İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra galip devletlerin kurduğu Birleşmiş Milletler Teşkilatı hiç bu kadar aciz bir duruma düşmemişti. Görüyorsunuz, günlerdir "Büyük Şeytan" Amerikan'ın İran'a karşı savaş tamtamları çalarak Ortadoğu'ya yığdığı silahlara "Birleşmiş Milletler"le birlikte bütün dünyanın seyirci kalması tam bir ders alma niteliğindedir. Dünyanın sessizliğine karşı insanın isyan edesi ve bu zalim sürece karşı başkaldırası geliyor!

İletişim ve ulaşım araçlarına, gelişen devletler hukukuna, teknolojik geçişkenliklere rağmen insanlık olarak bir arpa boyu yol alamadık. Orman kanunları, haydutluk, eşkıyalık ve haramilik gücün içinde kendini kamufle ederek tüm insanlığı en korkunç şekilde tehdit ediyor.

Güç, birazcık var olan adaleti de ahlakı da bu gidişle yeryüzünden kovacaktır!

İnsan hakları, özgürlükler, demokrasiler ve uluslararası anlaşmaların altına atılan imzalar bir kılıftan, göstermelik bir kağıttan ve göz boyamaktan öteye geçemiyor. Son yıllarda Amerika tüm dünyaya verdiği mesajda "uyumayın, kendinize gelin, dünyada güç her şeydir" sözünü pekiştirmeye ve uluslararası anlaşmaların bir nevi "hiç" olduğunu göstermeye çalışıyor. İnsanlığın seyir defterinde herşey değişti ama güce tapma anlayışı hiçbir zaman değişmedi.

"Güç," ilk insandan bugüne kadar geçen zamanda her şeyi değiştirmeye "gücü" yetti ama "öz gücünü" değiştirmeye bir türlü "gücü" yetmedi. Güç her zaman ve her devirde taze ve diri kalmasını ve insanlığı kendi belasında yakmasını bildi.

Özellikle Batı, bu meyanda kurduğu düzende boğulup gidiyor. Asırlardır Batı değerleri diye insanlığa yutturulan insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü gibi kavramlar "çıkar ve gücün" birleşmesinden meydana gelen zalimlikten ve barbarlıktan başka bir şey doğurmadı. Görülüyor ki, gerçek güç zehirlenmesi Batı'nın eliyle tüm dünyayı teslim almıştır.

Batı derken buna elbette Amerika'yı da katıyoruz. Esasen günümüzde dünyayı zindana çeviren Amerika'dır. Venezualla'da ağzı şireye batan bu haydut devlet, şimdi de yüzünü İran'a çevirdi. "Sarı Dığa" Haçlı Batı'yı arkasına alarak dünyayı felakete doğru hızla götürürken, insanlık suspus olup doğacak olan depremin şiddetini oturduğu koltuğundan keyifle seyrediyor. Keçi suyu bulandırıyor. "Sarı Dığa"nın eskiden bahanesi belliydi. "Nükleer silahları İran yapamaz" diyordu. Şimdi ise buna hipersonik füzeleri de ekledi.

Çünkü İsrail bu füzeler aracılığıyla çok iyi bir dayak yemişti. Açıktır ki, korku bacayı sarmıştır. İsrail "metresi" Amerika'ya durmadan telkinde bulunuyor: "Hipersonik füzelerle balistik füzeler uykumuzu kaçırıyor. Ne olur bu füzeleri de imha ettirin, yoksa halimiz dumandır!"

Amerika'nın bu zalimce davranışına karşı başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünya ülkeleri bir araya gelip tedbir almaları gerekirken, olaylara seyirci kalmaları devletlerin ahlak ve adalete verdikleri önemin ne denli zelil bir seviyede olduğunu göstermesi bakımından ibret vericidir.

Bu gidişle Batı batacaktır ama bari insanlığı batırmasa!..

FAHRETTİN MASUM BUDAK