Trakya, 100 yılı aşkın süredir büyük bir deprem enerjisi biriktiriyor. Uzmanlar, Marmara'da beklenen büyük depremin sadece İstanbul'u değil, Tekirdağ'ı da doğrudan etkileyeceğini söylüyor. Depremin kaynağı 300-400 kilometre uzakta bile olsa, Tekirdağ'daki zemin yapısı sarsıntıyı büyütebiliyor. Özellikle kıyı kesimlerdeki alüvyon zeminler, deprem dalgalarını büyütüyor, sıvılaşma riskini artırıyor.
İnşaat Mühendisleri Odası Tekirdağ Şubesi'nin sahadaki tespitlerine göre, kentteki binaların yüzde 62'si olası bir depreme karşı riskli grupta yer alıyor. Bu sadece bir rakam değil. Binlerce hanenin, on binlerce insanın her gece aynı korkuyla uyuduğu anlamına geliyor. Yapı stokunun büyük bir kısmı mühendislik hizmeti görmemiş, yorgun ve standartların altında malzemeyle inşa edilmiş binalardan oluşuyor.

ŞARKÖY, FAYIN KARAYA ÇIKTIĞI KRİTİK NOKTA
Tekirdağ ilçeleri arasında fayla ilişkisi en açık yer Şarköy. Kuzey Anadolu Fay Sistemi'nin Marmara'daki devamı Gaziköy çevresinden karaya çıkarak Ganos Fayı olarak batıya uzanıyor. Şarköy - Mürefte hattı 1912'de büyük bir deprem yaşamıştı. Bu, bölgenin aktif tektonik karakterinin tarihsel kanıtı. Şarköy'de sadece bina güvenliği değil, kıyı yerleşimleri, ulaşım bağlantıları, heyelan potansiyeli ve tahliye olanakları da afet planlamasında ayrı bir başlık olarak duruyor.

SÜLEYMANPAŞA VE MARMARAEREĞLİSİ, ZEMİN EN BÜYÜK TEHLİKE
Süleymanpaşa ve Marmaraereğlisi, Marmara Denizi kaynaklı güçlü depremlerde Tekirdağ'ın en yakından izlenen yerleşimleri arasında. Kıyı şeridindeki alüvyon zemin, yeraltı suyu seviyesi ve yoğun yapılaşma, riski katlıyor. Aynı büyüklükteki bir deprem, sağlam zemindeki binayla alüvyon zemindeki binayı aynı şekilde etkilemiyor. Tekirdağ'da gerçek risk sadece faya kaç kilometre uzaklıkta olunduğuyla değil, binanın yaşı, taşıyıcı sistemi, zemin özellikleri ve yapılaşma yoğunluğuyla birlikte ortaya çıkıyor.

ÇORLU, ERGENE, ÇERKEZKÖY VE KAPAKLI'DA FARKLI TEHLİKE: SANAYİ
Çorlu, Ergene, Çerkezköy ve Kapaklı, kıyı ilçeleri kadar fayın hemen yanında değil. Ama tehlike burada farklı. Burası Türkiye'nin en yoğun sanayi bölgelerinden biri. Büyük bir Marmara depreminde sadece binalar değil, sanayi tesislerinde çıkabilecek yangın, tehlikeli madde sızıntısı ve altyapı hasarı gibi ikincil afetler de AFAD'ın planlarında yer alıyor. Yani deprem sonrası asıl sınav, sanayi bölgesinde yaşanabilir.
KENTSEL DÖNÜŞÜM, RANTSAL TARTIŞMAYA KURBAN EDİLMEMELİ
Tekirdağ'da kentsel dönüşüm uzun süredir konuşuluyor ama sahada beklenen hız yakalanamadı. İnşaat Mühendisleri Odası'nın uyarısı net: Kentsel dönüşüm bir an önce seferberlik ruhuyla ele alınmalı. Deprem öldürmez, gecikmiş kararlar ve çürük binalar öldürür. Tekirdağ, Marmara'nın parlayan sanayi ve lojistik üssü olma iddiasını sürdürüyor. Ama bu iddia sağlam temeller üzerine oturmadığı sürece kumdan bir kaleden farksız kalacak.

AFAD, Tekirdağ İl Afet Risk Azaltma Planı çalışmalarında depremi ilin öncelikli afet tehlikeleri arasında değerlendiriyor. MTA'nın 2026 Türkiye Diri Fay Haritası da Tekirdağ ve yakın çevresindeki aktif tektonik yapıları açıkça ortaya koyuyor. Artık eski tip birinci, ikinci, üçüncü derece deprem bölgesi sınıflandırması kullanılmıyor. AFAD'ın 2019'da yürürlüğe giren Türkiye Deprem Tehlike Haritası, illeri dereceyle değil, belirli noktalardaki yer ivmesi değerleriyle değerlendiriyor. AFAD ayrıca bu haritanın yerel zemin kaynaklı sıvılaşma, zemin büyütmesi ve farklı oturma gibi etkileri tek başına göstermediğinin altını çiziyor.

Sonuç net: Tekirdağ deprem gerçeğiyle yüzleşmek zorunda. Riskli binaların tespiti, kentsel dönüşümün hızlanması, toplanma alanlarının hazır tutulması ve sanayi bölgesindeki ikincil afet planlarının tamamlanması artık ertelenemez. Deprem ne zaman olacak bilinmiyor, ama Tekirdağ'ın ne kadar hazır olduğu bugünden belli.



