Bir 15 Temmuz'u daha geride bıraktık. Aradan tam 9 sene geçti. Geriye dönüp baktığımızda Türkiye'nin çok büyük bir mesafe kat ettiğini söyleyebiliriz.
Artık, Türkiye'nin sorunlarını milli pencereden bakarak çözüyoruz. Savunduğumuz fikir ve projelerin birer birer gerçekleşmesi doğru yolda olduğumuzun görünen tabelasıdır. Ancak hâlâ istenilen düzeyde değiliz. Fetö’nün kökünü tam kurutamadık. Bu melun hareketin siyasi ayağına nüfuz edemedik.
Buna rağmen, Cumhur İttifakı, 2016'dan beri yürüttüğü verimli ve isabetli çalışmalarla gaye ve hedeflerinin önemli bir kısmını büyük ölçüde gerçekleştirdi ve gerçekleştiriyor.
Türk Devleti, 15 Temmuz'dan sonra ilk defa rayına oturdu. Cemaatlerin, tarikatların bir kısmı ve işbirlikçiler yavaş yavaş disiplinize edildi ve ediliyor. Artık kimse dışarıdan Türkiye'ye ayar çekemiyor. İlk defa bağımsız ve egemen bir dış politika onuruna eriştik.
Ankara merkezli yönetim anlayışı Türk töresine göre ayarlandı. Batı ağzı ve Batı çizgisi önemli ölçüde terk edildi.
Dün idari açıdan zayıftık, etrafımıza söz geçiremiyorduk. Bölgemizde tesirli olup terörün kökünü kazıyamıyorduk. Sınır ötesinden başlatılan tehlikeli sızmalara karşı eli kolu bağlı bir şekilde oturup seyrediyorduk. Karabağ'da, Kıbrıs'ta istenilen neşteri vuramıyorduk. Bugün ise Kandil'i, Gara'yı, Hakurk'u başlarına yıkıp ortalığı tozu dumana katıyoruz.
Yine dün Suriye'den Süleymanşah Türbesini koruyamadığımız için kaçırarak kurtardık. Bugün ise Suriye'nin içlerinde at oynatıyoruz! Keza Karabağ'da, Kıbrıs'ta geldiğimiz nokta ve aldığımız mesafe bellidir. Karabağ'ın kurtuluşu, Kuzey Kıbrıs'ın özgürlüğünü ve bağımsızlığını kuvvetlendirdi.
Geçmişteki vilayetimiz Yunanistan dün Akdeniz ve Ege'de Türkiye'ye kafa tutuyordu. Bugün ise Amerika ve Batı'nın kulağına gitsin diye imdat çığlıkları atıyor.
Libya'yı görüyorsunuz. Başrolde oynuyoruz! Oyuncak olmak yerine, oyun kurucu ve hedef tayin edici olduk. Akdeniz'deki enerji kaynaklarımızı artan ve büyüyen gücümüzle kontrol altına aldık.
Her zaman "üniter yapı" dedik. Taviz vermeyeceğimiz Anayasamızın ilk dört maddesi kırmızı çizgimiz, dedik! Ve bunda kararlı olduğumuzu belirtip silahlarımızı kuşandık. Netice olarak geldiğimiz noktada bu görüşümüzü "kale" gibi pekiştirdik!
Güneydoğu'nun ne olduğunu dün tüm halkımız görüyordu. Çadır mahkemeleri kurulup vergi toplanıyordu. Özerklik ilan edilip devlete meydan okunuyordu. Her evden terörist alınıp dağlara gönderiliyordu.
Bütün bunlara taviz vermeyiz, dedik. Direncimizi ve azmimizi ortaya koyup devletimize sonuna kadar destek olduk. "Gerekirse Anadolu'yu yeniden fethederiz" dedik. Sonuçta milletimizin desteği ile iktidarın gittiği yanlış yolda önünü kestik! İstikametini Türkiye'nin birliğine ve dirliğine yönlendirsin diye yardımcı olduk.
Güçlü parlamento, çok sesli ve çok partili parlamentonun yolunu açtık. Cumhur İttifakı'nın güçlü iradesiyle Batı'nın içişlerimize karışmasının önünü kestik.
Tam bir asırdır özlemini duyduğumuz ve bir türlü hayata geçiremediğimiz Devlet Başkanlığı Sistemi'ni kansız ve darbesiz bir şekilde Türkiye'mizin yönetimine sunduk!
Artık hızlı karar alma mekanizmalarını istediğimiz anda devreye sokabiliyoruz.
Bundan sonra Batı orada çalsa da burada kimse oynamayacaktır! Çünkü bizlere dikte ettikleri Parlamenter Sistem çöp sepetine atıldı!
Milli siyasetle Doğu'muzdan PKK büsbütün temizlendi. Marjinal kalmaya ve meflüç olmaya mahkum edildi. Kıpırdayacak mecalleri kalmadı. Barış eli uzattılar. Beyaz bayrak çektiler. Aman dileyip örgütü feshettiler. Demokratik talepler haricinde herhangi bir şart ileri sürmeden silahları bırakıp "ağalık sizdedir!" dediler!
Savunma Sanayiinde, dünyada ilk altı devletten biri olmanın kıvancını yaşadık. Ekonomik göstergeler dışında dünyanın en gelişmiş ilk on devletin içinde yer almanın övüncüne ulaştık.
Sabırlı olursak, devletimize ve milletimize güvenirsek çok kısa bir zamanda dünya devletleri içinde ilk beşte yerimizi alırız.