Keşke hepimiz, “Adalet” talebinde bulunsak diye bitirmiştim bir hafta önceki pazartesi makalemi.

Hoş bir tesadüf, Ankara'dan ellerinde, “Adalet” yazılı pankartlarla yola çıkanlar var.

Siyasi kimliğin önemi yok.

Adalet için kim talepkar olursa olsun makbul ve muteber bir taleptir bu.

Elbette belirli bir isim ile yola çıkılması hem katılımı, hem bulacağı yankıyı, hem de güvenlik ve organizasyonu avantajlı kılacaktır.

Aylardan beri hukuksuzlukla mağdur olan insanlar var bu ülkede.

Seslerini duyuramayan insanlar.

Evladı için, eşi için, işi için sokaklarda, adliye koridorlarında hak mücadelesi veren insanlar.

Tutuklanan, serbest bırakılan sonra tekrar tutuklanalar.

Ve hep tutuklu olanlar.

Tutuklu olması gerekirken,tutuklanmayanlar da var..

Açlık grevinde 100 günü tamamlayan, ölüm sınırına doğru giden ve buna rağmen tutuklanan eğitimci karı-koca var..

“Ben kızımı sığır tezeği taşıyarak okuttum” diye feryat eden, KHK ile işinden olan doktor kızının hukukunu arayan Zeynep Abla var. Oflu Zeynep Abla..

Takip ediyorum,

kimi geç kalınmış bir yürüyüş diyor,

kimi aba altından sopa gösteriyor,

kimi dalga geçiyor.

Bir de Bahçelimiz var. Allah selamet versin. Boş boş konuşuyor. Dr. ünvanlı boş bahçe.

Ettiği laf, bu memleket insanına zerre kadar muhabbet duyan bir siyasetçinin edemeyeceği bir laf

Efenim merak ediyormuş hazret, “Yürüyenleri İstanbul’da karşılayan bir başka grup olursa ne olurmuş?”

Ne olacak?

Bunun sorumlularından biri de sen olursun.

Gerçi ciddiye alınmayacak kadar anormal zigzagları olan bir siyasetçi.

Diyeceksiniz ki patinaj ve zigzag memleket siyasetinin karakteristiği oldu. Haklısınız.

Bahçeli, bir zamanlar Başbakan’ı da, “Seni kurtlarla kovalarız” demişti. Nerede kovalayacaktı? Orta Asya 'da mı?

“Yollarda adalet aranmazmış.”

Aranır aranır.

Türban için yollarda adalet aranmadı mı?

Nerde aranır bu adalet?

Koskoca Bakan’a, “Açık oy kullanıyorsun, kanunsuzluk yapıyorsun" deniliyor.

“Sana ne ulan, sana mı soracam” şeklinde cevap alınıyor.

Mecliste yok?

Mahkemede yok?

Eğitimde yok?

Sağlıkta yok?

İhalede yok?

Seçim meydanlarında ise hiç yok.

Geç kalınmışmış.

Zamanı bugünmüş demek ki.

Bu yürüyüşü sadece Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasına indirgememek lazım.

Bir de şunu göz ardı etmeyelim.

Memleketi 15 yıldır yöneten AKP ama her şeyin sorumlusu CHP.

Tekelleşmiş medya gücüyle, Atatürk dönemi dâhil yerden yere vurulan, bin bir türlü tezviratla eli kolu bağlanan, sığ, vasat söylemlerle tutuk siyaset izleyen CHP.

PKK'cı,

FETÖcü,

Din düşmanı,

Vesayetci,

Darbeci CHP..

CHP aşağı, CHP yukarı.

Hataları yok mu? Var

Ama insaf eyleyin yahu.

Darbe araştırılsın önerisini veren CHP,

reddeden AKP..

FETÖcü CHP.

Habur'da davul zurna, terörist ayağına götürülen mahkemelerle PKK'lıları etkin pişmanlık yasasından zorla faydalandıran AKP;

PKK’cı CHP..

Sn. Başbakan, “Halkı sokağa çağırmak sorumsuzluktur” demiş.

Demokrasi nöbetleri nerde tutuldu?

Konya Ovası’nda mı?

Hem de her tarafın toz duman olduğu bir anda.

Tek bir olay dahi yaşanmadı, o tozun, dumanın, belirsizliğin ortasında.

Bir de Burhan Kuzu var.

Hani, “FETÖ’yü biz büyüttük, işimize öyle geldi” diyen Kuzu..

Bolu Tüneli’ni Cumhurbaşkanı yaptırmışmış, yürüyüş oraya gelince tünelden mi geçeceklermiş?

İlkokul seviyesi.

Canımız çıkıyor vergi ödemekten.

Gelirine, gelir vergisi.

Vergisini verdiğin kazancınla araba aldın vergi, ev aldın vergi, kira aldın yine vergi.

Ekmeğe vergi,suya vergi,süte vergi..

Ne sadece yüzde 50’nin vergileri ile oluyor kamu harcamaları,

ne de kimsenin şahsi servetiyle..

Yani bunu söyleyen de Anayasa profesörü.

Perinçek efendiyi de unutmayalım.

Atatürkçü görünen, Atatürk düşmanı

Binde bir oranında oy almış bir partinin lideri olarak sesi çok fazla çıkıyor. “Bu yürüyüş milli değildir” diyor.

Apo ile muhabbet içinde olmak mı milliliğin kriteri. Televizyonu var, gazetesi var Bay Perinçek'in. Nereden gelir bu değirmenin suyu?

Milli himmet mi?

Ülkenin içine sokulduğu, her fırsat kullanılarak getirildiği keskin ayrışma sebebiyle, provokasyona müsait bir ortamın olduğu da reddedemeyeceğimiz bir gerçek.

Endişe duymamak mümkün değil. Bu anlamda da zaten her şeyin fatura merkezi olan CHP, en ufak bir planlı provakasyonda ne hale getirilir varın tahmin edin.

Bir plân varsa, bu şimdiye kadar olup bitenleri CHP adresine teslim etmek için devreye koyulacaktır.

Bu yürüyüş suçluları serbest bırakın yürüyüşü değildir.

İktidar cenahından ve bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’nın ağzından duyduğumuz, “At izinin it izine karıştığı” hukuksuzluğa ve keyfiyete itiraz hareketidir.

Darbe çağrısı değildir bu yürüyüş.

Zira bu ülkede darbelerin mağduru, adalet, özgürlük, eşitlik, demokrasi talebinde olan sol düşünceli insanlar olmuştur. Darbeler merkez sağ partileri büyütmüştür hep.

Bu bir toplumsal uzlaşı arayışıdır. Kayıtsız kalmamak gerekir.

Adalet talebini destekliyorum.

Yürüyüşe katılacağım.

Adalet ekmek gibidir.

Hepimizin olmazsa olmazıdır.

Ondan da öte, “Adalet mülkün temelidir.”

Yürüyelim arkadaşlar!!

Selam ile,

Umut ile,

Adalet ile...