Bizim Türkiye'de ağzı olan konuşuyor. Demirel, konuşan Türkiye istiyordu ama böyle saçma sapan konuşmalar yapılmasını istemiyordu. Bazı insanların ve bazı politikacıların akıllarına düşeni, gönüllerinden geçeni konuşup durmasına bakmayın siz. Öyle konuşmalar oluyor ki bazen şaşıp kalıyoruz. Dişe dokunur hiçbir şey söyleyemeyenler, ha bire laf ebeliği yapıyor. Çelişkiler içinde bocaladıklarının farkında bile değiller.

Buradan ben de tüm içtenliğimle seslenmek istiyorum:

Yolunuz yol değil, gidişiniz gidiş değil!

Tehlike saçanlara, memleketin altını oyanlara payanda oluyorsunuz. Düşmanlarımızın dümen suyunda dönüyorsunuz. Aklınızı başınıza toplayın!

Fetö'ye, pkk'ya, tarikat yobazlarına, iş birlikçilere ve Batılılara farkında olmadan hizmet ediyorsunuz. Dağılmayın, düşmana besin kaynağı olmayın! Ülkenizi düşünün, milletinizi düşünün! Bu mukaddes vatana kıymayın!

Duruşunuz duruş, gidişiniz gidiş değildir. Akletmenizi, tefekkür etmenizi naçizane bir arkadaşınız olarak önermemi çok görmeyin. Gaflettesiniz. Uyuyorsunuz. Hepinizin silkinmeye ihtiyacı var.

Türklük düşmanları, bütün dünyaya dağılmış Türk milletinin kalbi ve gözbebeği olan Türkiye'nin altını oymaktadır. Buna seyirci kalamazsınız! Buna lakayt duramazsınız.

Yuvayı terk edenlerin önemli bir bölümü, "yeni yuva" edinmekle hâlâ "yuvada" olduklarını sanıyor. Oysa bu yuva, yuva değil; bu yuvanın yuları başkalarının elinde. Bir nevi "şer yuvası" hâline gelmiş durumda.

Bizden olmayanlar, bizden olanları arkalarına salıp uçuruma doğru dört nala sürüklüyor. Buna bizim arkadaşların hâlâ suskun ve dilsiz kalması inanılır gibi değil.

Bu devlet elimizden kayıp gitmek üzereydi. Cumhur İttifakı'nın bünyesinde buna imanlı göğsümüzle "dur" dedik. Şirin göstermeye çalıştığınız terör ve tarikat yuvalarını başlarına yıktık! Gara'da, Kandil'de ve Asos'ta beslendikleri yerleri yerle bir ettik.

Şu anda canlarını kurtaran üç beş çapulcu sürüsü, eşkıya Avrupa başkentlerinde Türk devletini karalamaktadır. Tükendiler, mahvoldular, perişan oldular! Kırk yıldır ilk defa Türk devletinin demir yumruğunu yediler!

Fetö'yle birlikte diğer tarikatlar da hizaya geldi. Şimdi teslim olup beyaz bayrak kaldırdılar. Silahlarını Türk devletinin gücüne teslim ettiler. Her yerden teslimiyet haberleri geliyor.

Cumhur İttifakı, milletimize can suyu oldukça ajanlar, casuslar ve yağcılar dünya başkentlerine "yandım, haray!" diye raporlar gönderiyor.

"Bu Türkiye'yi durdurun!" diyorlar.

"Bu Türkiye çok oluyor! Artık bunların kulağından tutamıyoruz!" diyorlar.

Her zaman yaptıkları gibi laiklik silahıyla vurmaya kalktılar, karavana attılar! Gülünç ve komik oldular.

Darbe yaptılar, altında kaldılar!

Riya ve takiyye yapıp Atatürk'e sarıldılar, ondan da medet bulamadılar. Türklükten faydalanmak istediler, yüz bulamadılar.

Kaçıp gittiler ağababalarına, "Biz iktidara gelirsek Mavi Vatan'ı istemiyoruz." dediler. Libya'da, Azerbaycan'da "işimiz olmaz" diye bas bas bağırdılar.

Suriye meselesi çıkınca "haklı çıkışlar" yaptılar. Ancak sonradan bunu ağızlarına ve gözlerine bulaştırdılar. Şimdi de Afganları, Suriyelileri istismar ediyorlar. Bu aziz ve şanlı milleti birbirine düşürmek, çatıştırmak istiyorlar. Sporun birleştirici gücünü dahi ayrıştırmak için fırsat kolluyorlar.

Aziz ve serdengeçti ülkücüler!

Lütfen bu öğüt ve nasihatleri, telkin ve tavsiyeleri, birlikte mevziyi terk ettiğiniz kendi has ve öz arkadaşlarınıza yapınız!

Bizim cepheden firar edenlere ve yoldan, çizgiden çıkanlara sözümüz çoktur. Ancak geçmişin hatırına her şeye katlanmak zorunda kalıyoruz.

Şehitlerimizin, Taşmedreselilerimizin, gazilerimizin, yaralı ve çileli arkadaşlarımızın hatırına bari hiç olmazsa susun ve bir kenarda olup bitenleri akıl süzgecinden geçirin.

Merdiven olmaya, kriko olmaya çağırdığınız bu mangal gibi yürekli kahramanların vebaline girmeyin. Desteklemeye davet ettiğiniz kesimlerin, şehitlerimizin katilleri olduğunu siz de bizden daha iyi biliyorsunuz.

Bırakın da Türkiye'yi güçlendirelim. Yol verin de Türkiye'yi şaha kaldıralım!

Bir ağaç için, bir soğan ve patates için kıyameti koparanların yanına değil; Türkiye'nin ve Türk milletinin safında yer tutanların yanına çağırın.

Yolsuzluğa, adam kayırmaya, rüşvete ve irtikâba dibine kadar batmış bir partinin temizleyip attığı "yenilere" destek olmayın.

Türk milleti, altın çağını yeniden yaşamak için zamanımızda atağa geçmiştir. Ülkücü Türk milliyetçilerinin sayesinde üç Türk devletine beş Türk devleti daha eklenmiştir. Macaristan Anayasası'na "Türklerle kardeşiz ve aynı soydanız." cümlesi eklenmiştir.

Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi hayata geçmek üzeredir.

Türk'e adalet dağıtmak ve hakkaniyeti yaymak yakışır. İçimize kapanıp dünyada olup bitenleri seyredemeyiz.

Gelin, Türkiye'yi dünyanın ilk beş devletinden biri yapalım. Terörsüz Türkiye'nin yanında olalım. Savunma sanayiinde olduğu gibi diğer alanlarda da ilk beşi zorlayalım.

Öyle içi boş sloganlarla makam, para ve şahsi istikbal arayanlara meydan vermeyelim.

Kuru, kof ve içi boş kavramlarla uğraşmayalım. Özgürlüğü, demokrasiyi, hukuku ve insan haklarını yalnızca kendimiz için değil, milletimiz için isteyelim.

Âşık Elesker'in şu sözlerini hatırlamamak mümkün mü?

"Bu dünyanı men tecrübe eyledim,

Namert körpü salsa, onda ad olmaz.

Bir merd ile ağı yesen şirindi,

Yüz namerdle şeker yesen, dad olmaz."

Selam ve saygılarımla...