Son günlerde Türkiye, fonlarda meydana gelen rezaleti konuşuyor. Bütün sistemlerde bir disiplin vardır. Disiplini olmayan sistemler anarşi, kargaşa ve başıboşluk yaratır. Nitekim son aylarda Türkiye'nin ekonomik gidişatında kimi noktalarda disiplin gevşeyince, fonlarda biriken paraların altının delinmesinin önüne geçilemedi. Bunlar kimdir, kimlerdir, tez zamanda ortaya çıkarılmalı ve gereken ne ise hukuk çerçevesinde derhâl hesap sorulmalıdır.
Kapitalist ekonomilerde disipline uyulmadığı, kaide ve kurallara riayet edilmediği hâllerde bu tür hadiselerin ayyuka çıkması kaçınılmazdır. Sistem canavarlaşırsa herkes altında kalır. Vahşi kapitalizm de budur işte! Bir avuç kravatlı hırsız, devleti de arkasına alarak soygun düzeni yaratabilir. Mühim olan, buna fırsat vermemektir. Sistemin boşluklarından yararlanıp hırsızlık yapanlar az değildir. Toplanan paralar amacı doğrultusunda kullanılmazsa olacakları düşünmek bile istemiyoruz. Liberal ve kapitalist ekonomilerde modern hırsızlar daima tetikte beklerler. Boşlukları gördükleri anda hemen harekete geçerler.
Biz geçmişte bu filmleri çok gördük. 1980'lerin Banker Kastelli ve Banker Bako olayları hâlâ hafızalarda tazeliğini koruyor. Ardından 1990'larda yaşatılan ekonomik krizler, birçok bankanın batmasına sebep oldu. 2001'de patlak veren ekonomik çöküşte ne hâllere düştüğümüzü dünya âlem bildi. Ayrıca bir iki yıl önce futbolcuların da bulaştığı, yüksek getiri sağlayacağı iddia edilen Seçil Erzan olayı herkes tarafından ibretle duyuldu ve izlendi.
Eğer kontrol edilmezse, yasalar doğru dürüst çalıştırılamazsa ağzı açık olanın malını, gözü açık olan acımadan midesine indirir. Olan da halka olur. Halk dişinden tırnağından artırıp parasını fonlara yatırsın, pusuya yatan üç beş tane kravatlı hırsız da bu paraları söğüşleyip cebe indirsin.
Orta yerde birkaç şirketin yönetiminde 131 fonun bulunduğundan bahsediliyor. İçi boşaltılan fonların değer kaybetmesiyle bir anda paniğe kapılan yatırımcılar, paralarını çekmeye kalkınca olanlar oldu. Panik bir anda tavan yapınca likidite darlığıyla hisse sahipleri birdenbire hücuma geçti. Artık bir kere olan olmuştu. Çünkü fonların içi boşaltılmış ve kasalar tam takır hâle gelmişti.
Bereket versin, bunu kim veya kimlerin yaptığı kesin olarak ortaya çıkmadan SPK olaya hızla el koyup gerekli gördüğü işlemleri başlatarak hak sahiplerinin mağduriyetini gidermenin yollarını aramaya başlayınca, panik yerini sükûnete bıraktı.
Piyasada büyük bir vurgun olduğu söylenmektedir. Yaklaşık 830 milyar lira tutarında bir meblağın konuşulduğu bir ortamdan söz ediyoruz. On binlerce insanın alın teri ve göz nuru, nitelikli ve kravatlı hırsızların portföy yönetiminde yok oldu gitti.
İnşallah Türk adaleti bunları en kısa zamanda yakalar, hesabını sorar ve alınan tasfiye kararlarıyla mağdurların haklarının iade edilmesini sağlar.
FAHRETTİN MASUM BUDAK