Son zamanlarda ipin ucunu kaçıran bazı sözde gazeteci kılıklı provokatörler, Türkiye'nin zayıf karnına ve hassas noktalarına vurmak için fırsat kolluyor.

Gazeteci maskeli adamlar, televizyonlarda ağızlarına ne geliyorsa konuşmaktan çekinmiyorlar. Farklı inanç kesimlerini ve farklı etnik yapıları birbirine düşürmek için her türlü melaneti mübah görüyorlar.

Bunların amaçları bellidir. Tek gayeleri vardır: Halkı birbirine düşürmek ve buradan siyasi rant elde edip küplerini doldurmaktır. Önceleri mezhep çatışması yaratmak istediler, beceremediler. Ardından Türk-Kürt savaşı çıkarmak istediler, yine beceremediler. Aynı zamanda sağ-sol çatışmasıyla da netice alamadılar. Aynı şekilde yıllarca laik-antilaik sözlerle toplumu gerdiler, yine duvara tosladılar. Kısaca, hangi yarayı kaşıdılarsa kanatamadılar. Her teşebbüs ettikleri hainlikte sınıfta kaldılar. Sınıfta kaldıkça ve sonuca ulaşamadıkça kudurdular.

Bu sefer kuduz köpekler gibi değişik yollar denediler. Ancak kazdıkları kuyulara kendileri düşüp heder oldular.

Her defasında hevesleri ve emelleri kursaklarında kaldı. Türkiye, hainlerin ve ajanların her türlü tezgah ve kumpasını aldığı önlemlerle geri çevirmesini bildi; ama düşmanları boş durmadı. Türkiye, karşılaştığı engelleri yıkıp geçtikçe yeni engeller ve yeni barikatlarla tanıştırıldı.

Amerika ve Batı'nın entrikalarını her dönemde bertaraf eden Türkiye'nin karşısına, her defasında bir başka tuzakla dikildiler.

Türkiye nice badireler ve nice belalar atlattı. Darbelerle önü kesildi. Ermeni terör örgütü ASALA ile bir süre meşgul edildi. Buradan da bir netice alamayınca, bu sefer PKK'yı devreye soktular. Kırk yılı aşkın bir süre bu örgütü silahlandırıp Doğu'nun dağlarına saldılar. Bu kuduz köpeklerle boğuşturulan Türkiye, bunların da üstesinden gelmesini bildi.

Bu arada PKK ile sonuca gidemeyenler, çareyi bir kenarda sessiz ve sedasız büyüttükleri FETÖ'de aradılar. Milletimizin dirayeti ve devletimizin feraseti, bu melun ve menfur belayı da yok etti.

Şimdi yeni ve denenmemiş bir tezgâhla tekrar karşımıza çıkmak istiyorlar.

Geçenlerde bir televizyon programında, AA'nın eski Genel Müdürü, sözde gazeteci Kemal Öztürk, Suriye'deki Nusayrilerden bahsederken, 27.08.2026 tarihinde NTV'de yayımlanan "Yakın Plan" adlı canlı programda aynen şu tehlikeli sözleri sarf ediyor: "Bu Nusayri (Arap Alevilerini) kurşuna dizmeden çocuk ölümüne kadar, hepsini katletseler yeridir diyesiniz geliyor."

Bu şeref ve izzetten yoksun adam, bir dönem Anadolu Ajansı'nın başında bulunan adamdır. İnancı ve itikadı ne olursa olsun, bütün insanlık kardeştir. Ve aynı soydan, aynı kandandır.

Bu adamı Evangelist ve Siyonist ağzıyla konuşturan kimdir? Bu adamın katliamcı ve soykırımcı Netanyahu'dan ne farkı vardır? Demek ki eline fırsat geçse Hitler'den ve Netanyahu'dan daha beter, insanlığın başına bela olacaktır.

Böyle bir alçağın NTV'de ne işi vardır? Bu kanal, soykırım çağrısı yapan bir "vahşiyi" nasıl konuşturabiliyor? Yoksa ortak mı çalışıyorlar?

Malum gazeteci, ajan yaratık, zaman zaman Türkiye'nin şah damarından vuracak sözler sarf ediyor. Bu adamın ağzından salyalar akıyor. Kin ve intikam hırsı, bir ur gibi tüm bünyesini sarmış. Akıl tutulması yaşıyor. Nasıl böyle bir cümleyi sarf edebiliyor?

Avrupa fonları adamın iştahını kabartmış, aklını almıştır. Gözünde ne insanlık vardır ne de insanlık değerleri...

FAHRETTİN MASUM BUDAK