Özgür Özel'i, hileli ve şaibeli kurultayda Ekrem İmamoğlu ile anlaşıp Sayın Kılıçdaroğlu'nu devirdiği günden beri yakından takip ederim. Ondan önce de CHP'nin çeşitli kademelerinde çalışırken de az çok takip ediyordum. Partisinde işlenen ne kadar kusur, kabahat, suç ve başarısızlık varsa hepsine ortak olan bu adam, her nedense bir anda temize çıkartılıp CHP'nin başına oturtuldu.

CHP'nin şimdiki emanetçi lideri Özgür Özel ne diline sahip oluyor ne de aklına... Ağzını açıp gözünü yumunca diline geleni sayıp döküyor. İşin enteresan tarafı, partisini pisliğin içine batıran ve lağım suyuna karıştıran kim varsa hepsine sahip çıkıyor. Böyle de bir garabet yönü var. Hiçbir üyesine "aklan da gel" cesaretini gösteremiyor. Mahkemeleri tanımıyor. Hakimlere, savcılara hakaret ediyor. Onları aklınca tehdit ediyor. Kendisini şaşkınlıkla ve ayıplayarak izleyen kitleleri sokağa çağırıyor!

En son Donald Trump'la ilgili davet konusunu açarak aklınca Erdoğan'ı, gerçekte ise Türkiye'yi küçük düşürüyor hatta aşağılıyor. Güya, mealen "Trump, Erdoğan'a randevu vermez ama Erdoğan 300 uçak siparişi vererek randevu koparmıştır" diyor! Yazıklar olsun sana ve senin yönettiğin ana muhalefet anlayışına!..

Bak Sayın Özel, belki senin Türkiye konusunda bilgin eksik veya kıt olabilir ama unutma ki yanında bir sürü danışmanın var. İstediğin anda onlardan bilgi alabilirsin. Bugün Türkiye yaklaşık 200 devlet içinde güç olarak ilk 10 devlet içinde yer almaktadır. Önümüzdeki birkaç yıl içinde ilk 5 ülkeden bir olacaktır. Böyle bir ülkenin cumhurbaşkanına "yalvar yakar randevu koparıyor" algısı yaratmak tam bir aşağılık kompleksi ve tam bir kepazeliktir. Dahası "eyalet valiliği" zihniyetinden öte bir örtülü mandacılıktır!

Türkiye’nin gücünü göremeyen veya görmek istemeyen bu adamı getirip ana muhalefetin başına nasıl koydular? Bir türlü anlayamıyorum.

Sıkıştığınızda her bir olayda Batı'yı yardıma çağırmak Eski Sovyetler Birliği solculuğundan kalma bir anlayış olabilir ancak artık günümüzde bu anlayışın geçerli bir tarafı yoktur. Çünkü günümüzde ilkelerden ziyade, çıkarlar ön plandadır.

Batı kendisine yönelik ilkesel, dışarıya karşı ise çıkarsaldır. Bunu hâlâ öğrenemediniz mi?

İkide bir Batı'nın imdat ziline basacağınıza, kendinize çekidüzen verip Türk ziline bassanız daha makbul olmaz mı?

Atatürkçülük ne zamandan beri mandacılık veya eyalet valiliğini kabul eder olmuştur? Bir de utanmadan Kuvayi Milliye'den bahsediyor ve o döneme atıfta bulunuyorsunuz! Tek kelime ile yazıklar olsun size!

FAHRETTİN MASUM BUDAK