Iğdır'a ne zaman ayak bassam ilk önce atalarımın yattığı mezarsanlığı ziyaret eder ve daha sonra da diğer rutin işlerin peşine düşerim. Hayata gözlerimi açtım açalı yaşama dair her şeyimle ilgilenen bu mukaddes insanlar, ruhumda derin izler bırakarak bu dünyadan gitmişlerdi.

Her geliş ve gidişimde mezarlığın yolunu tutar, önce ana ve babamın, ardından kardeşlerimin ve yakınlarımın ve daha sonra da vefat etmiş komşularımızın mezarını ziyaret eder ve huşu içinde dua ve niyazda bulunurum.

Bu vesileyle mezarlığın kapısından içeri girerken Yüce Peygamberimizin "Ölülerinizi hayırla yad edin" hadisi mucubince hareket edip önce topluca herkes için bir fatiha okudum. Bu fatiha benim onlara karşı ödediğim borcumun bir bölümünü kapsıyordu. Çünkü mezarlıkta yatan tüm komşularımın benim üzerimde hakları vardı.

Resuli Ekrem "Mezarlıkları ziyaret edin. Orada ibret alınacak çok şeyler vardır" diye buyurmuştur.

Bu sefer gelişimde de aynısını yaptım. Yakınlarımın mezarlarını tek tek dolaşarak bir fatihayı ve bir duayı çok görmedim. Özellikle anam, babam ve kardeşlerimin bende bıraktığı derin izler ve duygusal bağları hatırlayarak uğradığım, yanlarında akıttığım gözyaşlarıma engel olamadım. Her bir kabir başında geçirdiğim dakikalar bana katlanılması zor acılar yaşattı. Gözlerimi sile sile, duygularımı bastıra bastıra, acılarımı içime göme göme dolaştığım mezarsanlıkta sanki yitirdiklerimi arıyor gibiydim. Şimdi mahşer gününe kadar berzah aleminde yatan bu azizlerimiz bizlerden ruhları için bir fatiha bekliyordu. Oldukça üzgün ve kederliydim. Onlardan yine ayrılacaktım. Yaşamları boyunca her ebeveyin gibi fedakarlıkta ve himayede ölçü tanımayan davranışlarıyla bir ömrü bizlerin peşinde koşarak tamamlayan ehli kuburdan ayrılmanın hüzünlü gününü yaşıyordum.

Bu vesileyle inandığımız değerler manzumesinde onların ölçülemeyen haklarını yüreğimin başına yerleştirerek yeniden geldiğim yere dönecektim. İçimde saklı tuttuğum fırtınaya söz geçiremiyordum. Yağmur bulutuna benzeyen gözyaşlarım sanki akmak için bahane arıyordu. Bir zamanlar tıpkı bizler gibi dünya işleriyle hemhal olan bu insanlar koyun koyuna yatarak mahşer gününü sabırla bekliyorlardı.

Aralarında komşuluklarına doyamadığımız bu insanların manevi huzurunda baştaşlarına metanet ve duayla birer birer göz atmanın üzüntüsü içindeydim. Onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğilmeği minnetle yapacağım en duyarlı ve en erdemli davranış olarak görüyordum. Kıyamet gününe kadar uzanan bu sükunetli yatışa şahitlik ettiğimiz ahiret komşularımızla nice üzüntü ve kederimizi ve nice külfet ve nimetlerimizi bu dünyanın keşmekeşinde paylaşarak geçirdik. Çoğunun bizler için bıraktığı anılar ve verdiği nasihatlar manevi yönümüzü ve ruhi cephemizi tayın eden cinstendi.

Yaralı bu gönlüm gariplik çekir,

Dönüş başlayınca içime çökür,

Gözlerim bir bulut gibi asilik yapıp,

 Açılır yumulur içime dökür!

FAHRETTİN MASUM BUDAK