Masallar Diyarından Liman Kentine Bir Hikaye;

Bir prens düşününüz.Ülkesini huzurla yönetirken,1717 yılında Macar Bağımsızlık Mücadelesi’nin önderi olarak birden kendini savaşın tam ortasında bulmak zorunda kalmıştır.

Ferenç Rackozki,1717 yılında çıkan mücadele sonucunda bir liman kentine sığınmak zorunda kalır.O dönemde Osmanlı topraklarında Rodosçuk veya Tekfur Dağı adı ile bilinen bu liman kenti,’Sürgün Şehri’ oluvermiştir.Sürgündeki hayatları kendinde ve şehrinde yer edinen Rodosçuk bir Macar prensini de misafir edecektir.

Sakin bir kent iken sürgün bir diyar olarak adlanırılacağını hiç hesaba katmaz Rodosçuk.Bir anda aristokrasi ve bürokrasilerin uğrak noktası olmuştur.Fakat şöyle bir durum vardı,

Rackozki yalnız değil,yanında bir de askerleri,soyluları ve danışmanlarından oluşan bir ekiple çalmıştı Rodosçuk’un kapısını.

Marmara’da Esen Avrupa Rüzgarı;

Diplomatik mektuplar yazılıyor,ülkesi ile iletişime geçmeye çalışıyor,ülkesinden gelen haberleri ilgi ile takip ediyordu.Kimliksiz olsa da ülkesinin haberlerini gün be gün takip ediyor,Habsburg’a karşı durumu yanındaki soylular ve danışmanları ile tartışarak sohbet ediyordu.

Misafirperver Osmanlı Stratejisi;

Prense ve yanındakilere maaş bağlandıktan sonra,konak ve korumaları da tahsis edilerek,Prensin rahat bir süreç geçirmesi sağlandı.Rodosçuk, İstanbul’a uzak,ama kontrollü bir sürgün yeriydi adeta.

Osmanlı’dan Günümüze Bir Veda-i Sürgün Yaşamı;

Macar prensi,burada vefat ettikten sonra naaşı ülkesi Macaristan’a taşındı.1735 yılına kadar Rodosçuk’ta misafir edilen prensin kalbinin bir kısmı da burada kaldı.

Topraklarımızda sessiz bir prens sürgün yaşarken,aristokratik olayların çevresinde bir şehir şekilleniyordu.