Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan bazen kabul edilemez konuşmalarıyla milletimizi çok derinden yaralıyor.
Geçende AK Parti Teşkilat Akademisi Liderlik Okulu'nda yaptığı konuşmada Çaldıran Savaşı'nı Türk, Kürt ve Arap'ın zaferi olarak niteleyip milletimizin derinden üzülmesine vesile olmuştur. Aynı şekilde Malazgirt Zaferi'ni de aynı kategoride değerlendirerek tarihi konularda çok zayıf bilgiye sahip olduğunu açığa çıkarmıştır.
Bu konuşmalar Türk Cumhurbaşkanı'na hiç de yakışmamıştır. Bir kere Çaldıran Meydan Muharebesi bir kardeş muharebesidir. Araplar ile Kürtlerin bu savaşta ne gibi bir dahli vardır?
Türk milletinin himaye ve gölgesinde yaşayan dönemin toplumları, böylesine geniş çaplı ve ihatalı savaşlara asker göndermek zorundaydı. Araplar ile Kürtlerin bu savaşa katılma sebebi dönemin ekonomik ve siyasi şartlarının ağır basmasıyla alakalıydı.
İkinci Dünya Savaşı'nda Sovyetlerin yanında Almanlara karşı savaşan yüzbinlerce Türk'ün bilindiği bir hakikattir.
Bu savaşın galibi Sovyetler Birliği olmasına rağmen buna Türk'ün zaferi diyebilir miyiz? Ki, bu savaşlarda yüzbinlerce Türk katledilmiş ve şehit düşmüştür.
Bilmiyorum, Sayın Cumhurbaşkanı'nın tarih danışmanı kimdir? Bunlar hangi kaynaklardan besleniyorlar? Çaldıran Anadolu Türk'ünün zaferidir. Doğrudur ama İran veya Azerbaycan Türk'ünün de mağlubiyetidir.
Sayın Erdoğan, belki birlik ve beraberlik kaygısıyla bu sözleri sarf etmiş olabilir. Ancak birliğe vurgu yapacağım diye tarihi saptırmak ve ters yüz etmek ne derece etkili bir yol olabilir? Malazgirt Zaferi yüce Türk milletinin ortak zaferidir! Anadolu kapılarını ardına kadar açıp milletimize armağan eden de İran veya Azerbaycan Türklüğüdür.
O dönemde kusura bakmayın ama Anadolu'da Türk diye bir ırk yaşamıyordu. Her ne kadar MÖ Akat ve İskit Türkleri bir müddet gelip kalsalar da bunun uzun süreli olmadığı tarihi kayıtlarda mevcuttur.
Selçuklu İmparatorluğu Sultan Alparslan vasıtasıyla nasıl ki, Azerbaycan'ı ve İran'ı bir Türk yurdu yaptıysa Anadolu'yu da aynı gayeyle bir Türk yurdu yapmak istiyordu.
Çaldıran Savaşı'nı ikide bir gündeme getirip Azerbaycan Türklüğünün kalbine niye dokunuyorsunuz? O Azerbaycan Türk'ü ki, milletimize Anadolu'yu ebedi vatan yapmak için Bizans İmparatorluğunu dize getirmiş ve İmparatorunu da esir almıştır. O sıralarda Anadolu tamamen Bizans İmparatorluğunun elindeydi.
Sakinleri de Ermeniler, Gürcüler, Rumlar ve Araplardı. Kürtler de Hakkari ve Siirt civarlarında baskılardan bunalmış bir vaziyette hayatta kalma savaşı veriyorlardı. Bizans Anadolu'da yaşayan toplumlara bir nevi zindan hayatı yaşatıyordu. Türkler, Anadolu'yu vatan yaptıktan sonra diğer milletlere adeta gün doğdu.
Yavuz Sultan Selim ile Yıldırım Beyazıt Anadolu'da ne kadar seviliyorsa, Şah İsmail ile Cihan Padişahı Timurlenk de Türk yurtlarında en az bir o kadar seviliyor. Ankara Çubuk Meydan Muharebesi ile Çaldıran Meydan Muharebesi asla tasvip etmediğimiz bir kardeş muharebesidir. Türkiye Cumhurbaşkanı Çaldıran Meydan Muharebesini zafer olarak niteleyemez.
Bu söylem Türk Birliğine büyük bir darbe vurmaktır.
Biz, Cihan Hükümdarı Emir Timur’u da Azerbaycan ve İran Fatihi Şah İsmail'i de en az Yıldırım Bayezid ve Yavuz Sultan Selim kadar sevmek ve saymak zorundayız.
Çünkü Türk Birliğine giden yolun taşları ancak böyle döşenebilir!