17 Ağustos'ta Ayvalık'ta  çıkan yangından sonra Orman Bakanı açıklama yapıyor;

"Ayvalık’ta meydana gelen yangında bir sabotaj ihtimali üzerinde duruyoruz .

Ben orayı görmüştüm güzel bir yer. 'Şeytan Sofrası' ismi verilen bir yer ama biz ismini değiştireceğiz. 

1 yıl zarfında da biz orayı tamamen yeşil yaparız."

8 Ocak 2017.

Hiç olmayacak bir şey oluyor, kışın ortasında  Sürmene Çamdibinde yangın çıkıyor.

"Çıkıyor" diyorsak lafın gelişi

Kış ortasında bırakın yaş ağacı, kuru dalı bile yakamazsınız o coğrafyada.

Neyse, bu olaydan sonra da Orman Bakanı açıklama yapıyor:

"Yanan orman sahalarını 1 yıl içerisinde ağaçlandırıyoruz. Hükümetimiz döneminde yanan bir metrekare orman alanı başka bir maksatla tahsis edilmemiştir ve aynı yıl ağaçlandırılmıştır." 

15 Temmuz 2007 

Muğla Güvercinlik 'te bir yangın çıkıyor.

Orman Bakanlığı açıklama yapıyor;

"Ne Güvercinlik'te ne de ülkemizin herhangi bir yerinde çıkan orman yangınlarında zarar gören alanlar başka bir maksatla kullanılmamış, aksine aynı yıl içerisinde ağaçlandırılmış ve yanan yerler yeniden orman olarak düzenlenmiştir." 

Düzenlenmiş mi?

Tabii düzenlenmiş.

Mesela, Güvercinlik’e bakalım.

Düzenleme sonucu 1000 yataklı bir otel çıkıyor ortaya

Diyeceksiniz ki;'ee hani yeşillenecekti oralar.?'

Yeşillendi işte.

Bizim anladığımız yeşil ile Anadolu kapatanlarının anladığı yeşil farklı.

Onlar, doların yeşilini seviyorlar.

Bir de Sürmene'ye bakalım.

Nasıl düzenlenmiş?

Aaa orada da villa tipi evler çıkmış ortaya.

Kendi kendine tabii.

Mantar gibi yani.

Hep "ecdat" derler ya,

Fatih Sultan bunların hepsini keserdi.

"Ormanlarımdan yaş bir dal kesenin, kafasını keserim"diyen hünkâr,

yakanları, yaktıranları, göz yumanları ne yapardı acep?

Amasra'yı fethe gittiğinde, gördüğü güzelliği "çeşm-i cihan" olarak betimleyen,

"Bu  kadar güzel bir yere zarar vererek almak istemem, kalenin anahtarını bana getirin" diyen bir ecdat..

Hani müteveffa Unakıtan "ne komünist ülkeymişiz sat sat bitmiyor"dediydi ya..

Evet," sat sat" bitmiyor.

Yak yak bitmiyor.

Ye ye bitmiyor.

Doymuyorlar.

Bu aralar herkes Nazım Hikmet şiirlerine merak saldı.

Şöyle bir şiiri de var Nazım'ın..

Bu şiiri okuyan yok.

Oysa ne güzel bir şiirdir..

Koyun gibisin kardeşim, 

gocuklu celep kaldırınca sopasını 

sürüye katılıverirsin hemen 

ve âdeta mağrur, 

koşarsın salhaneye. 

Dünyanın en tuhaf mahlûkusun yani, 

Ve bu dünyada, bu zulüm 

senin sayende. 

Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer 

ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak 

kabahat senin, 

— demeğe de dilim varmıyor ama — 

kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! 

Selam ve umut ile ...