Ben ne zaman bir yerli firmayla,yabancı firmanın ortaklık yaptığını okusam,eyvah!derim..
Takip ederim sonra,yerli firma hızla büyümeye başlar.Ortağı da olan yabancı firma da memleketi ayrık otu misali sarar.
Bazı tesadüfler vardır.
Çoğu bilinmez.
Bilenler bildiğini söylemeye kalksa,"entellektüel" Mehdi Eker'ler
ortalığı velveleye verirler derler ki;"çıkar kavgası,pasta kavgası,rant kavgası",
bizim millet sever böyle lafları.
"He valla bakan haklı "der çıkar işin içinden..
2002 yılında ABD'nin en büyük tarım tekellerinden Cargill ile ortaklık yapan Ülker'in ,AKP hükümeti ile yakaladığı büyüme ivmesi sadece tesadüftür.
Kimisi için ise tevafuk.
Yani hikmetli tesadüf.
2004 yılında, başbakan Erdoğan'ın ABD ziyaretinde Bush tarafından Cargill'in önünü tıkayan yasal engellerin kaldırılması ricasına muhatap olması da bu tesadüfün kaçınılmazı olarak görülebilir...
2006 yılı, Cargill için dikensiz gül bahçesinde koşma zamanıdır.
Ağır pres yapan ABD yönetimi, Cargill gibi bir firmayı şeker üst kurulunun bir üyesi yapmayı da başarmıştır.
Bu kurul ,pancar şekeri ya da nişasta bazlı şeker için üretim kotalarını yurtiçi talebine göre belirleyen, bu kotaları iptal edip idari para cezası uygulayan, şeker ticaretinin arz-talep dengesi, doğrultusunda fiyatlandırma ile ilgili düzenlemeleri öneren bir yapıdır.
Kimler var bu kurulda?
T.Şeker Fabrikaları, Pankobirlik, Pancar ekicileri Koop.Birliği, Cargill Tarım ve Gıda AŞ, San.Tic. Bakanlığı, Tarım Köy İşleri Bakanlığı ve Devlet Bakanlığı.
Bunca kamu kurumunun arasında,bir ABD tekelinin ne işi var diye sormazsınız herhalde..
Zaten bu kurul da,hikayeden kurul.
Kurul ,kurul olsaydı Cargill piyasaya bu kadar kurulabilir miydi?
Şimdilerde ise kurul filan olmayacakmış.Kapatılacakmış.
Onun yerine Tarım ve Hayvancılık bakanlığında bir genel müdürlük oluşturma çalışmaları varmış.
Şimdiye kadar yapılan her düzenleme ,
Cargill'in işine yaradı.
İnşallah bu defa ülke menfaatleri göz önüne alınır.
Tabii bu arada aylardan beri şeker kurulu denilen organa yeni yönetimin atanmaması sebebiyle piyasalar yine Cargill'e teslim.
Kim ne yapıyor belli değil.
Nişasta bazlı şekerin girdisi Mısır.
O nereden geliyor?
ABD'den.
Üstelik genetiği ile oynanmış mısır.
Mısır hasadı Çukurova'da henüz başlamışken,mısır alım fiyatları da açıklanmamışken,
TMO'ya 700 bin ton mısır ithalat yetkisinin verilme zamanı ne kadar "manidar" değil mi?
Vardır ya bir klasik lafları "Zamanlama manidar" o misal.
Cargill'e mısır lazım.
Ucuz mısır.
İthal yollarını açarsın,gümrük vergilerini düşürürsün,
çiftçinin ürünü para etmez.
Sonra Cargillgiller ucuzdan ürünü toplar.
İznik gölünü besleyen bir dereden her gün 12bin ton su çeker,üstelik bedava.
GDO'lu mısırdan nişasta bazlı şeker üretir.Şeker Kurulu zaten yoktur.
Meydanlar ,Cargillgillerin olur.
Sonra "üst akıl" filan...
Bence de "üst akıl"
Hem üst akıl diyeceksin,
hem de,çiftçini "üst akıla "maraba edeceksin...
Ziraat Odaları Başkanı uyur,
Milliyetçi parti hep uyur,
Halkçı parti arada bir uyanır,
Köylüm celladına aşık olmuştur.
Biz yazmaya devam ederiz.
İsteyen okur...
İsteyen uyur...
Ne diyelim?
Selam ve umut ile...