Kırklareli’nin Babaeski ilçesine bağlı Mutlu köyünün eski adı Kofalça. Köyde anlatılan bir hikâye, bu eski adı da bugüne taşıyor. Hikâyenin başkahramanı, asıl adının Fatma olduğu söylenen Bolca Nine. Yöre halkı onu, yoldan geçenlere kapısını açan ve sofrasındakini paylaşan bir kadın olarak hatırlıyor.

FATMA’NIN KORULUĞA ÇEKİLİŞİ
Söylenceye göre Fatma, 15. yüzyılın başlarında dünyaya geldi. Edirne’nin Osmanlı’ya başkentlik ettiği yıllarda, Rumeli’ye giden akıncıların yolu Kofalça’dan geçerdi. Mihailoğulları’ndan akıncı beyi Gazi Ahmet de bu yolculuklardan birinde Fatma’yla tanıştı. İkisini ayıran haber ise Gazi Ahmet’in sefere gittiği Romanya’dan geldi. Gazi Ahmet’in öldüğünü öğrenen Fatma, köyün dışındaki koruluğa çekildi.

Köylüler zamanla Fatma’nın yaşadığı koruluk hakkında hikâyeler anlatmaya başladı. Kapısına hasta gelenlerin şifa bulduğu, ağaçların dallarını eğecek kadar meyve verdiği, yürüdüğü tarlalarda başakların ağırlaştığı söylendi. Fatma’nın adı, köyde bolluk ve bereketle anılır oldu.

“YİYİN EVLATLARIM, BOLCA BOLCA YİYİN”
Bir gün aç ve yorgun bir grup asker Kofalça’ya uğradı. Koruluktan gelen yemek kokusunu takip eden askerleri Fatma karşıladı. Ocağında bulgur aşı pişiyordu. Askerleri oturttu, önlerine birer tas koydu.

Rivayet bu ya, Fatma kepçeyi tencereye her daldırdığında bulgur aşı eksileceğine çoğaldı. Herkes doyana kadar yemek dağıtan Fatma, bir yandan da “Yiyin evlatlarım, yiyin. Daha çok var, bolca bolca yiyin” diyordu. Köyde anlatıldığına göre Bolca Nine adı, işte o sofradan kaldı.

FATİH SULTAN MEHMET’İN ZİYARETİ
Efsanenin bir başka bölümünde Fatih Sultan Mehmet, Arnavutluk seferi sırasında Kofalça yakınlarında konaklar. Askerlerinden Fatma’nın hikâyesini dinleyen padişah, hayır duasını almak için koruluğa gider. Fatma’nın ona, giriştiği savaşların bir sebebi olması ve askerinin canını boş yere tehlikeye atmaması gerektiğini söylediği anlatılır. Rivayete göre Fatih de bundan böyle ona Bolca Ana denmesini ister.

Ziyaretin ardından Fatma, askerlerden toprağa sapladıkları kargıları bir gece korulukta bırakmalarını rica eder. Ertesi sabah kargılarını almaya gelen askerler, her birinin yeşerip fidana döndüğünü görür. Hikâyenin bu bölümü de Bolca Nine’nin bereketle anılmasının bir parçası olarak dilden dile aktarılır.

HIDIRELLEZDE MUTLU KÖYÜ’NDE YAŞAYAN GELENEK
Bolca Nine’nin Mutlu köyündeki türbesi, Hıdırellez döneminde ziyaret ediliyor. Hıdırellez’in ilk haftasına rastlayan cumayı izleyen üç hafta boyunca köye Trakya’dan ve başka yörelerden ziyaretçiler geliyor.
Yüzyıllardır anlatılan bu hikâyeden geriye en çok o sofra kalıyor. Köyün dışındaki korulukta bir kadın, yoldan geçenleri görünce elindeki kepçeyi kaldırıp onlara yer açıyor. Adını da o sırada söylediği iki kelimeden alıyor: “Bolca bolca.”





