Osmanlı İmparatorluğu yıkılmaya yüz tuttuğu andan itibaren de bu bölgeye yerleşmek amacıyla geniş araziler satın almaya başladılar. Takriben bir asır önce Filistin bölgesinde Yahudiler yok denecek kadar az sayıda bir topluluktu. 1904-1914 yılları arasında bölgeye 40 bin Yahudi göç ettirildi. Tek düşünceleri bu bölgede bir devlet kurmaktı. Bu amaca matuf olarak azim ve sebatla mücadele ettiler. Önce arazi satın alarak dünyanın muhtelif yerlerinden getirdikleri Yahudi aileleri buralara yerleştirdiler. Ardından emellerini gerçekleştirmek açısından dünya gidişatı kendileri için elverişli olunca bağımsız ve egemen bir devletin temellerini attılar. Zaten bu coğrafyada iki bin sene önce birkaç kez devlet kurmuş ve birkaç devlet batırmışlardı. İsrail Devleti İkinci Dünya Savaşı'nın hemen akabinde 1948 de kuruldu. Filistin ve diğer Arap ülkeleriyle yaptığı tüm savaşları kazanarak burada pekişip kalmasını bildi. Arap Devletlerinin yöneticilerinin çoğusu ya Amerikan yanlısıdır ya da Batı yanlısıdır. Bu sebeple Filistin çözümüne yanaşmak istemiyorlar. FiIistin'in kurtuluşu onların yok oluşunu hızlandıracağı için bu konuda hep göstermelik davranıyorlar. Şu hususu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, Filistin probleminde Arap ülkeleri hatta diğer İslam ülkeleri samimi değildirler. Eğer samimi olsaydılar bu işler çoktan çözülmüştü. Dünyada irili ufaklı 50'nin üzerinde İslam ülkesi var. Bunların her biri bir gecede 10 uçak kaldırıp İsrail'in tepesine inseydi bu devlet bu kadar genişleyebilir veya bu kadar güçlenebilir miydi? Nedense Filistin ve İsrail probleminde İslam ülkeleri, tabanlarını kandırmada aynı yolu takip ediyor Güya her bir İslam Ülkesi, Filistin halkına en fazla kendilerinin destek verdiğini ileri sürerek yönettikleri halkı uyutmaya çalışıyorlar. Oysa kazın ayağı hiç de öyle değildir. İslam ülkelerinin içinde en çok çırpınan ve en çok didinen Arap olmayan iki İslam ülkesi var. Birincisi İran, İkincisi Türkiye'dir. Bu konuda İran daha aktif görünüyor ama bu aktiflik ırksal ve mezhepseldir. Bu ülke zamana ve bölgeye göre ırksal ve mezhepsel çıkışlarla etkinlik alanını genişletmeye çalışıyor. Örneğin, Irak, Suriye ve Filistin'de bunun belirgin özelliklerini bütün dünya açıkça gördü. İran mezhep boyasına batırılmış Farslılığı yaymak için gittiği ve yerleştiği Irak da sert kayaya çarptı ve buranın aynı mezhebe inanan Şiî güçleriyle karşı karşıya gelerek istenmeyen bir devlet olarak ilan edildi. Arapların, Filistin sorununda içtenliği tartışılır haldedir. Amerika ve Batı'yla bu denli entegre olmuş bir milletin bu konudaki etkinliği zayıf ve cılız kalacağı malumdur. Bakar mısınız, Türkiye kadar olup ticareti bile kesemediler! Arap ülkelerinin suskun ve pasif tutumu bir anlamda İsrail'e destektir. Dolayısıyla bu edilgen tavır, İsrail Devleti'ni daha bir saldırgan ve daha bir zulümkâr yapıyor. İsrail'i şımartan ve zulümkâr yapan; terör devleti noktasına taşıyan bölgenin Müslüman ülkeleridir. Ardından ise Amerika ve Batı ülkeleri gelmektedir. Kimse bize maval okumasın. Boşuna kalkıp Batı'yı, Amerika'yı ve İsrail'i kınamasın! Onları İslam ülkeleri bu hale sokmuştur. Yahudilerin arkasında Aslan gibi duruş sergileyen Batılı Hıristiyanları, bu çizgiye getiren Müslüman ülkeleridir! Bu işler gaz almakla, kahrolsun diye bağırmakla çözülemez. Orada akan Müslüman çocukların kanı önce Müslüman ülkelerin yöneticilerinin eline bulaşmıştır! Kerbela'da Hz. İmam Hüseyin'i şehit ettiklerinde onu seven taraftarları oturup yüz sene ağladı. Kimsenin aklına bu zulme sebep olan Emevi Devletini yıkmak gelmedi. Ancak yüz sene sonra Eba Müslimi Horasanî gibi kahraman bir Türk kıyam ederek bu zulüm devletini ortadan kaldırdı. Şimdi Müslümanların aklına böylesine bir terörist ve haydut devleti yıkmak gelmiyor! Uzaktan uzağa zırlamakla, homurdanmakla ve "atıp tutmakla" bu işler olmuyor! Ortada bir zulüm var. Zulüm payidar ve abad kalamaz! Bu zulmü yapan İsrail Devleti'dir, teşvik eden Müslüman Ülkeleridir ve destekleyen de Haçlılardır! Yahudiler bu bölgede ne zaman bir devlet kurmuşlarsa komşu milletlere devamlı zulüm yapmışlardır. Tarihteki gibi İsrail'in hakkından gelebilecek yeni bir "Babil devletine" ihtiyaç vardır! FAHRETTİN MASUM BUDAK