Kırkpınar efsanesinin başlangıcı, yaygın anlatıma göre 1346 yılına uzanıyor. Orhan Gazi döneminde Rumeli'ye sefere çıkan Süleyman Paşa'nın emrindeki 40 akıncı, bugün Yunanistan sınırlarında kalan Samona bölgesinde mola verdi.
Akıncılar, güçlerini ve hünerlerini göstermek amacıyla güreşe tutuştu. Saatler süren karşılaşmalarda Ali ve Selim adlı iki kardeş birbirine üstünlük sağlayamadı.

GÜREŞ GECE BOYUNCA SÜRDÜ
Aradan zaman geçti. İki kardeş, bir Hıdrellez günü Edirne yakınlarındaki Ahıköy çayırında yeniden karşı karşıya geldi.
Sabah başlayan güreş gün boyunca sürdü. Ne Ali ne de Selim rakibini yenebildi. Hava karardığında mücadele mum ve meşale ışığında devam etti.
Efsaneye göre güreşi bırakmayan iki kardeş, sonunda bitkin düşerek aynı çayırda hayatını kaybetti.

MEZARLARINDAN PINAR FIŞKIRDI
Arkadaşları, Ali ve Selim'i güreştikleri yerde bulunan bir incir ağacının altına defnetti.
Rivayete göre yıllar sonra bölgeye yeniden gelen akıncılar, iki pehlivanın mezarlarının bulunduğu yerde berrak suların aktığı bir pınarla karşılaştı.
Bunun üzerine yöre, 40 akıncının hatırasını yaşatmak amacıyla Kırkpınar adıyla anılmaya başlandı.

EFSANE YÜZYILLARI AŞAN GELENEĞE DÖNÜŞTÜ
Ali ve Selim'in mücadelesiyle ilişkilendirilen yağlı güreş geleneği, zaman içerisinde büyük bir organizasyona dönüştü.

Bugün Edirne'nin Sarayiçi bölgesinde düzenlenen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, Türkiye'nin en önemli geleneksel spor etkinlikleri arasında bulunuyor.

Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali, 2010 yılında UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne alındı.

EFSANENİN TARİHSEL GERÇEKLİĞİ
Kırkpınar'ın başlangıcına ilişkin anlatımların ayrıntıları farklılık gösteriyor. Edirne Valiliği efsaneyi 1346 yılına dayandırırken Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu başka bir anlatımda 1357 yılını esas alıyor.
