Adalet yürüyüşünün ramazana denk gelen günlerinde, sayın cumhurbaşkanı yürüyüşün asayiş içinde devam etmesinin hükümetin bir nimeti olduğu beyan etmişlerdi.

Doğru mu?

El hak doğru

Emniyet güçlerinin kumandası kimin elinde?

İktidarın

Marifet, iltifata tabidir.

Ama kabahatin de bir bedeli olmalıdır.

Siz zannediyor musunuz ki; Düzce Belediyesi, resmen bir kamyon gübreyi adalet yürüyüşcülerinin burnunun dibine dökebilsin?

Kimse kusura bakmasın!

Ben hiç öyle olabileceğini düşünmüyorum.

Mutlaka siyasi teşkilatın bundan haberi vardır.

Düşünün; referandum ile ilgili olarak yaşadığım bölgede AKP vekilleri, , CHP vekilleri ile halka açık tartışma toplantısına genel merkezin "yasak" koyduğu gerekçesiyle katılamadılar.

Evet sağlam teşkilatçılar

Emir-komuta zinciri içinde süregelen bir teşkilatçılık

Tek adama dayalı teşkilatçılık organizasyonunun, tek adamlıkla şekillenen iktidar ve memleket halleri.

Refarandum döneminde, CHP'li bir vekilin "emperyalleri ve onların işbirlikçilerini İzmir'e kadar kovalar, denize dökeriz" beyanının kopardığı fırtınayı hatırlayınız.

Mitinglerin son bir haftasının temel malzemesi hep bu sözler olmuştu.

Başbakanından, bakanına kadar

Tabii en fazla da Sayın Cumhurbaşkanı

Kılıçdaroğlu'nun kendi vekilini kınaması yetmemiş, Sn. Cumhurbaşkanı; "Öyle kınamayla olmaz, samimiysen bu vekili ihraç et" çağrısında bulunmuştu.

Bu hassasiyet ve beyandan esasla, Düzce Belediye Başkanı’nın görevden alınması gerekmez mi?

Öyle kamyon şoförüne 3 bin TL ceza kesmekle, güya tutuklamakla olmaz.

Buna istim almak denir.

Yarın salıverirsin, cezayı ödeyecek olan da çoktur. Ya da cezayı kesen onu iptal eder.

Yani bir belediyenin kamyon sürücüsü, bir kamyon gübreyi kimseye sormadan getirip 

"Ben takmam başkanı filan yeeaaa"

efelenmesiyle insanların burnunun dibine dökmüş he mi?

Ee o zaman daha kötü valla.

Bir başkası da kimseyi takmaz, aracı kalabalığın üstüne sürer.

Başkası da başka bir halt yemeye kalkar?

Hiyerarşik yapı içersinde her üst, emri altındaki astının yaptıklarından veya yapmadıklarından sorumludur.

"Ben yapmadım, kamyon şoförü yapmış " demek ya da bu anlama gelecek bir müeyyide uygulamak, o makamda oturanın sadece oturduğunu ve yetersizliğini ifade ettiği gibi milletin zekâsına da hakaret etmektir.

Şimdi Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyun ve öyle düşünün.

Şu gübre olayı muhalif bir kanattan gelseydi, memlekette koparılacak tatavayı bir tahayyül edin.

Yıllardan beri "bidon kafalılar, göbeğini kaşıyan adam" tekrarlarının meydan meydan, ekran ekran nasıl dolaştırıldığını hatırlayın.

Gübre olayını gerçekleştiren bir muhalif cenah olaydı,

"Sen kimsin ya? Sen bu halka gübre dedin, bu millet azizdir, bu millet bunun hesabını sorar, bu millet sizi affetmez" duyabileceklerimizden sadece bir kaçı olabilirdi.

Sen gözündeki merteği  farketme, başkasının saman çöpünü hamasetle, ayrıştırıcı ifadeler merceği ile büyült büyült ülkeyi iki kutuba böl.

Buna benzer bir olay tarihte vuku bulmuş. Hadise şu; Yavuz Sultan Selim kendisine dışkı gönderen Şah İsmail'e mis gibi gül lokumu gönderip altına bir not düşüyor;

"Herkes yediğinden ikram eder!" 

Ecdad böyle yapmış. Tüm bunlara rağmen,yollarda güvenliği sağlayan hükümete teşekkür etmeyi biliriz. Güvenliğimizin sağlanması Anayasal hakkımızdır. Lütüf değildir.

Bunu biliyoruz. Buna rağmen teşekkür ediyoruz. Hükümet de bu süreçte, trol ve troliçelerin sözle, sinkafla, gübreyle, tehditle, ahlaksız yakıştırmalarla provakasyon yapanlarda sorumluluğu olduğunu bilir mi? Bundan sonra olabilecek olumsuzlukların-Allah göstermesin-tek fatura kaynağının hükümet olduğu da elbette aşikârdır. Sağduyulu davranan adalet yürüyüşcülerine,

bu olaydan üzüntü duyarak samimi bir şekilde özür dileyen Düzceli AKP yanlısı vatandaşlarımıza  minnettarız. Yandaş gazetecinin biri demiş ki;"güç ve servet bizi bozdu. Zulmedenlerden olduk" Öyle değil efendi öyle değil. "ABD'yi Kabe gören,

6. Filoyu kıble görüp secde eden, Ankara'nın şerrinden, Brüksel’e sığınan, BOP 'u nimet gören, BOP eş başkanlığı ile övünen" bir zihniyet zaten bozuk bir zihniyettir. Bozuk zihniyet, önce ayağına yer yapar. Sonra da sistematik zulüm eder. Yani "bozulduk "deme.

Kabul et!

Fırsat bekleyip yapmak istediklerinizi yaptınız.

Selam ile,

Umut ile,

Lokum ile...