Çoğunuz Maslow'un ihtiyaçlar piramidini duymuşsunuzdur. Basittir.

Ve piramidin en tepesinde fizyolojik ihtiyaçlar yer alır.

O ihtiyaçların en başında ise beslenme ihtiyacı vardır.

Esasında anlatmaya çalıştığımız yediğimiz ,içtiğimiz üzerine oynanan oyunlardır.

Günlerden beri Almanya ile düello halindeyiz.

Bir bizden, bir onlardan.

Üst perde açıklama ve ayarlar.

Bir ara Hollanda ile, ondan önce İsrail'le yaşanan krizler gibi bunlar ticari ilişkilerimize hiç yansımıyor.

Cumhurbaşkanı "had" bildirirken

Başbakan Alman firmalarını toplayıp gönüllerini alıyor. O firmalardan biri de BASF'dır...

Biz dünyaya meydan okuduğumuzu zannederken küresel şirketler ,bebelerimize GDO'lu mama yediriyorlar..

Sadece küresel şirketler mi?

Ülker'in bebek mamalarındaki GDO skandalını hatırlarsınız.

AKP hükümeti 2010 yılında  çıkardığı biyogüvenlik yasası ile GDO'lu ürünlerin üretimine ve gıda maddelerinde kullanımına yasak getirmiş.

Ama ithalatı serbest.

Biyogüvenlik kurulundan izin alınması gerekiyor sadece...

Eski tarım ve hayvancılık bakanı Faruk Çelik 5-6 ay evvel bir açıklama yapıyor. Diyor ki; "Ülkemizde GDO'lu ürünlerin gıdada kullanılması kesinlikle yasaktır".

yapılan incelemelerde 112 gıda ürününde GDO'lu maddeye rastlanılmıştır..."

Gerisi hikaye, işte şu kadar ceza kesildi, savcılığa suç duyurusunda bulunuldu falan filan...

Şimdi sormak lazım,

Madem GDO'lu ürünlerin gıdada kullanılması yasak,üretimi de yasak,sadece hayvan yemi olarak ithalatı mümkünse,gıdalarımızda nasıl GDO'lu maddeler, bulundu. (soya,mısır v.s) 

Bu ürünler kamuya neden açıklanmadı...

Bu tür haberler ne zaman çıksa, bakanlık hemen açıklama yapar "GDO'lu ürünlerden bulaşmış olabilir"

Nasıl yani?

Efendim, gemilerde taşınırken,bulaşma sorunu çıkıyormuş.

Yani aynı gemide hayvanlar için ithal edilen GDO'lu soya veya mısır var diyelim,bir de insanlar için ekmeklik buğday var bu esnada bulaşma oluyormuş.

Tamam ama, gemide taşınırken GDO'lu soyadan, buğdaya GDO bulaşıyorsa, bununla beslenen hayvanın, etine, sütüne, yumurtasına bulaşmaz mı?

Ete, süte bulaşan bu ürünleri tüketenlere bulaşmaz mı?

Doğacak bebeğe geçmez mı?

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneğinin başvurusu üzerine,

Resmi Gazete’de 2 Ağustos 2017’da yayınlanarak yürürlüğe giren Biyogüvenlik Kurulu’nun kararı ile genetiği değiştirilmiş 3 soya ve 1 mısır geninin ithalatına izin verdi.

Kimden alınacak?

Alman Monsanto ve Alman BASF firmalarından...

Diyeceksiniz ki;"dostluk başka alışveriş başka"

Ya da kavga başka ticaret başka...

Keşke öyle olsa...

GDO'lu tohumlara,dünyada ölüm tohumları ismi takıldı.

GDO'lu ürünler ise yavaş yavaş ölüm demek.

Yavaş yavaş ölürken de yine

Onları ilaç firmaları ile zengin ediyoruz.

Bulaşık işler bunlar,çok bulaşık..

Devam edeceğiz İnşaAllah

Selam ve  umut ile..