Türkiye birçok alanda kademe kademe ilerlerken, birçok alanda da hızla çürümeye doğru genişliyor.
Sosyal çürüme aile yapımıza ve okulumuza kadar sızmış, kılcal damarlarımıza kadar nüfuz etmiştir. Dejenerasyon, kokuşmuşluk ve bozulma tüm sosyal dilimleri adeta esir almıştır.
Milli ve yerel iktidarlardan gelen yolsuzluk haberleri insanların kulaklarını tırmalıyor. Hele özellikle belediyelerimizin bir bölümü yolsuzluk şampiyonluğunu kimseye bırakmıyor. Bu konuda kurumlarımız karakter zayıflığı yüzünden adeta dökülüyor. Belediyelerden gelen yolsuzluk haberlerine partililer bile iğrenerek bakıyor. Herkes ikrah olmuş vaziyettedir. Seçtiğimiz ve güvendiğimiz siyasiler bu işin bataklığında bocalıyorsa varın gerisini siz düşünün artık! Bozulmanın en nadide kurumlarımız olan üniversitelere kadar sirayeti, şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerektiğini elzem kılıyor!
Sahte diploma furyası ile yolsuzluk furyası baş alıp gidiyor. Sadece bu alanda değil, birçok alanda bozulmanın koyusunu yaşıyoruz.
Peygamberimiz "haya imandandır" diye buyurmuştur. Ama bu mübarek sözü dikkate alan kalmadı artık..."Hayası ve abırı olmayanın imanı da olmaz" sözü de çok meşhurdur. Bir yerde veya bir toplumda ahlak kavramı yerlerde sürünüyorsa tehlike çanları çalıyor demektir.
Toplumları toplum yapmaktan çıkaran bazı temel kavramlar vardır. Bu kavramlar yakamıza yapıştı mı o toplum kesinlikle iflah olmaz.
Bunlar rüşvettir, yolsuzluktur, uyuşturucudur, nepotizmdir, kumardır.
Rüşvet, bireylerin ar damarını çatlatan kavramdır.
Her şeyin parayla alınıp satıldığı bir toplum yapısının yerleşmesi korkutucudur. Burada hiçbir değer aranmaz. Her şey paraya teslim olmuştur. Bütün kapılar para yoluyla açılır. Bozulmanın ana etkenidir.
Gelelim yolsuzluk kavramına; bu kavram kamu gücünün çıkar sağlamak için kendisine veya bir başkasına karşı kullandırılmasıdır. Herhangi bir devlet görevlisi, bu gücü istismar ederek çıkar eksenli çalışmasıdır.
Toplumları bozan temel unsurlardan biri de uyuşturucudur. Bugün Türkiye'de 10 milyonu aşkın uyuşturucu müptelası vardır. Bu korkutucu ve ürkütücü bir rakamdır. Bu on milyonun bir de çarpan etkisini düşündüğümüzde toplum yapımızın nereye doğru sürüklendiğini varın siz düşünün!
Bozulmaya sebep olan bir diğer kavram nepotizmdir. Burada devlet gücünün adam kayırmaya aktarılmasıdır. Bir nevi iltimas ve dayıcılıktır. Her şey devlet çarkında "adama ve arkaya" göre ayarlanır. Arkan yoksa, dayın yoksa yandın demektir. Ağzından kuş tutsan da nafiledir. Maalesef toplum olarak bunun acısını ve sancısını çok çekiyoruz!
Kumara gelince; bilmem bunun zararlarını anlatmaya gerek var mı? Kumarın yıkmadığı aile, tarumar etmediği toplum var mıdır?
Kısaca, toplumsal yapımız durmadan dinamitlenmekte, bozulma ve kokuşmuşluk bir ur gibi her yanımızı sarmaktadır. Eğer önlem alınmazsa akıbetimiz hayra alamet değildir!