İnsan davranışlarını ve bunların altında yatan nedenleri ,duygusal,zihinsel süreçleri inceleyen  bilim dalına psikoloji deniyor.

Psikolojide "savunma mekanizmaları" diye bir başlık var.

Benim ilgimi bir savunma mekanizması olarak "yansıtma" başlığı çekti.

Psikoloji bilimi diyor ki; yansıtma, bir davranış bozukluğu ve ruhsal rahatsızlıktır.

Belirtileri nelermiş bir bakalım:

Kişi kendisinde olan kusurları ,direkt başkasına-başkalarına mal ettiği için yansıtma adıyla tanımlanan bir ruhsal hastalıkmış bu.

Mesela; hırsızlık yapan kişi kalkıp başkalarına" hırsııız "diyorsa yansıtma hastalığından muzdarip olmuş demektir.

Bu kadarla kalsa iyi.

Bir de karşısındakinin iyi, doğru, davranışlarını kendine mal ediyormuş.

Kendisini  önemli ve değerli insan olarak gören bu hastalar, kendilerindeki zaafiyetleri ,  yanlışları, başkalarına aitmiş gibi görüp-gösterek, iyi hissetmeye çalışırlarmış.

Başka neler yaparlarmış?

Sorumlu oldukları halde hep mağdur ve masum olup, suçları başkalarının üzerlerine atarlarmış.

İnkar yolunu sık kullanırlarmış.

Yaptıkları her şeyde bir hikmet olduğu nu zanneder, herkesin bu zannı taşımasını isterlermiş.

Kendilerini mükemmel gördükleri için başkalarını küçümserlermiş.

Kendilerinden üstün olanları, aşağılayıp küçük düşürürlermiş.

Bunu yaparken ortalama ahlak ve nezaket kurallarını ihlal edip, yersiz, abartılı, alaycı bir üslüp kullanarak dikkat çekme ve gündeme oturma ihtirası taşırlarmış.

Saygı göstermeden, saygı beklerlermiş.

Her şeyi üstlerine alınıp kendilerini tehlike altında görürlermiş.

Kuşkuları ve güvensizlikleri olmakla birlikte kendilerinden çok eminmiş gibi davranırlarmış.

Hepimizde olan onaylanma arzusu onlarda epeyce fazlaymış.

Onaylanması zor olan şeyler yaptıklarında bile ,hep haklı olurlarmış.

Birisi mütemadiyen başkalarını suçluyorsa, suçlamaya esas teşkil eden hususların kendisinde olduğunu bildiği ve onlardan kurtulmak refleksini gösterdiği için böyle davranırmış.

Kısaca, yansıtma  "ben öyle değilim" derken bal gibi de öyle olduğunun göstergesiymiş.

Yani aynanın karşısına geçip ,

"ayna ayna güzel ayna ,

söyle bana var mı benden iyisi bu dünyada?"

diye sorarlar,

aynanın yansıttıklarını beğenmeyip, aynayı parçalamazlar,

başkalarına mal ettikleri , kabullenemedikleri kendi özeliklerini söylerken kendileri ayna görevini görürlermiş.

Bu hastalar, tüm çorak ve kısır hallerine rağmen kendilerini meyve yüklü ,bir ağaç olarak görür,en ufak bir tenkitte "meyve veren ağaç taşlanır" korosu oluştururlarmış.

Diğerleri tabi ki; kuru dal, çürük kütük, çer çöp filan olurlarmış. Ama aslında kendilerini anlatırlarmış.

Bu insanlar kendilerinden daha fazla etraflarına zarar verirlermiş.

Tedavi edilmeleri gerekirmiş.

Yoksa huzur vermezlermiş etrafa..

Huzurla kalın diyelim..

Selam ve umut ile..