Bulgaristan sınırına yakın konumuyla dikkat çeken Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı Armutveren köyündeyiz. Yöre halkının hâlâ eski adıyla, Paspala olarak andığı bu köy, yaklaşık bir asırlık göç hikâyesinin izlerini taşıyor. Balkanlardan gelen Pomak ailelerinin yerleştiği köyde bugün geçmişin kalabalığından geriye eski evler, kapanan bir okul, yok olan bir değirmen ve hatıralarıyla yaşayan yaşlılar kalmış.

Armut

Kırklareli merkezine yaklaşık 45, Demirköy'e 30 kilometre uzaklıktaki Armutveren, bölgenin yeşilliğini ve doğal güzelliklerini koruyan yerleşimlerinden biri. Köy sakinleri, Armutveren'i Bulgaristan sınırına en yakın köylerden biri olarak tanımlıyor.

Armut25

KÖYÜN GİRİŞİNDE SİLİNEN TABELA, KAPANAN OKUL KARŞILIYOR

Armutveren'e girdiğimizde ilk dikkatimizi çeken, üzerindeki yazılar neredeyse silinmiş köy tabelası oluyor. Biraz ileride ise artık öğrencilerin seslerinin duyulmadığı eski ilkokul binası karşılıyor bizi.

Bir zamanlar çocukların eğitim gördüğü okulda bugün ders yapılmıyor. Köy taşımalı eğitim sistemine geçmiş. Köylülerin anlattığına göre Armutveren'de okula devam eden yalnızca bir öğrenci kalmış. Bu öğrenci de çevredeki beş köyden gelen öğrencilerle birlikte eğitimini Üsküp'te sürdürüyor.

Armut1

Köyün bugünkü sessizliğini anlamak için uzun uzun araştırma yapmaya gerek yok. Kapalı okul, yaşlanan nüfus ve boş kalan evler, yaşanan değişimin en belirgin işaretleri.

Armut3

ODUN ATEŞİNDE KAYNAYAN ÇAYIN BAŞINDA FİKRİ DEDE

Köyün içinde ilerlerken yolumuz kahvehaneye düşüyor. Bizi 78 yaşındaki Fikri Güler karşılıyor.

Kahvehanede çay kazanı odun ateşinde kaynıyor. Fikri Dede, yıllardır yaşadığı köyün hem geçmişine hem de bugününe tanıklık eden isimlerden biri.

Armut4

Bir zamanlar Armutveren'de beş kahvehane bulunduğunu anlatıyor. Ancak nüfus azaldıkça kahvehaneler de birer birer kapanmış. Bugün ayakta kalan tek kahvehaneyi oğluyla birlikte yaşatmaya çalışıyor.

Odun ateşinde demlenen çayımızı içtikten sonra köyü gezmek üzere kahvehaneden ayrılıyoruz. Fikri Dede'ye yeniden uğrayacağımıza söz veriyoruz.

Armut11

ASIRLIK EVLER KÖYÜN GEÇMİŞİNİ ANLATIYOR

Köy sokaklarında ilerlerken terk edilmiş eski bir ev dikkatimizi çekiyor. Yanımızdaki köylülerden biri yapının 40-50 yıllık olduğunu söylüyor. Ancak mimari özellikleri, evin çok daha eski olabileceğini düşündürüyor.

Armut22

Armutveren'de ahşap evler ağırlıkta. Aralarında az sayıda betonarme yapı da bulunuyor. Bazı eski evlerin alt katları geçmişte hayvan barınağı olarak kullanılmış, üst katları ise ailelerin yaşam alanı olmuş.

Park var tuvalet yok! Keşan'da yeni açılan parktaki tuvalet sıkıntısı tepki çekti
Park var tuvalet yok! Keşan'da yeni açılan parktaki tuvalet sıkıntısı tepki çekti
İçeriği Görüntüle

Armut12

Ahşap merdivenler, korkuluklar, eski kapılar ve yapıların mimari ayrıntıları, köyün tarihî dokusunu ortaya koyuyor.

Armut21

Evlerin kapılarında hazırlanan kışlık yiyecekler ise köy yaşamının tümüyle kaybolmadığını gösteriyor.

Armut20

PERİHAN NİNE GELİNİYLE KIŞLIK FASULYE AYIKLIYOR

Köy meydanından ilerleyip caminin görülebildiği noktaya geldiğimizde iki kadının evlerinin önünde çalıştığını fark ediyoruz.

Yanlarına yaklaşıp ne yaptıklarını soruyoruz. Kadınlardan biri 76 yaşındaki Perihan Güler. Geliniyle birlikte Armutveren'in meşhur kuru fasulyesini ayıklıyor.

Armut13

Sohbet ilerledikçe konu köyün bereketli topraklarından geçmişin güzel günlerine uzanıyor.

Perihan Nine, Armutveren'in tarımsal zenginliğini anlatırken “Armutveren'de ne ekersen olur. Çok bereketli topraklarımız. Biber, domates, ne ekersen olur. Ama eken yok” diyor.

Bu sözler, köyün en büyük sorunlarından birini de ortaya koyuyor. Toprak bereketli, üretim imkânı var ancak ekip biçecek insan sayısı giderek azalıyor.

Armut17

“NEREDEN NEREYE GELDİK, NEREDE O ESKİ GÜNLER?”

Perihan Nine'nin asıl özlemi ise tarımdan çok geçmişteki insan ilişkilerine.

Eskiden köyde birlik, beraberlik, dayanışma ve komşuluk bağlarının güçlü olduğunu anlatıyor. İnsanların birbirlerinin yardımına koştuğu günleri özlemle hatırlıyor.

Bugünkü ilişkilerden duyduğu üzüntüyü dile getirirken insanların birbirlerinin kuyusunu kazmaya çalıştığını söylüyor.

Gençlerin büyüklere, büyüklerin de küçüklere eskisi gibi değer vermediğinden yakınıyor.

“Nerede o eski günler?” diye iç geçirirken yalnızca kendi gençliğini değil, kalabalık sofraları, komşulukları ve kaybolmaya yüz tutmuş köy kültürünü de özlediği anlaşılıyor.

Perihan Nine'nin sözleri, göçün yalnızca nüfusu azaltmadığını, köyün sosyal yaşamını da değiştirdiğini düşündürüyor.

A R M U T6

BİRİ KÖYÜN GEÇMİŞİNİ, DİĞERİ GELECEĞİNİ ANLATIYOR

Perihan Nine ile sohbetimizi tamamladıktan sonra köy sokaklarında gezintimize devam ediyoruz. Eski evlerin arasından geçerken Fikri Dede'ye verdiğimiz sözü hatırlıyoruz.

Yeniden kahvehaneye döndüğümüzde ilginç bir ayrıntıyı öğreniyoruz. Az önce sohbet ettiğimiz Perihan Nine, Fikri Güler'in eşiymiş.

Böylece Armutveren'in geçmişini aynı ailenin iki farklı anlatımından dinleme fırsatı buluyoruz.

Perihan Nine geçmişteki insan ilişkilerine duyduğu özlemi anlatırken, Fikri Dede köyün nüfusunu, kapanan iş yerlerini ve giderek azalan üretimi gündeme getiriyor.

Armut7

“BEŞ KAHVEHANE VARDI, ŞİMDİ BİR TANE KALDI”

Köyün bir zamanlar oldukça hareketli olduğunu belirten Fikri Güler, geçmişte beş kahvehanenin hizmet verdiğini söylüyor.

Bugün ise oğluyla birlikte işlettiği tek kahvehaneyi ayakta tutmaya çalışıyor.

Güler'in anlattığına göre köyde 60-70 civarında hane bulunmasına rağmen yıl boyunca yaşayanların sayısı oldukça az. Köyün sürekli ikamet eden nüfusunun 120 kişi civarında olduğunu ifade ediyor.

Bu rakam Fikri Dede'nin köyde fiilen yaşayanlara ilişkin tahmini. Nüfus kayıtlarında ise Armutveren'in 2025 yılı nüfusu 163 kişi olarak görünüyor.

Fikri Dede, yıllar önce köydeki hareketliliğin bambaşka olduğunu, tarım ve hayvancılığın önemli geçim kaynakları arasında bulunduğunu anlatıyor. Bugün tarımsal üretimin çok azaldığını, hayvancılığın da eski önemini kaybettiğini söylüyor.

Ormancılığın köy yaşamındaki yerini koruduğunu ancak bunun eski canlılığı geri getirmeye yetmediğini belirtiyor.

Armut8

TARİHÎ DEĞİRMENDEN GERİYE HATIRALAR KALDI

Fikri Dede'yi en fazla üzen konulardan biri de köyün tarihî değirmeninin yok olması.

Çocukluğunda köylülerin değirmene ürün taşıdığını ve köyün ihtiyaçlarının burada karşılandığını anlatıyor.

Yıllar içerisinde nüfus azalınca değirmenle ilgilenecek kimse kalmamış. Zamanla harap olan yapı da yıkılarak ortadan kaybolmuş.

Armut10

Fikri Güler, çocukluğunun değirmenini anlatırken, “Benim çocukluğumda değirmene yük getirirdik. Köyümüzün ihtiyacı orada görülürdü. Şimdi görüyorsunuz, yerinde yeller esiyor” sözleriyle geçmişe duyduğu özlemi dile getiriyor.

PASPALA, BALKANLARDAN GELEN POMAKLARIN KÖYÜ

Armutveren'in hikâyesi yalnızca göç veren bir köyün hikâyesi değil. Aynı zamanda Balkanlardan Trakya'ya uzanan bir göçün de izlerini taşıyor.

Eski adı Paspala olan köyün, yörede aktarılan tarihî bilgilere göre 1922-1923 yıllarında Bulgaristan ve Yunanistan'dan savaşların ardından göç eden Pomak aileleri tarafından kurulduğu anlatılıyor.

Armut5

Köyün kültürel kimliğinde Pomak geçmişi önemli bir yer tutuyor. Balkanlardan taşınan yaşam biçimi, tarımsal alışkanlıklar ve aile gelenekleri Armutveren'in tarihî hafızasını oluşturuyor.

1980'li yıllardan itibaren büyük kentlere yönelen göçlerle genç nüfusun önemli ölçüde azalması ise köyün sosyal ve ekonomik yaşamını değiştirmiş.

Armut23

POMAK NE DEMEK, POMAKLAR KİMDİR?

Pomaklar, ağırlıklı olarak Balkan coğrafyasında yaşayan, çoğunluğu Müslüman olan, kendilerine özgü dil ve kültürel geleneklere sahip bir topluluk.

Özellikle Bulgaristan'ın Rodop Dağları, Yunanistan'ın Batı Trakya bölgesi ve Kuzey Makedonya'da tarihî yerleşimleri bulunuyor. Türkiye'de ise başta Trakya olmak üzere farklı bölgelerde Pomak toplulukları yaşıyor.

Pomakların kökenine ilişkin tarihsel olarak farklı görüşler bulunuyor. Slav kökenli olduklarını savunan araştırmaların yanında Kuman-Kıpçak Türkleriyle bağlantılarını öne çıkaran çalışmalar da var. Konuştukları Pomakça, genel dilbilim sınıflandırmasında Güney Slav dilleriyle ilişkilendiriliyor.

Pomak sözcüğünün kökenine ilişkin görüşlerden biri de Slav dillerindeki “yardımcı” anlamıyla bağlantılı olduğu yönünde. Ancak kelimenin kökeni konusunda da farklı açıklamalar bulunuyor.

Armutveren de Pomak kültürünün Trakya'daki yerleşim örneklerinden biri olarak geçmişini yaşatmaya çalışıyor.

Armut16

FASULYESİ MEŞHUR, TOPRAĞI BEREKETLİ AMA ÜRETEN AZ

Armutveren'in önemli özelliklerinden biri de kuru fasulyesi.

Köylülerin anlattığına göre bölgenin toprağı, fasulye başta olmak üzere domates, biber ve çeşitli sebzelerin yetiştirilmesine elverişli.

Geçmişte tarım ve hayvancılıkla geçinen köyde bugün üretimin oldukça azaldığı belirtiliyor.

Perihan Nine'nin geliniyle ayıkladığı kuru fasulyeler ise bu üretim kültürünün hâlâ sürdüğünü gösteriyor.

Köy yaz aylarında gelen gurbetçilerle hareketleniyor. Ancak yaz mevsimi sona erdiğinde sokaklar yeniden sessizliğe bürünüyor.

Armut24

FİKRİ DEDE'DEN MARMARA HABER ARACILIĞIYLA DAVET

Köyden ayrılmadan önce Fikri Güler'e son sözünü soruyoruz.

Armutveren'in doğal güzelliklerinin daha fazla insan tarafından tanınmasını isteyen Güler, özellikle köy yaşamını sevenleri Paspala'ya davet ediyor.

“Köyümüz çok güzel, oksijeni bol. Gelen herkes köyümüze hayran oluyor, beğeniyor. Bir arsa alsınlar, ev yapsınlar, yazları gelsinler isteriz biz” sözleriyle köyün yeniden canlanmasını arzuladığını anlatıyor.

Onun isteği yalnızca yaz aylarında birkaç evin kapısının açılması değil. Yeniden insanların yaşadığı, çocukların sokaklarında oynadığı, toprakların ekilip biçildiği bir Armutveren görmek.

Karapınar Şelalesi

KARAPINAR ŞELALESİ DE ARMUTVEREN DE

Karapınar Şelalesi Çukurpınar ile Armutveren arasında yer alıyor. Yazın havaların ısınması ile suyunun çoğu zaman kuruduğu ve tabanının sert ve taşımsı bir yapıya sahip olması ve kat kat havuzlu yapısıyla değişik bir görünüme sahip.

Kat kat oluşmuş olan ufak ufak havuzlardan suların belli bir yükseklikten düşmesi şelale görüntüsü vermektedir. Aslında çok büyük bir şelale değildir.

Arrmut25

BİR KÖYÜN SESSİZLİĞİNDE İKİ AYRI ÖZLEM

Armutveren'den ayrılırken geride iki insanın sözleri kalıyor.

76 yaşındaki Perihan Nine, insanların birbirlerine daha çok değer verdiği, komşuluğun ve dayanışmanın güçlü olduğu eski günleri özlüyor.

78 yaşındaki Fikri Dede ise köyünün yeniden kalabalıklaşmasını, terk edilen evlerin canlanmasını, toprakların yeniden işlenmesini istiyor.

Birinin özlemi geçmişteki insan ilişkilerine, diğerinin umudu geleceğe uzanıyor.

Bulgaristan sınırına yakın, yeşillikler içindeki bu eski Pomak köyünde bugün hâlâ odun ateşinde çay kaynıyor, kapı önlerinde kışlık fasulye ayıklanıyor, yaşlılar geçmişin hatıralarını anlatıyor.

Armutveren1

Ama Armutveren'in geleceğine ilişkin en önemli soru cevabını bekliyor:

Paspala, yeniden çocuk sesleriyle, dolu kahvehaneleriyle ve bereketli tarlalarıyla eski günlerine dönebilecek mi?

Paspala

Muhabir: Nusret Odabaş