Sayın Cumhurbaşkanı özel harekatçılara verilen iftar yemeğinde, FETÖ davalarından yargılananlar için; “Şayet cezalarını tamamlayıp dışarı çıkanlar olursa, zaten milletimiz sokakta her gördüğünde, onlara gereken cezayı verecektir” dedi.
Duyduğum anda kulaklarıma inanamadım.
Bir de internettten araştırdım.
Evet doğru anlamışım.
Keşke yanlış anlasaymışım.
Gündemin içinde kaybolup giden bir ifade olabilir.
Ancak hukuk devletinde ve devletin en üst kademeden temsil edildiği bir makamdan duymayı arzu etmediğimiz sözler bunlar.
Hukukçu değilim. Olayın hukuki boyutuna yorum yapamam.
Ancak sıradan bir vatandaş olarak, bir an için, “Kandırılan, rabbim affetsin” ile
kurtulamayan biri olduğumu, tutuklandığımı, yargılandığımı cezamı çekip, dışarı çıktığımı düşündüm.
Demek ki; cezamı çekip çıkmış olsam bile beni tekrar cezalandırmak için bekleyenler olacak.
Yani cezam bitmemiş daha.
Önce hukuken, sonra da artık vatandaş ne takdir ettiyse o.
Tehlikeli bir söylem.
Hem de çok.
O zaman kanuna, mahkemeye hiç gerek yok.
Baştan suçluları atalım ceza verici ve had bildirici eli sopalıların önüne olsun bitsin.
Yani, “Arena” kelimesine itiraz ettiğiniz halde, bambaşka bir arena yaratıyorsunuz.
Şimdi misal, Bülent Arınç’ın ve Kadir Topbaş’ın serbest bırakılan damatlarını, yukardaki teşvikten vazife çıkaran birileri, “Bunlar ceza çekmediler, üç günlük askerler içerdeyken damatlar niye dışarda” deyip sokak ortasında bir güzel pataklasa bu suç sayılacak mı?
Yoksa gerekeni yapanlar kategorisinde mi değerlendirilecek?
Diyelim ki, suç sayıldı.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın yukarda ifade ettiği sözlerle suçsuz olduğunu gayet güzel savunabilir.
Bu konuşmaları hazırlayanlar, ne yaptıklarını iyi biliyorlar.
Şu yukardaki konuşmayı yazıp, Sayın Cumhurbaşkanı’na okutturanlar, büyük bir suç işlemiş, kanunsuzluğu teşvik etmiş demektir.
Bu ne demektir biliyor musunuz?
Tahliye olanlara sürek avı demektir.
Hukuk devletindeyseniz, yukardaki ifadeler linç etmeye kadar vardırır işi.
DARBE SÖYLENTİLERİ
Günlerden beri ortalıkta dolaştırılan, “Darbe” söylentileri var.
Hatta 15 Haziran gibi bir tarih bile telaffuz edildi.
Her gün birileri tutuklanıyor.
Kimi tutuklananlar da serbest bırakılıyor.
Enis Berberoğlu tutuklanmış.
Kılıçdaroğlu, “Adalet yürüşü”nü Güvenpark’tan başlatacakmış.
Melih Gökçek, Güvenpark’a barikatlar kurdurmuş.
Yine birileri, “Darbe geliyor” diye sosyal medyada hitap ettiklerini teyakkuza geçiriyor.
“Gezi'yi de böyle hafife almıştık, sonra başımıza neler geldi” diye uyarıyı güya sağlam bir mesnete dayandırıyor.
Ne olup bittiğini anlamamız zor.
Endişeleniyor insan haliyle
Huzur lazım memlekete.
Basiret lazım.
Yorulduk çok.
Selam ile,
Umut ile,
Huzur ile..