Osmanlı imparatorluğu kurulduğu dönemde ve onu takip eden ilk 200 sene bir Türk gibi yaşadı, bir Türk gibi yaşattı ve bir Türk gibi dünyaya adalet dağıttı. Çünkü temelinde Türk'ün öz harcı vardı. Şeyh Edebaliler, Dursun Fakihler, Somuncu Babalar ve Akşemseddinler bu dönemin hocaları ve alimleridir.

Bizans’ın bozulmuş ve kokuşmuş sistemi henüz devlete nüfuz etmemişti. Abbasilerin, Memluklerin kalıntıları imparatorluğa taşınmamıştı. Devlet Anadolu Türkmen’lerine dayanıyordu. Güç öz kaynaktan temin ediliyordu. Saray ve Enderun kültürü pek tesirli değildi. Osmanlı, yabancı kaynaklardan beslenmeyi hoş karşılamıyordu. Devşirme sistemi hâlâ yerleşememişti. Türk'ün ve Türkmen'in sözü de özü de yönetimde ağırlıklı olarak mevcudiyetini koruyordu.

Yavuz Sultan Selim'den itibaren devlet, fütuhatı genişletmesine rağmen bünyesine aldığı yabancı kültürlere yavaş yavaş teslim olmaya başladı. Türkler ilerleyen yıllarda yönetimden ve bürokrasiden büsbütün uzaklaştırıldı. Yüzlerce yıllık töre terk edilerek, yerine kaynağı Arap kültürüne dayanan Selefiye düşüncesi yerleştirildi.

Katı ve bağnaz bir mezhepçilik anlayışı geliştirildi. Tarikatçılık kökleşti, bilimden ve kültürden uzaklaşıldı. Devletin dayandığı Türkmen töresi tamamen terk edildi. "Etrakı bidrak" devri başlatıldı. Türkmenler, saraydan ve enderundan yetişme devşirme bürokrasisi tarafından, çeşitli adlar takılarak kılıçtan geçirildi. Rafizi, Şii, Kızılbaş, mülhid ve Celali adlarıyla küçümsendi, hor ve hakir görüldü. Şeyhülislamlardan fetvalar alınarak bu adları taşıyanların katledilmesi vacip görüldü. Hatta kim ki, Şii ve Rafizi ya da Kızılbaş öldürürse cennete gidecektir diye fetva alınca Anadolu'da Türkmen kıyımı had safhaya ulaştı.

Osmanlı Devleti'nin ya da diğer bir adıyla Devleti Aliyye'nin temel politikası giderek, Türk düşmanlığı üzerine oturtuldu. Enderun'da, çeşitli ırklardan çocuklar alınıp yetiştirilirken, Türk ırkından bir taneye bile göz yumulmadı. Saray bu konuda çok katıydı. Şehzadelerin Türk kızlarından evlendirilmesine müsaade edilmedi. Bu kurucu toplum saraya ve bürokrasiye yaklaştırılmadı. Osmanlı, Türk'ten çok korkuyordu. Devşirme Sistemi Osmanlıyı tam manasıyla teslim almıştı. Padişahların annelerinin hangi kökenden geldiğini araştırırsanız, her şeyi açıkça görürsünüz. Aynı şekilde Sadrazamlar da öyledir. Osmanlı sadrazamlarından ilk dönemler hariç Türk bulmak oldukça zordur.

Devşirme Sistemi'nde Türk gibi düşünenlere asla yer olmadı. Türkler, kurdukları öz devletlerinde 400 yıl aşağılandılar, horlandılar, sürüldüler ve katliama uğradılar.

Devam edecek…

FAHRETTİN MASUM BUDAK