Van'ın gezip görmediğim yeri kalmamıştı. Aklımdan, Bitlis'e çok yakın olan Nemrut Krater Gölü çıkmıyordu. Burası beni bir mıknatıs gibi özüne çekiyordu. Konuyu yanımdaki arkadaşıma açtığımda neden olmasın deyip yola koyulduk.

Nemrut Krater Gölü, Tatvan ile Bitlis arasında yer alan ve Türkiye'nin birinci, dünyanın ikinci büyük krater gölü olarak biliniyor. Adını MÖ 2 binli yıllarda yaşayan Babil Hükümdarı Nemrut'tan almaktadır. Bu dağ eski bilinmeyen zamanlarda volkanik yanardağ olarak patlamış ve bu patlama neticesinde oluşan çukurda bir göl meydana gelmiştir.

Nemrut Gölü'ne çıkmak için Van Gölü'nü yol boyunca seyrede seyrede Gevaş'a, oradan da Tatvan'a doğru direksiyon salladık. Nedense Tatvan Belediyesi, Nemrut Krater Gölü'ne gidecek olan yola bir işaret bile koymamıştı. Zar zor gideceğimiz güzergahı bularak yaklaşık yirmi dakika dağa tırmandık. Yolun tamamı bordür taşlarıyla döşenmişti. Asfalt olsaydı daha iyi olurdu ama böyle olması da fena değildi.

Cablık ve kayalıklardan, yüksek rakımlı tepelerden geçip gitmek insana heyecan veriyordu. Hatta bazı tepelere geldiğimizde gidip gitmeme konusunda tereddüt bile yaşadık. Göle ulaşma yolu bir hayli zor ve heyecanlıydı.  Bu gölün inişli çıkışlı, düzlü kıvrımlı yollarını geçerken insana korku dolu anlar yaşatıyordu.

Göl'de balık tutma ve balık avlama imkanı da vardır. Ancak balık avlamak yasaklanmıştır. Göl kıyısında dinlenmek ve piknik yapmak için geniş ormanlık alanları mevcuttur. Ayrıca, korsan olarak çay verilen derme çatma yerlere rastlamak mümkündür.

Burada, hiçbir yerde olmayan bir ağaç türü göl kenarlarını süslemiş vaziyette... Etraf yaban hayvanlarının barınağı haline gelmiş. Hatta arabamızla giderken dağın döşlerinde ayılara rastladık.

Bizim gittiğimiz saatlerde özel arabalar vızır vızır gelip gidiyordu. Eğer belediye bu göle özel önem verseydi, ilçenin gelir kaynaklarından biri olur diye düşünenler az değildi.

Gölün çevresinde tuvalet yoktu. Kafeterya veya lokanta türü yerler de yoktu. Hava soğuk olmasaydı, yıkanmayı bile düşünmüştük. Gölün derinliği 175 metreye kadar çıkabiliyor. Dönüşte en yüksek tepede durarak Van Gölü'nün manzarasını doyunca seyrettik.

Buradan ayrılırken, aklıma takılan Selçuklu Devleti'nin Ahlat mezarlığını nasıl ziyaret edebilirim diye düşündüm. Ancak vaktimiz kısıtlıydı. Bunu da gelecek yıla bırakmayı kararlaştırarak yolumuza devam ettik.

FAHRETTİN MASUM BUDAK