Türkiye'de devletin bölünmez bütünlüğüne muhalif olan kesimlere mi inanalım yoksa uluslararası istatistikler tarafından kabullenmiş ve devletimiz tarafından yayınlanmış ve tescillenmiş gerçek verilere mi?

Muhalefet ve muhaliflerin fırsat buldukça, bıkıp usanmadan öldük, battık, yok olduk deyip dururken, istatistikler bunun tam tersini söylüyor ve onlara "algı yapıyorsunuz ve daima yalan konuşuyorsunuz" sözlerini hatırlatıyor ve hizaya gelmelerini, gerçekleri dillendirmelerini öğütlüyor. Dünya Bankası, IMF ve ciddiyetinden kuşku duymadığımız ekonomik kurumlar, Türkiye'nin büyüdüğünü GSMH'da 1,5 trilyonu aştığını ve kişi başı milli gelirin 18 bin dolara dayandığını hesaplarken, bizim muhalif ve muhalefetimiz bu gösterilen gelirin tam tersini söyleyerek inandırıcılıklarını bir kez daha bir başka bahara öteliyor!

Muhalefet, bir yıllık ihracatın 275 milyar dolara çıktığını görmeyecek kadar Türkiye'den habersiz mi yaşıyor? 23 yılda Türkiye'nin üzerine 6 büyüklükte bir Türkiye eklendiğini fark etmeyecek kadar akılsız ve beyinsiz mi geziniyor? Bunlar kimi kandırıyor? Bunlar kimi uyutuyor? 23 sene bundan önce trafikte yuvarlak hesapla 8 milyon araba varken, şimdi bu rakamın 33 milyona çıktığını bilmiyor mu?

2002'de Türkiye'de 70'e yakın üniversite vardı. Şimdilerde bu rakam 208'e ulaşmış vaziyettedir. Devletimiz, bir tarak dişi gibi tüm il ve ilçelerimizi ilim yuvası haline getirmiştir 

Hastahanelerimiz dökülüyordu. Millet ilaç almak ve muayene olmak için sabahın dördünde- beşinde kalkıp kuyruğa koşuyordu. Hastalar hastahanelerde rehin bırakılıyordu. Güvencesi olmayan hastalar ölüme terk ediliyordu. Sağlıkta ulaştığımız zirveyi hiçbir Allah'ın kulu tahayyül bile edemez! Koskoca Avrupa'ya pandemi döneminde sağlık dersi verebilecek bir boyuta ulaşmanın gururunu yaşadık.

Yollar, 8 milyon arabaya kafi gelmiyordu. Trafik kazaları had safhaya ulaşmıştı. Herkes trafikten yaka silkiyordu. Şimdilerde o yollarda 33 milyon araç su gibi akıp gidiyor, kimse bir iki metropol şehir hariç, eskisi kadar trafikten şikayet etmiyor. Acaba neden? Çünkü o bilinen yolların birkaç katından fazlası yol yapılarak milletimizin hizmetine sunuldu. 2000'lerin başında bölünmüş yol ağımız 6 bin km iken, bu sayı gümümüzde 29 bin km'ye çıkmıştır.

2000'lerin başına dek tren yolculuğu adeta rafa kaldırılmıştı. Bu ulaşım ağı kimsenin aklına gelmeyecek kadar unutulmuştu. Tren rayları çürümeye terkedilmişti. Şimdi öyle mi? Bırakın eski tip ulaştırma sistemini, şimdilerde hızlı tren ve yüksek hızlı tren raylarıyla 81 vilayetimizi birbirine bağlamak için Anadolu'da harıl harıl dağlar deliniyor, tüneller açılıyor ve hasret duyduğumuz illerimiz hızlı tren yolculuğuyla birbirine bağlanıyor.

Hizmet ve icraat konusunda akla ve hayale gelmeyecek o kadar işler yapıldı ki, bunları sayıp dökmeye kalksak sayfalar dolusu yazı yazmamız lazım.

Eğer gelir dağılımı bozukluğunu, asgari ücret tatminsizliğini ve emekli maaşları ile ilgili haksız bir uygulamayı düzene sokabilirlerse bir dönem daha Cumhur İttifakı'nın desteklenmesinde sayısız fayda görüyoruz.

FAHRETTİN MASUM BUDAK