;
"İşte sözde Adalet Yürüyüşü yapıyor. bir karavana oturuyor. Atletle yemek yiyor.
Bir gazete manşet atmış 'vatandaşla yemek yiyor.' Bu benim vatandaşıma hakarettir.
Sonra da Atatürk'ün partisinin başıyım, sen Atatürk'ü böyle atletle yemek yerken görüp de resim çektirdiğini gördün mü? Bunlar trajikomik görüntüler" demiş.
Yalnız yukarıdaki beyanatının da ele avuca gelir bir yanı yok.
Kusura bakan baksın.
Ne anlatılmak istendiğini ben anlayamadım.
Evet atletli görüntü trajikomik.
Fakat, "kendi vatandaşına yumruk atan bir başbakanın görüntüleri ortalıktaysa,o görüntüleri verenin atletli görüntüyü böyle siyaseten kullanması daha trajikomik.
Atletle görüntü "benim vatandaşıma hakaret amenna rabbenna, markette sıkıştırdığın "vatandaşının gözünün üzerine yumruğu patlatmak" nedir diye sormalı?
Tekmeleyen müsteşarı da unutmayalım.
Atatürk'ün böyle atletli görüntüsü
var mıymış?
Yok.
Ama Atatürk'ün de, Kılıçdaroğlu'nun da özlemle vuslat talep ettiğiniz Fethullah Hocanızla görüntüsü de yok.
İkisi de Türkçe Olimpiyatları'na katılıp coşarak ayakta alkış tutmadılar. Ne istedilerse vermediler
Ama görüntülerde olan siz, sizden başka herkes Fetöcü?
Nasıl olacak şimdi?
Atatürk'ün atletli fotoğrafı var mı?
Yok.
Ama Atatürk'ün CIA'nın dizlerinde pışpışlanmış,
Hizb-i İslami hareketinin lideri Gulbeddin Hikmetyar'ın ayaklarının dibine oturduğu bir fotoğrafı da yok.
Kılıçdaroğlunun da yok sanırsam.
Bir ulusu Kurtuluş'a örgütleyen Atatürk'e hiç kimse üstün cesaret madalyası vermedi.
Ama Sn. Erdoğan'a Yahudiler üstün cesaret madalyası verdi.
Ee nasıl olacak bu iş?
Atatürk'ün elinde rakı şişesi naralar atıp, devrile yıkıla yürüyerek "racon kestiği" bir fotoğrafı da yok.
Var mı?
Yok.
Ama bu ona "ayyaş" demenize mani olmadı değil mi?
Yaz yaz bitmez .
Anlat anlat tükenmez.
Benim çocukluğumda yemek kalaylı bakır kaplarda pişerdi.
İçi pırıl pırıl kalaylı kaplar.
Zamanla kalay özeliğini kaybeder,dökülürdü.
O kısımlardan yeşil renkli bir oksitlenme ortaya çıkar, artık o tencere ya yeniden kalaylanır, ya da kalay tutmayacak kadar deforme olduysa kullanım dışı kalırdı.
Aksi takdirde, o yeşil oksit ölümlere varan sonuçlar getirirdi.
"Metal yorgunluğu " değil olan.
Bakır-oksitlenmesi kaynaklı ağır zehirlenme.
Mesele şu ki; Allah kullanıldı,
din kullanıldı,
milliyetçilik kullanıldı,
ecdat kullanıldı,
toplumu ayrıştıracak her türlü
malzeme sonuna kadar kullanıldı,
bayrak kullanıldı,
hatta 15 Temmuz'da Atatürk'ün dev posteri bile kullanıldı.
Tencereye kalay lazım.
Kullanılacak kalay malzemesi lazım.
Kalaycı geldi hanıııııım!!
Selam ve umut ile...