Demirköy'ün ormanları ve meraları arasında geçen bir yaşam... Ercan Kafadar, henüz 9 yaşındayken başladığı çobanlığı bugün de sürdürüyor.

Ailesinde dört kuşaktır devam eden çobanlık geleneğinin babası tarafından da yaşatıldığını anlatan Kafadar, babasının bankada çalıştığı yıllarda bile hayvancılıktan kopmadığını söylüyor.

KURT, ÇAKAL VE DOMUZLARA KARŞI SÜRÜSÜNÜ KORUYOR
Çobanlığın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını belirten Kafadar, doğada karşılaştığı tehlikelere dikkat çekiyor.
Sürüsünü kurt, çakal ve yaban domuzu gibi yabani hayvanlardan korumak zorunda kaldığını anlatan deneyimli çoban, mesleğinin büyük emek, sabır ve dikkat gerektirdiğini ifade ediyor.

“MEZARDAN KALKSA BU TOPRAKLARIN SATILDIĞINA İNANAMAZ!”
Kafadar'ın en büyük üzüntülerinden biri ise Demirköy'deki arazilerin satılması.
Geçmişte ilçenin en varlıklı kişilerinden birine ait olduğunu anlattığı toprakların bugün el değiştirmesinden yakınan Kafadar, yaşanan değişimi çarpıcı sözlerle dile getiriyor:

“Bu arazilerin sahibi Demirköy'ün en zengin adamıydı. Mezardan kalksa bu toprakların satıldığını duysa kalp krizi geçirir.”
Kafadar'ın sözleri, bölgede değişen mülkiyet yapısına ve geleneksel hayvancılığın geleceğine ilişkin kaygılarını ortaya koyuyor.
ÇOBANLIK YAPARAK İKİ ÇOCUĞUNU ÜNİVERSİTEDE OKUTTU
Yıllarını hayvanlarının peşinde, doğanın zorlu koşullarında geçiren Ercan Kafadar'ın hayatındaki en önemli başarılarından biri de çocuklarının eğitimi.
İki çocuğunu üniversitede okuttuğunu anlatan Kafadar, ailesinin geçimini sağlarken onların eğitimine de öncelik verdi.
Dört kuşaktır sürdürülen bir meslek, çocukların eğitimi için verilen emek ve değişen kırsal yaşam...
Ercan Kafadar'ın hikâyesi, yalnızca bir çobanın hayatını değil, Demirköy'de kuşaklar boyunca devam eden hayvancılık kültürünü ve bu kültürün karşı karşıya kaldığı değişimi de anlatıyor.

