Geleneklerimizde bunların korunmasına ve kollanmasına dair bir sürü yaşanmış olumlu hadiseler vardır. Belki de diyebilirim ki, bizim toplum kadar "hayvan haklarına" hassas ve düşkün ikinci bir toplum yeryüzünde yoktur. Nitekim, bu korunmayla ilgili birçok ayet ve hadislerimizi, örnek olabilecek birçok amel ve eylemlerimizi tarihimizin her sayfasında okumamız mümkündür. Ancak buna rağmen günümüzde hayvan haklarıyla ilgili çeşitli sorunlarla karşılaşıyor olmamızı hâlâ anlayabilmiş değiliz. Hayvan hakları son dönemlerde köpek haklarına evrildi. Çünkü Batı'da bu böyle algılanıyor ve böyle kabul ediliyor. Köpeklere dokunma da ne yaparsan yap mantığı sosyolojik bir hadise olarak karşımızda duruyor. Kimse burada toplumun huzur ve güven ortamını dikkate almak istemiyor. Herkes soruna kendi penceresinden bakıyor. Yanlı ve subjektif davranıyor. Peki, köpeklerin hakkı var da insanların hakkı yok mu? Onların yaşam hakkına dokunmayın da ne yaparsanız yapın mantığı kargaşa yaratmaz mı? Orta yerde bir düzensizlik var. İnsanlar bu düzensizlikten mustarip ve şikayetçidir. Göz göre göre, insanların hakkı, köpekler tarafından çiğneniyor. Devlet vatandaşını koruyamıyor. Baskılardan dolayı önlem alamıyor! Bu keşmekeşliğe karşı mağdurun hakkını korumakta zorlanıyor. Hayvanlar Allah'ın birer emanetidir. Elbetteki insanların onlara karşı sorumlulukları vardır. Yalnız toplum düzenini bozuyor ve insanları endişe ve infiale sürüklüyorlarsa gerekli tedbirlerle bunun önüne geçilmelidir. Burası Hindistan değildir. Orada ineklere, burada köpeklere kimse dokunamıyor! Olacak gibi değildir. Devlet, hayvanların da insanların da canlıların da haklarını korumakla mükelleftir. İmtiyazlı canlı yaratmak isteyenler gitsinler çok sevdikleri köpeklerle birlikte yaşasınlar. Kimse bu meselede baskı ve tazyikle köpeklere yeni haklar kazandırmaya yeltenmesin. Ve ayrıca kimse de kalkıp bu önemli meselede popülist yaklaşımlar sergilemesin! Türk toplumunun inancında, hayvanlarla insanlar arasında, hayvanların lehine pozitif bir ayrımcılık zaten vardır. Onları Allah yaratmış ve korunmasını da insanlara bırakmıştır. İnsanlar bu tasarrufu kullanırken son derece dikkatli davranmak zorundadır. Yunus Emre'nin dediği gibi "Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü" şiarına sadık bir milletiz. Ancak zarar veriyorlarsa ve toplumun başına onarılmaz dertler açıyorlarsa gerekli önlemler alınması da şart olur. Sokakta yaşayan köpekleri görüyorsunuz. Saldırgan ve yırtıcı davranışları toplum vicdanını ve merhametini kanatmaya başladı. İnsanların yaşamına zehir katıyorlar. Suçun cezası insanda ne ise hayvanda da o olmalıdır. İnsan suç işlediğinde nasıl cezasını çekiyorsa, köpekler de bir şekilde bunun ceremesine katlanmalıdır. İnsanımızın parçalanmasına, yaşlılarımızın, çocuklarımızın yaralanmasına sebep olan sokak köpeklerinin tenkili, itlafı, kısırlaştırılması ve farklı alanlarda koruma altına alınması elzem olmuştur. Eğer çok istiyorlarsa köpekseverler alsınlar, beslesinler ve dışarıya salmasınlar. O zaman daha iyi anlaşılır, onların köpek severlikleri. Zaten insanımız onların yüzünden sokaklarda rahatça ve özgürce dolaşamıyor. FAHRETTİN MASUM BUDAK