O'nu yazmak ve onu kitlelere anlatmak kolay değildir. Çok yönlü bir adamdı. Milleti gibi yaşadı, milleti gibi vefat etti. Halkın içinden hiç çıkmadı. Şişinmedi. Böbürlenmedi. Güler yüzlü ve sevecendi. Çok geziyordu. Çok dolaşıyordu. Herkesle iç içeydi. Elitti, jakobendi ama milletiyle beraberdi. Kendisini milletine adamıştı. Birikimliydi. Bu birikimini halkıyla paylaşmasına önem verirdi. Sade ve duru konuşurdu. Anlaşılır bir dille hitap ederdi. Tarih şuurunu aşılamakta ve sevdirmekte üstüne yoktu. Bu vechesiyle milletimizin iftiharı merhum Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu'na çok benzerdi.

Ortaylı, Kırımlıydı. Vatan kaybetmenin ne demek olduğunu herkesten çok daha iyi biliyordu. Bu konuda hassasiyeti sınırsızdı. Türkiye'nin geçirdiği ve geçirebileceği tehlikeleri önceden sezer ve ona göre gardını alırdı. Açılım süreçlerinden hiç hazzetmedi. Kaçan, gizlenen susan bir aydın olmadı. Fikirlerini birilerine dokunur diye saklamadı, gizlemedi. Karnından konuşmadı. Lafı eveleyip geveleyip ağzından çıkarmadı. Direk konuştu. Açık ve seçik konuştu. Türklüğünden taviz vermedi. "Türkiyeli" kavramına en şiddetli karşı çıkan insanların başında yer aldı. "Ben Türk'üm, Türkiyeli değilim" dedi.

Alçakgönüllü ve tevazu sahibiydi. Nüktedendi. Espriliydi. Karakterli ve ahlak abidesiydi. Eleştirilmekten ve eleştirmekten hiç korkmazdı. Tam bir entelektüeldi. Güzel yaşardı ama buna sosyal yaşamın rengini katarak yaşardı. Bilgi denizi gibiydi. O'nun bilgi denizinde, isteyen istediği kadar yüzebilirdi. Bilgeliği ve yol göstericiliği Dede Korkut gibiydi.

Prof. Dr. İlber Ortaylı aydın bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişti.  Diplomadan ziyade, kültüre ağırlık verirdi. Dopdolu bir kafa yapısına sahipti. Gerçek bir mütefekkirdi. Türk ve Türklük için risk almasını ve bu risklere karşı koymasını ve direnmesini bilirdi. Dolu dolu yaşadığı bu hayattan öğrencilerine ve milletine ders alınacak öğütler bıraktı.

İlber Ortaylı Hoca, sadece anlatmadı, yaşamadı, o aynı zamanda 50'nin üzerinde kitap yazarak günümüze ve yarınlarımıza projektör tuttu. Tarihi pusulalı bir gemiye benzetirdi. Tarihini bilmeyen geleceğini bilmez derdi. Ermenilerin toprak taleplerine " İsteyebilirler ama veren kimdir?" deyip tebessüm ederdi.

Şahsi kütüphanesini Külliye'ye hediye etti. Uzun yıllar Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı yaptı. Ankara, Bilkent ve Galatasaray Üniversitesi'nde hocalık yaptı.

Ortaylı, "Türk olmak bir imtiyazdır" sözüne mühür basan adamdır. Dil konusunda da çok ağırlıklı ve içerikli konuşmaları vardır. "Dilinize sahip çıkın" diye sık sık nasihatler ederdi. Birkaç yabancı dili ana dili gibi konuşur ve yazardı.

Başta da belirttiğim gibi Tarihçi İlber Ortaylı'yı bir makale konusuna sığdırmak oldukça zordur. O tarihçi, düşünür, yazar, akademisyen, aydın ve entelektüel olarak milletimize çok şeyler verdi. Kendisine minnettarız. Dünyası alabildiğine hayırlı ve yararlı geçti. İnşallah ahireti de hayırlı ve salihli geçer. Hocamızın ruhu şad, mekanı cennet olsun. Türk milletinin ve yakınlarının başı sağ olsun.

FAHRETTİN MASUM BUDAK