Hatırlarsınız,

Üç yıl önce Yırcali'deki köylü direnişini.

Var olana ilave bir termik santral yapma girişimiyle, zeytinliklerde acele kamulaştırma yapılıyor.

Köylü şaşkın.

Ne oluyor filan.

Kim cevap veriyor?

Kolin İnşaat.

Yani, Anadolu kapatanlarından

Ballı ihalelerin gediklilerinden

Tabii bu ihaleler öyle şıpdadanak verilmiyor.

Önce bağış yapılacak…

Nereye?

Hilal-i Ahmer Cemiyeti’ne değil tabii ki.. Onlar biliyorlar nereye bağış yapıp, nereye bağlanacaklarını…

Kolin İnşaat, köylülere diyor ki;  “Arazileriniz kamulaştırıldı.”

Köylüler de soruyor; “Hangi ara?”

Acele kamulaştırmada, “Hangi ara” diye sorulur mu?

Sorarsan; Cengiz ara, Limak ara, Kolin ara, Sancak ara… Holdinglerden holding ara..

Hepsi Anadolu kapatanları….

Kendi gemilerinin doymak bilmeyen kaptanları

Diyorlar ki; hesaplarınıza dönüm başına 6-7 bin lira yatırıldı bile.

Bir dalıyorlar zeytinliklere…

6 bin adet zeytin ağacını söküp alıyorlar topraktan.

Oysa az beklenilse yürütmeyi durdurma kararı ile ilgili sonuç açıklanacak.

Oldu bitti maaşallah hesabına gidiliyor.

Zeytin ağaçları sökülünce köylü de direnişten vazgeçer düşünülüyor herhalde.

Köylü vazgeçmiyor.

Yeni  zeytin fidanlarını toprakla kavuşturuyor ama ilk ürün için 15 yıl bekleyecekler. Üç yılı gitti geriye kaldı 12 yıl..

Ama Kolingilleri yıldırıyorlar.

Zafer mi? Bal gibi zafer..

Zayiat var mı? 6 bin zeytin ağacı.

Köylünün itilip kakılmasını, yediği dayakları saymıyoruz.

Mecliste görüşülen ve tartışmalar yaratan bir yasa var.

İşin ucu yine zeytinliklere varıyor.

Şu kadar ağaç olursa, şöyle olacak, olmazsa böyle olacak filan gibi.

Hiç ilgilenmiyorum.

Neden biliyor musunuz?

Yırcali'de 6 bin zeytin ağacının sökülmesi, “Acele kamulaştırma” ile zemin bulmuştu..

Ne diyor acele kamulaştırma ile ilgili kanun;

3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine...

Böyle devam eden bir kanun

Ne anlıyorsunuz bu kanundan?

 Bakın, “Yurt savunması ihtiyacı ve aceleliğine” şeklinde bir cümle geçiyor kanunda..

Ne demek bu?

Yani seferberlik ve savaş halinde yurt savunması için gereken her şeye kamulaştırma yapılabilir demek.

Kapınızdaki arabaya bile kamulaştırma yapılabilir demek.

Savaş mı var? Yok.

Varsa kimin savaşı

Şimdi güncel durumda,

Başbakan tepkiler üzerine açıklama yapıyor;

“Bir kurul olacakmış o kurul nerenin kamulaştırılıp, imara açılacağına karar verecekmiş.”

Ayol acele kamulaştırmayı bile kanunun şartlarına uymadan yapmışsın.

Şimdi bu kurul mu önleyecek, yeni zeytin katliamlarını?

Nasıl bir kurul bu?

Özerk mi?

Mesela, FİSKOBİRLİK kadar özerk mi?

Ama FİSKOBİRLİK, Hükümet’e sormadan fındık fiyatı açıkladı diye, Cihan Kamer efendinin hışmına uğramadı mı?

Bir savaş var hakikaten.

Bu ülkenin çiftçisini maraba haline getirme savaşı.

Fındık tamam.

Çay tamam.

Tütün tamam.

Elma yolda.

Zeytin epeyden beri kursaklarda bir heves.

Umarım hep kursaklarda kalsın.

Yırcali'de bir teyze

“Dağa mı çıkam, anarşik mi olam ne olam?”

demişti o vakitler.

Ekmeğinin peşindesin be teyzem!

Ekmek kutsaldır.

Zeytin adına ayet inecek kadar kutsaldır.

Anne sütü kadar mucizedir.

İtiraz eden ol teyzem, itiraz eden ol

Ne demiş büyük ATATÜRK;

“Köylü milletin efendisidir.”

Maraba olacağına, önce  itiraz eden ol..

Sonra yine, “Efendi” olursun.

“İncire, zeytine, Sinâ Dağı’na ve şu emîn beldeye yemin ederim ki…”

TİN(95)1-3

Tur-i Sina'dan çıkan bir ağaç vardır. O (ağaç), yiyecek olanlar için, katık (zeytin yağı) verir.

[MÜ'MİNUN(23)/18-20]

Selam ile,

Umut ile..