Tasması Batılıların elinde olan bölgemizdeki bazı taşeron devletler, her devirde Türkiye'nin başını ağrıtmak için daima destek ve yardım görmüşlerdir.
Balkanlarda Yunanistan, Kafkaslarda Ermenistan ve Ortadoğu'da İsrail bölgemiz ve Türkiye'miz için her zaman kışkırtılmış ve her zaman Batı çıkarları için kullanılmışlardır. Benzer şekilde, zaman zaman Rusya da bu tür politikaların devamına yönelik teşvik ve desteğini esirgememiştir. Öyle ki mevzu bahis devletlerin halkları Türkiye'nin adı geçtiğinde şeytan çarpmış bir insan gibi saldırganlıkta ve düşmanlıkta sınırları zorlamaktan çekinmemişlerdir. Bunu, adı geçen üç ülkenin üçünde de görmek mümkündür.
Yunanistan, 400 sene boyunduruğu altında kaldığı Osmanlı'dan bağımsızlığını kazandığı 1831 yılından bu yana Batı'nın taşeron bir devleti olarak Türkiye ile sürekli dövüş- kavga, çekişme ve itişme ile hayatını dürdürmüştür. Batı bu devleti Türkiye'ye karşı canı istediği ve işine geldiği gibi kullanagelmiştir. Üstelik Türkiye'yi Yunanistan'a daima öcü göstermiş ve bu taşeron devletin düşmanlığını en üst noktaya taşımak için her türlü tezgahı tertiplemekten geri kalmamıştır. Nitekim, Türkiye'nin en zor dönemlerinde Yunanistan'ın saldırgan politikalarını yaşayarak ve görerek geldik. En zayıf dönemimizde Anadolu'ya çıkarma yaptılar. Kıbrıs'taki savaşta karşımıza çıktılar. Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklı haklarını gasp etmeye çalıştılar. Bütün bunlar Batı'nın kışkırtması ve dürtmesiyle oldu.
Batı'nın Türkiye'ye karşı silah olarak kullandığı diğer bir devlet ise Ermenistan'dır. Batı, Rusya ile birlikte Türk dünyasının ortasında kurduğu ve yaşattığı bu taşeron devletten her zaman yararlanmıştır. Türkiye'nin önünü kesmek, oyalamak, zayıf düşürmek için Ermenistan Batı'nın ilk aklına gelen bir devlet olarak Türkiye'nin karşısına çıkarılmıştır. Batı'nın, oyuncak bir devlet gibi kullandığı Ermenistan hiç olmadığı ve umulmadığı kadar Türkiye'ye zarar vermiştir. Ancak kendisi de verdiği bu zarardan en ufak bir siyasi kazanç sağlayamamıştır. Yeri ve zamanı geldiğinde sadece sözlü destekten öteye geçemeyen Batı, Ermenistan'ın kurulduğu günden beri yerinde saymasını sağlamış ve yoksulluktan kurtulmasına asla yardımcı olmamıştır. Bunu özellikle bilinçli, planlı ve kasıtlı yapıp Ermenistan'ın zincirini elinde tutmuştur. Çünkü fakir kalan ve gücü olmayan bir devletin söz dinlemek zorunda kalacağını bildikleri için bu yöntemi devamlı tatbik etmeye çalıştılar.
Aynı stratejiyi İsrail devleti üzerinde de deneyen Batı, burada biraz daha ileri giderek bu devletin bölgede bir miktar daha güçlü olmasına önem verdiler. Zira İsrail'in Ortadoğu'da güçlü olması işlerine geliyordu. Gerektiğinde bu devleti herhangi bir devletin üzerine göndermek zor değildi. Bilhassa Türkiye ve İslam ülkelerini güçlü ama Batı'ya muhtaç bir devletle kontrol etmek istediler.
Türkiye, bu üç devletle devamlı engellenirken, buna Kıbrıs Rum Kesimi de eklendi. Sözünü ettiğimiz bu peyk ve taşeron devletler kanalıyla önümüzü kesmeye çalışan Batı, zaman zaman uluslararası hukuku kullanarak ters yüz ederek bu devletler üzerinden boğazımızı sıkmaya ve belimizi kırmaya çalıştı.
Nitekim Batı'nın gerçek emelini Almanya'da yaptığı bir konuşmada ağzından kaçıran Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen, "Avrupa kıtasını tamamlamayı başarmalıyız ki, Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin" diyerek asıl emellerini ifşa etmek zorunda kalmıştır.
Batı'dan Türkiye'ye dost olmaz! Aklımızı başımıza almalıyız!
FAHRETTİN MASUM BUDAK