Her yıl Muharrem ayı gelip çattığında Şiilerin ya da Caferilerin matem ayı başlar. Bu ayda camiler dolup taşar. Caferiler matem ayına göre programlarını ve işlerini düzene sokarlar. Desteler tertiplenir, ağıtlar yakılır ve matemler tutulur. Bu tür etkinlikler Muharrem ayının 10'una kadar sürer ama yas edilgen olarak sefer ayı boyunca devam eder. Yani yas günleri 60 güne kadar çıkar.

10 Muharrem'e kadar Caferiler 12 İmamları ve özellikle Kerbela'da katledilen Hz. İmam Hüseyin'i anlatıp onların fikir ve mücadele dünyasından kesitler sunarlar. İmam Hüseyin bilindiği gibi 10 Muharrem 61'de (Miladi 10 Ekim 680) Irak'ın, Kerbela denilen bir yerleşim biriminde Yezid'in ordusu tarafından 72 yareniyle birlikte şehit edilmiştir. Bu şehitlerin içinde Hz. Ali'nin 7 oğlu da vardır.

Hz. İmam, gasp edilen hilafeti tanımamaktadır. Yezid ise zorla biat almak istemektedir. Çünkü Muaviye böyle istemiştir. Ancak İmam, zalim ve fasık olduğu ve İslam dışı yaşadığı ve hilafeti saltanata çevirdiği için Yezid'e karşı çıkar.

Yezid bin Muaviye biat almakta kararlıdır. İmam da tanımamakta ve biat etmemekte kararlıdır.  Hz. İmam'ın yarenleri ile Yezid'in ordusu Kerbela'da karşılaşır. Burada büyük bir katliam yaşanır. Peygamberin evlatları, yani torunları ve akrabaları büyük bir vahşetle çölün ortasında şehit edilir. Hz. İmam'ın başı kesilir ve bedeni atlara çiğnetilir. Kesik başı Şam'a Yezid'e gönderilir. Yezid, makamında elindeki asa ile Hz. İmam Hüseyin'in mübarek dişine dokunur ve alay eder!

Hz. İmam'ın bu faciada hasta yatağında yatan oğlu Zeybel Abidin kurtulur. Kadınlar ve kızlar esir edilir. Müslüman Medine halkı ve yaşayan sahabeler Hz. Hüseyin'in feci şekilde öldürülmesini içlerine sindiremezler. İsyan ederler. Yezid isyanı duyar duymaz harekete geçer. Müslim bin Utbe komutasında 12 bin kişilik bir orduyu Medine'ye gönderir. Medine ateşe verilir. Yüzlerce kadının ırzına geçilir. Yüzlerce sahabe ve hafız öldürülür. Medine halkı kılıçtan geçirilir.  Üç gün yağma ve talan yapılır. Bu olaya tarihte "Harre Olayı" denir.

Tarihte yaşanan bu vahşete bir bölüm Müslüman canları pahasına sahip çıkar. Feci olayı unutmazlar. Her yerde anlatarak soykırımı diri ve canlı tutarlar.

Aradan geçen bunca zamana ve siyasi baskılara rağmen kimse onun şehit edilişinin üstünü örtemez! Kuşaklar boyu, zalimlerin kimliği, kişiliği her yerde ve her devirde anlatılır. Peygamberin şehit edilen evlatlarına asırlarca ağlayıp yas tutarlar.

Eba Müslimi Horasanî adlı bir Türk komutan, yaklaşık bir asır sonra Emevi saltanatına son verir ve Emevilerin önde gelenleri kılıçtan geçirilir. Şiiler, sadece İmam Hüseyin'e ve 72 yarenine değil, İslam'ın düştüğü ve düşürüldüğü zelil duruma asırlarca ağlarlar. Çünkü Peygamberi Zişan'dan hemen sonra İslam büyük bir darbe yedi ve sahabeler arasında anlaşmazlıklar çıktı. Fedek'te, Cemel Savaşında, Sıffın Savaşı'nda Müslümanlar birbirine girdiler. Resuli Ekrem'in vasiyeti ve sözleri dikkate alınmadı. İndirilen din ile uydurulan din birbirine karıştı. Hadislerin yazılması yasak olmasına rağmen 2. 3. yüzyılda hadisler yazıldı ve uyduruldu. Yas tutanları önlemek ve önünü kesmek için "Dinde yas ve ağlamak yoktur" diye hadis uydurdular. Burada amaç Hz. Hüseyin'i Müslümanlara unutturmaktı.

Hz. İmam Hüseyin, Yezid'e baş kaldırmak ve karşı çıkmak zorundaydı. Çünkü İslam elden gidiyordu. İmamet ve hilafet ortadan kaldırılıp yerine saltanat yerleştiriliyordu. Ayrıca İslam'ın ruhu ve özü tamamen yok ediliyordu. Nitekim Yezid ve Emevi yönetimi bu olaydan sonra indirilen ile değil, uydurulan din ile yollarına devam ettiler.

Yezid ve onu takip eden saltanatçılar artık bir daha İslamın özüne ve ruhuna dönmediler. Saltanat ve istibdat bir nevi İslamî akımdan bir parça olarak yaşamaya devam etti. Emevilerin ardından başa geçen Abbasiler de aynı yolu takip etti. Benzer yolu bilahare kurulan diğer devletler de sürdürdü. Örneğin; Eyyübiler, Memluklüler, Fatimiler, Selçuklular, Osmanlılar ve farklı coğrafyalarda kurulan Müslüman devletler bunların bir bölümüdür.

Hz. İmam "Zilletle yaşamaktansa izzetle ölmek evladır" deyip dünya Müslümanlarına kurtuluş yolunun Kuran olduğunu gösterdi.

Ulu Hakan Timurlenk 1401 yılında Şamı fethettiğinde Yezid'in görkemli mezarını yerle bir etmiş ve onun yattığı kabrini askerleri için tuvalete çevirmişti.

Selam olsun Peygamberin pak Ehli Beyit'ine ve onun özgürlük kahramanı, adalet sembolü ve şühitler şahı İmam Hüseyin'e...

FAHRETTİN MASUM BUDAK