Lozan Anlaşması'ndan beri Yunanistan'ın Türkiye ile girdiği rekabette kendisini dev aynasında görmesi veya göstermesi, kendi gücüyle alakalı değildir. Kimi devletler, sırf Türkiye'nin önünü kesmek için Yunanistan'ı zaman zaman kışkırtmaya çalışır. Yoksa Yunanistan'ın Türkiye ile boy ölçüşecek ne gücü vardır ne de cüssesi...
Türkiye ile sorunu olan bazı güçlü devletlerin kolayca buldukları bir yöntem vardır. Bölgede aklı, özünde olmayan küçük devletlere Türkiye'nin yumuşak karnını hedef gösterirler. Bu küçük devletlerden biri de Yunanistan'dır. Batılı devletler, Türkiye'yi oyalamak ve hedeflerinden saptırmak için Yunanistan'ı daima maşa olarak kullanıyorlar. Yunanistan bu konuda oltaya düşmeye hazır bir balık gibi beklemektedir. En ufak bir krizde kullanmak üzere Yunanistan hazır bir şekilde bekletiliyor. Bölgede sadece Yunanistan değil, Kıbrıs Rum Kesimi, İsrail ve Ermenistan gibi devletler de bunların sıkıştıkları dönemlerde Türkiye'ye karşı kullandıkları devletlerden bazılarıdır.
Burada amaç, Türkiye'nin önünü kesmek, oyalamak ve ilerlemesini durdurmaktır. Bu politika, Batı'nın önemli bir taktiğidir. Türkiye'nin etrafında bulunan ufak tefek devletler, Batı'ya göbek bağı ile bağlıdır. Batı, tam iki asırdır bunu başarılı bir biçimde uyguluyor.
Yunanistan, Ege adalarından ve Batı Trakya Türklerinden dolayı Türkiye'den çok korkuyor. Çünkü her iki yerde de Lozan Anlaşması'nı delmiş ve keyfî bir uygulama başlatmıştır. Yani Türkiye'ye karşı büyük bir suç işlemiştir. Yunanistan'ı bu suça itenler Batılı devletlerdir. Yoksa tek başına Yunanistan bunu yapabilir mi? Batılı devletler, günü ve zamanı geldiğinde Yunanistan'ı Türkiye'ye karşı kullanmak için bu tür argümanları koz olarak tutmaya çalışıyor. Yunanistan'a, "Arkanda biz varız, korkmana gerek yoktur." anlayışıyla daima kullanılabilecek bir alanı hazır tutmaya çalışıyorlar.
Yunanistan'ın Batı'nın kışkırtma ve teşvikiyle başından büyük işlere kalkışması hiç de hayra alamet değil. Ege adalarını silahlandıran Yunanistan, Türkiye karşısında ne yapacağını bilmiyor. Halkına devamlı korku yayıp silahlanıyor. Kurbağa olduğu hâlde tosun olmaya kalkıyor. Lozan'daki anlaşmaları sürekli çiğniyor. Bütün bunları yaparken de Batı'nın göz kırpmasına ve arkadan iteklemesine ihtiyaç duyuyor.
Peki, Yunanistan yıllardır Batı'nın provokasyonuyla tüm anlaşmaları hiçe saymaya devam edecek mi? Ya da Türkiye bu zorbalığa ve korsanlığa ilânihaye göz yumacak mı? Bir kere Türkiye, tek taraflı çiğnenen bu anlaşmalara uzun süre göz yumamaz ve görmezlikten gelemez. Ancak sırasını ve zamanını beklemek zorunda olduğunu da bilmelidir.
Yunanistan bu konuda tek değildir. Her hâlükârda Batı, Yunanistan'ın arkasındadır. Türkiye buna göre tedbirini almalıdır. Provokasyonlara gelmemelidir. Sabırlı olmalı ve hazırlıklarını sürdürmelidir. Türkiye'nin şu sıralar Batı tarafından savaşa çekilmek istendiğini görmelidir. Sebebi belli ve açıktır. Artık Batı, Türkiye'nin daha fazla ilerlemesini ve güçlenmesini istemiyor. Gelecekte başlarına dert olacak bir Türkiye'den korkuyorlar. Yılan gördükleri Türkiye'nin başını kaldırmadan ezilmesini istiyorlar. Dünyanın önde gelen ilk 10 devletinden biri olan Türkiye'nin, aynı gidişle ilk beşe girmesine tahammülleri yoktur. Onun için Türkiye savaşa girmeli ve bugüne kadar elde ettiği tüm kazanımlarını tamamen kaybetmeli, güçsüz düşmeli ve geçmişte olduğu gibi Batı'nın koltuğunun altına tekrar dönmelidir.
Er veya geç Kıbrıs, Ege ve Batı Trakya meselesinde Türkiye ile Yunanistan sahada mutlaka hesaplaşacaktır. Temennimiz odur ki, Batı dünyasının, Yunanistan için açtığı bu günah defterinin dolmak üzere olduğunu inşallah bir gün görmesidir!
FAHRETTİN MASUM BUDAK