Hz. Hüseyin Peygamberimizin kızı Hz. Fatma'nın ve Hz. Ali'nin oğluydu. Peygamberimizin de torunuydu. Emeviler İslam'la birlikte itibar ve prestij kaybına uğramıştı. Bu durum zorlarına gidiyordu. Bir yolunu bulup sağladıkları itibarı geri almak için sinsi sinsi faaliyetlerde bulunuyorlardı. İslam zuhur ettiğinde bu kabilenin canına okumuştu. Müslümanlığı kabulde zorlanan bu kabile riyakârlık yoluna başvurmuşlardı. Aras'ı geçene kadar her şeye dayı deyip katlandılar. Sahabelik makamına bile ulaştılar. Müslüman olduklarına dair güçlü emareler sergilediler. İhlaslı davranıp müminleri kuşkudan uzak tuttular. Güven kazanıp kilit noktalara yerleştiler. Merdivenleri birer birer tırmanıp kırmızı koltuklara oturdular. Sıra gelmişti son darbeyi vurmaya! Haydarı Kerrar Hz. Ali hedeflerindeydi. O mubarek insanı çeşitli entrikalarla saf dışı bırakmasını bildiler. Daha sonra önlerine çıkan İmamları, onurlu sahabe ve tabiinleri teker teker harcadılar. Koltuk ve makamları pekişince bu sefer sıra dinin içinin boşaltılmasına geldi. Asrı Saadet'te bizzat Peygamberimiz ve Raşid Halifeler döneminde toplatılmasına ve yazılmasına karşı çıkılan Hadis'lerin yazılmasının ve ezberlenmesinin önünü açtılar. Yalan yanlış ve Kuran'a mugayir ne kadar Hadis varsa derlenmesine izin verdiler. İslam'da saltanatın pekişmesine yönelik uydurulan hadislere sahip çıktılar. Alim müsveddeleri satın alınarak Kuran ve Hadisler saltanatçıların istekleri doğrultusunda yorumlayıp piyasaya sürdüler. İslam'ı böylece yavaş yavaş ana mahrecinden çıkararak beşeri ağırlıklı bir dinin temellerini attılar. Kuran'ın tüm emir ve yasaklarını beş şart üzerine bina edip kitlelere servis ettiler. Dinin temel sütununu oluşturan Adalet, ahlak, liyakat, fazilet ve doğruluk kavramlarını unutturmaya çalıştılar. Maalesef dinimizi İlahî kaynaktan uzaklaştırıp beşerî nizamnamesine dönüştürüp mezhepler ve tarikatlar icad ettiler. Bugün eğer, "İslam günümüz sorunlarına yanıt vermiyor" cümlesine muhatap oluyorsak bunun sebebini Cemel Savaşı'nda, Sıffın'da, Kerbela Çölü'nde ve zindanlarda kamçılanıp şehit edilen Ebu Hanife'lerin direnişlerinde aramak lazımdır. O gün bugündür İslam, siyasetin, menfaatin ve saltanatın vasıtası olarak kullanılmaya devam edildi. Kerbela, özgürlüğün sembolü, öldürülen İslam'ın yasıdır. Bu yas ebediyete kadar tutulmalı ve bir ekol olarak daima anılmalıdır! FAHRETTİN MASUM BUDAK