Dünya ve ülke gündemi yine şişkin.
Meselelerimiz ise hep gerilerden geliyor.
"Pranga olan sistem" konuşulurken, atlanılan üzeri örtülenleri iyi analiz etmeli.
Her seçim dönemi klasiğimizdir.
Bir aşka geliriz, “Yerli oto yapacak babayiğitlerin” peşine düşeriz.
Bir otomobil prototipi kopyala yapıştır bir yerlerden alınır.
Günlerce ortalıkta dolaştırılır filan...
Sonra?
Bir sonraki seçim dönemine kadar sandığa tıkılır.
Diğer taraftan kendi askeri jeepini yapan Türkiye, birden bire üretime son verir..
Memlekette bu çeşit hikaye bol.
İşte onlardan biri daha.
1988’de, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri ortak projesi hayata geçirilir. Tuzla’da, “Askeri Jeep Üretimi.”
1990’da seri üretime geçilir. 15 yıldan fazla sürede, yerli 13 bin kadar askeri jeep üretilir...
Derken 2006’da üretim durdurulur.
Neden?
Nedenini kimse bilmiyor.
Bilenler de açıklayamıyor, muğlak ifadelerle geçiştiriyor.
“İhtiyaç yok” deniliyor ısrarla akıbet takibi yapanlara.
Madem ihtiyaç yok, niye ithalat yapıyoruz sorusu da, o gün bugündür öyle havada asılı kalıyor..
Bu konuyu en fazla irdeleyen kişi kim?
Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmi Güçlü.
Diyor ki;
“Bu projede geldiğimiz noktada ürettiğimiz araçlar, teknolojik açıdan, yurtdışından ithal edilen araçlardan çok daha üstündü. İthal taşıtların tırmanamadığı eğime bizimkiler tırmanır…”
“Bugün bile böyle bir yerli üretim olanak ve teknolojisine sahip fabrika pek yoktur. Üretilen araçların maliyeti, ithal edilenlerin maliyetinin çok altındaydı.”
“Yurtdışına, ithalata harcanan paranın çok daha az bir bölümü bu projenin yürütülmesine ve geliştirilmesine harcansaydı bugün dünya markası jeeplerimiz olurdu”
Evet söyledikleri bunlar…
Memleketi ve ulusal çıkarları düşünen bir avuç askerin, bilim insanımızın başlattığı başarılı ve hayata geçirilmiş bir proje aniden iptal ediliyor…
Tıpkı Köy Enstitüleri’nin kapatılması gibi.
O tarihlerde başarılan uçak imalatımızın önünün kesilmesi gibi.
Topraklarımızın satılması, ülkemizin alın teri kurumlarının özelleştirilmesi gibi.
Anadol marka otomobili 4,5 ay gibi kısa sürede gece gündüz çalışarak ortaya çıkaran bir avuç mühendisimizin vatanseverliğine, idealistliğine, ortaya çıkardıkları esere, alınterlerine, emeklerine, heyecanlarına, umutlarına sahip olunamaması gibi.
O parti kapatmış, bu kapatmış hiç umurumda değil.
Kim kapattıysa bu ülkeye hainlik etmiştir.
Kapattıran eller dışardan uzanır, içerde onları tutan eller hep bulunur.
Gelelim Tuzla'daki jeep fabrikamıza.
Fabrika duruyor.
Ne yapıyor?
Mevcut askeri araçlara parça üretiyor.
Merak ediyorum.
Şu konuyu muhalefet gündem yapsa, fabrika tekrar asli üretimine başlayıp, şöyle gıcır gıcır jeepler üretir mi?
Hem siviller hem de askerler için.
Ne dersiniz?
Bu oyunlar hep vardı.
Biz yaşadığımız dönemin tanıklarıyız.
Gözümüzün önünde olan bitenleri yazıyoruz.
Tarafsız değiliz.
Tarafımızım vatanımızdır.
Selam ile ,
Umut ile..
BU NE ŞİDDET BU CELAL!
Ambardere’de termik santral ile ilgili araziler/yapılar kamulaştırılırken öbür taraftan özelleştirme ihalesi yapılamadı diye biliyoruz.
"Vekil olmam ihaleye girmeme mani değil" tadında açıklamalardan sonra, bu öfkeli halleri anlamakta güçlük çekiyoruz...Önce bir sakinleşelim muhteremler.
Gazetemiz yanlış haber yaptıysa, tekzip yolu açık.
“Tekzip” ettirirsin, ilgili sayfada yayınlattırırsın olur biter.
Ötesi ne?
Ötesi aba altından değnek göstermek mi?
Çok ayıp!
Şaban Kardeş'i de yaptığı gazetecilik sebebiyle bir kez daha kutluyorum.
Ne dedik?
Tarafız.
Nereden yana?
Vatanımızdan yana.
Anlatabildik mi?