“Sevgili kardeşlerim... 

Zaman tünelinde geriye gidelim.

Ne yaptılar?

İçerde sanal tehditler... 

Dışarıda düşman ürettiler.

Endişelere maruz bıraktılar.

Milleti korkuttular.

Ne dediler?

Türkiye’nin üç tarafı denizle, dört tarafı düşmanla çevrili dediler.

Biz ne yaptık?

Onlar gibi ufuksuz değiliz.

Vizyonsuz değiliz.

Biz geldik, bu anlayışı yıktık.

Esad kardeşimle oturduk... 

İki dost, iki kardeş olduk.

Mayınları temizledik.

Vizeleri kaldırdık.

Kapılarımızı açtık.

Şimdi benim Gaziantepli kardeşim, cebine pasaportunu koyuyor, istediği gibi Halep’e gidiyor, Şam’a gidiyor. Halep’teki Şam’daki Lazkiye’deki Hama’daki Humus’taki kardeşim de, cebine pasaportunu koyuyor, istediği 

gibi Gaziantep’e geliyor.

Ne oldu?

Bütün o tehditlerin, korkuların... 

Ne kadar boş olduğu ortaya çıktı.

Kim kazandı?

Gaziantep kazandı.

Vizyonumuzun en canlı tanığı... 

Gaziantep’tir.”

Bu konuşma zamanın başbakan Sn. Erdoğan tarafından 2010 yılında yapıldı.

"Zaman tünelinde geri gitmek" kimsenin tekelinde değil ya...

Biz de gittik o yüzden...

Devlet Bahçeli 4 Kasım 2014 tarihindeki grup toplantısında şunları söylüyordu; “PKK Terörü 2002 yılına gelindiğinde sıfırlanmıştı! Ancak AKP Hükümetleri ile birlikte terör yeniden canlandı!”

Bu konuşma da "zaman tünelinden"

Çok mu gittik?

Biraz beriye gelelim o  halde...

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş: Başımıza gelen birçok şey Suriye politikası sonucudur" dedi. (15 Temmuzdan sonra)

Başbakan Binali Bey,

16 Nisan'dan sonra size söz veriyorum bu terör örgütü bitecek "dedi.(referandumdan az önce)

Ne taraftan sorgulamak istersiniz?

Sondan başa doğru mu?

Baştan, bugüne doğru mu?

16 Nisandan bu yana şehitlerimizin sayısını bilem var mı?

Gündem bile değil.

Alıştık artık.

"Polis, asker, jandarma el ele şehadete gidiyor, bu ne mutluluk"

Dedi Sayın Cumhurbaşkanı.

Ama ateş düştüğü yeri yakmaya devam ediyor.

Binali Bey,"söz veriyorum" dedi.

"Terör bitecek "dedi.

Bir konu hakkında söz veriliyorsa, o konuyla ilgili şartların sizin inisiyatifiniz altında olması gerekir. Şartlara hakimseniz niye 16 Nisanı beklediniz.

16 Nisandan sonra neden halâ canımız yanıyor?

Yani terörden bahsediyoruz.

"Söz veriyorum nikah şahidiniz olacağım" deseniz bile beklenmedik bir gelişme her şeyi aksatır.

Var mı verilen sözün hesabını soracak?

Vizyon meselesine ise hiç girmeyelim.

Selam ve umut ile..