Ünlü şair Şehriyar, Türk dünyasının en önemli şairlerinden biridir. O, istibdadın ve baskının yoğun olduğu dönemlerde kaleme aldığı şiirleriyle Türk çocuklarının geleceğine ışık tutmuş, tarihî yolculuğumuzda önümüzü aydınlatacak mesajlar vermiştir. Yazdığı ve okuduğu şiirlerini annesi anlamakta zorluk çekince, onun isteğine uyarak şiirlerini Türkçe yazmıştır.
Muhammed Hüseyin Şehriyar aslında bir tıp doktorudur. Güney Azerbaycanlı bir Azerbaycan Türk'üdür. Şahlık rejiminin bitmek tükenmek bilmeyen baskı ve zulmünden dolayı Ayetullah Humeyni'nin İslam Devrimi'ne destek vermiştir. O, halkın içinde yaşamış, halkı gibi yaşamış ve halkının yanında yer almıştır. Şiirlerinde geçmişin özlemini dile getirirken gelecek için de yol göstermekten kaçınmamıştır. Arı ve duru bir Türkçeyle kaleme aldığı şiirleriyle halkın mazisini, kitlelerin dimağına nakış nakış işlemiştir.
Şehriyar:
«“Türk'ün dilitək, sevgili, istəkli dil olmaz.
Özgə dilə qatsan, bu əsil dil əsil olmaz.”»
diyecek kadar Türk diline âşıktır.
Şiirlerinin bir bölümünü Türkçe yazan şairin en çok bilinen ve bütün dünyada büyük ilgi gören şiiri, *“Heyder Babaya Selam”*dır. Özellikle bu şiir, bütün Türk illerinde önemli bir yere sahip olmuş; akıllarda ve gönüllerde derin izler bırakmıştır.
Şairin babası avukattır. Bu vesileyle eğitimli bir ailede yetişmiştir. Tıp fakültesinde okurken son sınıfta bir kıza âşık olmuş ve okulunu yarıda bırakarak kızın peşinden Horasan'a gidecek kadar sevdalanmıştır. Bilahare Tahran'a dönüşünde bir bankada memur olarak çalışmıştır.
Muhammed Hüseyin Şehriyar, geçmişine ve büyüdüğü topraklara çok bağlıdır. Gelenek ve göreneklerine son derece düşkündür. Şiirlerinde yaşadığı yerlere hasretle yer veren şair; çocukluğunu, doğduğu yerleri ve bu yerlerde başından geçen hadiseleri gergef gergef şiirlerine yansıtmıştır.
O, köyü Kuruçemen-Hoşgenap'ı hiç unutmamıştır. Hele köyünün hemen üst kısmında bulunan Haydar Dağı'nı aklının ve yüreğinin bir köşesine kazımıştır. Yazdığı şiirlerden birine “Heyder Babaya Selam” başlığını koyarak köyünü, köyün yaşantısını, sosyal dokusunu, örf ve âdetlerini dizelerine ve dörtlüklerine oya gibi işlemeye çalışmıştır.
Koyunları, kuzuları, suları, ormanları, dağları, tepeleri, çayları ve aklına gelen köyündeki bütün yaşantıları şiirlerinin ana konusu yapmaktan büyük mutluluk duyar. “Heyder Babaya Selam” derken aslında köyünün yiğitliğini, dürüstlüğünü ve fedakârlığını; ahlakını ve adalet anlayışını da anlatır.
Şair, bakın bir dörtlüğünde nelere değinmektedir:
«“Heyder Baba, igit emek itirmez,
Ömür geçer efsus bere bitirmez,
Nâmerd olan ömrü başa yetirmez,
Biz de vallah unutmarık sizleri.”»
Şair Muhammed Hüseyin Şehriyar'ı birkaç sayfalık bir yazıya sığdırmak mümkün değildir. O, yazdığı şiirlerle nasıl büyük bir derya olduğunu ispat etmiştir. Şiirlerini okuyup coşkuya kapılmamak neredeyse imkânsızdır. Onun şiirlerinde didaktik ve epik şiirin pek çok güzel örneğini görmek mümkündür.
Bakın, bir dörtlüğünde insanlık için nasıl bir tespitte bulunuyor:
«“Heydar baba, dünya yalan dünyadı,
Süleyman'dan, Nuh'tan kalan dünyadı.
Oğul doğan, derde salan dünyadı,
Her kimseye her ne verip alıbtı,
Eflatun'dan kuru bir ad kalıbtı.”»
Muhammed Hüseyin Şehriyar, Türk dünyasının önde gelen şairlerinden biridir. Takibata uğramış, kitapları yasaklanmış; ancak Türkçe yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Türkiye'de ise ne yazık ki geç tanınmıştır. 1988 yılında gözlerini hayata yumduğunda arkasında büyük bir milletin derin üzüntüsünü bırakmıştır.
Şehriyar, Tebriz'de doğmuş ve Tebriz'de toprağa verilmiştir. Büyük ve ünlü şairimizi ölüm yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.
FAHRETTİN MASUM BUDAK